Şeker sektöründe bugün önemli bir toplantı yapıldı.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, sektörün önemli isimlerini Bakanlıkta aynı masada topladı.
AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, PANKOBİRLİK ve Konya Şeker Başkanı Ramazan Erkoyuncu, Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Hüseyin Akay, PANŞEK Başkanı Orhan Can ve Başkan Vekili Ali Yetkin, TÜRKŞEKER Genel Müdürü Muhiddin Şahin ve Şeker Dairesi Başkanı Mümtaz Sinan toplantıdaydı.
Masada çiftçinin beklediği 2026/2027 kampanya dönemi pancar alım fiyatından düşük şeker fiyatlarına, yüksek stoktan nişasta bazlı şeker ve yüksek yoğunluklu tatlandırıcılara kadar sektörün önemli sorunları vardı.
Bakan Yumaklı da toplantının ardından sektörün bütün süreçlerinin kapsamlı şekilde istişare edildiğini açıkladı.
Ancak ayrıntılar kamuoyuyla paylaşılmadı.
Biz paylaşalım.
PANCARIN MALİYETİ 2 BİN 950 LİRA HESAPLANDI
Aldığımız bilgilere göre toplantıda Şeker Dairesi ile PANŞEK'in ayrı ayrı hazırladığı pancar üretim maliyeti çalışmaları görüşüldü.
İki çalışmada da birbirine yakın rakamlar çıkmış.
Bir dekar pancarın maliyeti yaklaşık 19-20 bin lira seviyesinde bulunmuş. Ortalama verim 6,5 ton üzerinden hesaplandığında bir ton pancarın üretim maliyeti yaklaşık 2 bin 950 liraya geliyor.
Tarımdan Haber olarak daha önce gündeme getirdiğimiz 3 bin 750 liralık pancar alım fiyatı beklentisi de Bakanlıktaki bu maliyet çalışmasıyla birlikte güçlenmiş durumda.
Ancak çiftçinin beklentisi bunun üzerinde. Üreticiler artan gübre, mazot, sulama, işçilik ve söküm maliyetlerini gerekçe göstererek 3 bin 750 liranın yetersiz kalacağını, fiyatın en az 4 bin lira ve üzerinde açıklanması gerektiğini dile getiriyor.
Bakan Yumaklı'nın toplantının ardından pancar alım fiyatını birkaç gün içerisinde açıklaması bekleniyor.
Ancak sektörün sorunu sadece pancara kaç lira verileceği değil.
PANCARA FİYAT VERECEKSİNİZ, PEKİ ŞEKERİ KAÇA SATACAKSINIZ?
Çiftçiye verilecek fiyat kadar fabrikaların bu pancardan ürettiği şekeri hangi fiyattan satacağı da önemli.
Bugün şeker stoku yüksek, fiyat düşük, fabrikaların finansman ihtiyacı ise yüksek.
TÜRKŞEKER, Ağustos ayında 1 kilogram şekerin satış fiyatını 38,60 lira olarak açıklamıştı.
Edindiğimiz bilgilere göre Bakanlık şeker fiyatıyla ilgili yeni bir çalışma yapmış. Hazine ve Maliye Bakanlığından onay çıkması halinde TÜRKŞEKER'in satış fiyatının 50 lira seviyesine yükseltilmesi bekleniyor.
Demek ki mevcut fiyatın sürdürülebilir olmadığı görülüyor.
Tam da burada karşımıza başka bir rakam çıkıyor:
37 lira.
PANCAR FİYATI BELLİ DEĞİL AMA YENİ ŞEKER 37 LİRADAN SATILDI
Edindiğimiz bilgilere göre Konya Şeker, büyük şeker tüccarlarından Remzi Çakar'a 50 bin ton şekeri kilogramı 37 liradan sattı.
Üstelik bu geçen yılın stoku değil, yeni kampanya döneminin şekeri.
Yani çiftçinin pancarına kaç lira ödeneceği henüz belli değilken o pancardan üretilecek şekerin 50 bin tonu satılmış durumda.
50 bin ton, 50 milyon kilogram şeker demek.
37 liradan yaklaşık 1 milyar 850 milyon liralık bir satış söz konusu. Aynı miktarın kilogramı 50 liradan karşılığı ise 2,5 milyar lira.
Arada 650 milyon lira var.
Buradan “Konya Şeker 650 milyon lira zarar etti” sonucu çıkaramayız. Satışın vadesini, finansman şartlarını ve sözleşmenin bütün hükümlerini bilmiyoruz.
Ama şu soruyu sormamız gerekiyor:
Konya Şeker yeni kampanya şekerini neden 37 liradan satmak zorunda kaldı?
Konya Şeker'in içinde bulunduğu mali sorunlar malumunuz. Fabrikanın nakit ihtiyacı bu satışın önemli bir nedeni olabilir.
Ancak mesele sadece Konya Şeker değil.
AYNI İKİ TÜCCAR KAYSERİ ŞEKER'DE DE KARŞIMIZA ÇIKIYOR
Yine edindiğimiz bilgilere göre aynı iki büyük tüccar geçtiğimiz ay Kayseri Şeker'den de 100 bin tonun üzerinde şekeri kilogramı yaklaşık 39 liradan aldı.
Kayseri Şeker'deki şeker geçen yılın ürünü, Konya Şeker'deki ise yeni kampanyanın şekeri.
Ama ortak nokta aynı:
Büyük miktarlı satışlarda aynı alıcılar karşımıza çıkıyor.
Finansman sıkıntısı yaşayan fabrikalar nakit ihtiyacını karşılamak için şeker satmak zorunda. Milyarlarca liralık şekeri tek seferde alabilecek finansman gücü ise sadece bu iki büyük tüccarda bulunuyor.
Üstelik alınan şeker hemen fabrikadan çekilmiyor. Şeker fabrikaların stoklarında duruyor, satış ve sevkiyat buradan yapılıyor.
Böyle bir yapıda finansman sıkıntısı içindeki fabrikanın pazarlık gücü azalırken, büyük alıcının gücü artıyor.
TÜRKŞEKER'DE DE AYNI İKİ FİRMA
Bu iki firmanın piyasadaki ağırlığını TÜRKŞEKER satışlarında da gördük.
TÜRKŞEKER'in Ağustos ayına kadar uyguladığı 50 bin ton baremli indirimli şeker satışlarının bu iki firmanın işine yaradığını daha önce gündeme getirmiştik. Sistem tartışılmaya başlandıktan sonra TÜRKŞEKER bu satış modelinden vazgeçti.
Ardından TÜRKŞEKER indirimli ve 6 ay vadeli şeker satışına çıktı.
Ne oldu?
Bu iki firma da piyasaya 6 ay vadeli, üstelik TÜRKŞEKER'in altında fiyatla şeker vermeye başladı.
O zaman haklı olarak şu soruyu sormamız gerekiyor:
Türkiye'de şeker fiyatını fabrikalar mı belirliyor, yoksa bu iki büyük tüccar mı?
Çünkü mesele artık sadece kimin ucuza şeker aldığı değil.
TÜRKŞEKER ile söz konusu iki büyük kooperatif fabrikası Türkiye şeker üretiminin yaklaşık yüzde 70'ini gerçekleştiriyor. Bu üreticilerin satış kabiliyetini etkileyebilecek ölçüde bir piyasa gücü oluşmuşsa, bunu sıradan bir tüccar-fabrika ilişkisi olarak göremeyiz.
TÜRKŞEKER'İN 100 BİN TONLUK KIYAK SATIŞI DA HALA CEVAP BEKLİYOR
Üstelik ortada geçmişten kalan önemli bir soru daha var.
Tarımdan Haber olarak geçtiğimiz Mayıs ayında TÜRKŞEKER'in genel bir duyuru ve ilan yapmadan bu iki firmaya satış fiyatının altında toplam 100 bin ton şeker sattığını gündeme getirmiştik.
Yaptığımız hesaplamada satış fiyatları arasındaki farkın yaklaşık 600 milyon liraya ulaştığını ortaya koymuştuk.
O gün de sorduk, bugün de soruyoruz:
Neden bu iki firma?
100 bin ton şeker neden bütün piyasanın katılabileceği açık ve rekabetçi bir satış yöntemiyle satılmadı?
Diğer tüccarlara neden aynı şartlarda alım imkanı verilmedi?
Bugün aynı firmaların Kayseri Şeker ve Konya Şeker'in büyük miktarlı satışlarında yeniden karşımıza çıkması bu soruları daha da önemli hale getiriyor.
BAKANLIKTA KONUŞULMAYAN ASIL MESELE
İşin ilginç tarafı da burası.
Öğrendiğimiz kadarıyla bugünkü toplantıda pancar fiyatı, şeker fiyatı, yüksek stok, nişasta bazlı şeker ve yüksek yoğunluklu tatlandırıcılar konuşulurken bu iki büyük tüccarın şeker piyasasında ulaştığı güç gündeme gelmemiş.
Konya Şeker’in içinde bulunduğu mali kriz nedeniyle neden böyle bir satış yapmak zorunda kaldığını elbette sorgulayalım. Ancak asıl sorgulanması gereken konu; Konya Şeker neden bu iki büyük tüccara mahkum kalıyor, ürettiği şekeri neden piyasada farklı alıcılara satamıyor?
Bu sorunun üzerinde durmazsak, Konya Şeker’in 37 liralık satışını tartışır ancak şeker piyasasında giderek belirginleşen tekelci yapıyı gözden kaçırmış oluruz.
TÜRKŞEKER'in satış modellerinin neden sürekli aynı iki büyük alıcının lehine sonuç verdiğini de sorgulamalıyız.
Çünkü mesele iki tüccarın çok şeker almasından ibaret değil.
Asıl mesele, Türkiye'nin şekerini üreten fabrikaların kendi ürettikleri şekerin fiyatını ve satış şartlarını belirleyebilecek bir piyasa gücüne sahip olup olmadığıdır.
Bugünkü toplantıda bana göre masada eksik kalan asıl başlık budur.
Pancar fiyatı birkaç gün içerisinde açıklanacak. Muhtemelen ardından şeker fiyatında da yeni bir adım atılacak.
Ama şeker sektöründe sağlıklı ve rekabetçi bir piyasa isteniyorsa Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın şu sorunun da üzerine gitmesi gerekiyor:
Türkiye şeker piyasasında iki tüccar nasıl bu kadar güçlü hale geldi?