8 Ağustos’ta yayınladığımız “Soma Termik Santrali’nde gözden kaçan gerçek: Üretim rakamları ne söylüyor?” başlıklı yazımızı önemli bir soruyla bitirmiştik:
“Bir sonraki yazıda üretim düşüşünün mali sonuçlarını masaya yatıracağız. Çünkü asıl soru artık üretimin neden düştüğü değil, bu düşüşün Konya Şeker’e ve çiftçi ortaklarına kaç milyar liraya mal olduğudur.”
Şimdi o hesabı yapma zamanı.
Elimizde Soma Termik Santrali’nin yıllara göre üretim rakamları var.
Bu rakamları mevcut yönetimden aldık.
Dolayısıyla tartışacağımız veriler dışarıdan üretilmiş tahminlere değil, doğrudan Konya Şeker yönetiminin tarafımıza verdiği üretim rakamlarına dayanıyor.
Ve bu veriler üzerinden yapılan ciro çalışması oldukça çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor.
Önce sonucu söyleyelim:
2016-2019 dönemindeki ortalama üretim performansı 2022-2025 döneminde korunabilseydi, Soma Termik Santrali yaklaşık 8,2 milyon MWh daha fazla elektrik üretebilirdi.
Bu elektriğin 75 dolar/MWh ortalama satış fiyatı üzerinden potansiyel ciro karşılığı:
612 milyon dolar.
Yanlış anlaşılmasın.
612 milyon dolar zarar edildi demiyoruz.
Bu rakam, üretilemeyen elektriğin 75 dolar/MWh varsayımı üzerinden hesaplanan potansiyel brüt ciro karşılığıdır.
Üretim yapılsaydı kömürden işçiliğe, bakımdan diğer işletme giderlerine kadar ilave maliyetler de oluşacaktı.
Ancak bu teknik ayrım, önümüzde duran asıl soruyu ortadan kaldırmıyor:
Bir dönem yılda ortalama 5,1 milyon MWh elektrik üreten Soma Termik Santrali’nin üretimi neden 2025’te 1,6 milyon MWh’ye kadar düştü?
Ve bu üretim kapasitesinin kaybedilmesinin Konya Şeker’e maliyeti ne oldu?
Öne rakamları yan yana koyalım...
Bir önceki yazımızda da yayınladığımız Soma Termik Santrali’nin üretim rakamlarına yeniden bakalım.
Recep Konuk döneminde santral;
2016’da 4 milyon 736 bin MWh,
2017’de 5 milyon 142 bin MWh,
2018’de 5 milyon 441 bin MWh,
2019’da 5 milyon 64 bin MWh
elektrik üretti.
Bu dört yılın ortalaması:
5 milyon 96 bin MWh.
Ramazan Erkoyuncu döneminde ise;
2022’de 3 milyon 731 bin MWh,
2023’te 3 milyon 593 bin MWh,
2024’te 3 milyon 277 bin MWh,
2025’te 1 milyon 618 bin MWh
elektrik üretildi.
Bu dört yılın ortalaması ise:
3 milyon 55 bin MWh.
İki dönem arasındaki yıllık ortalama üretim farkı yaklaşık 2 milyon 41 bin MWh.
Oransal olarak baktığımızda ise yıllık ortalama üretimde yaklaşık:
YÜZDE 40’LIK DÜŞÜŞ VAR.
Bunu görmezden gelemeyiz.
Bunu sadece “santral eskiydi” diyerek de geçiştiremeyiz.
Çünkü karşımızda birkaç aylık veya tek yıllık bir üretim dalgalanması değil, yıllara yayılan ve giderek ağırlaşan bir üretim kaybı bulunuyor.
4 YILDA ÜRETİLEMEYEN ELEKTRİK: 8,2 MİLYON MWh
Şimdi hesabın ikinci aşamasına geçelim.
2016-2019 dönemindeki yıllık ortalama 5 milyon 96 bin MWh'lik üretim seviyesi, 2022-2025 döneminde de korunabilseydi dört yılda yaklaşık 20,4 milyon MWh elektrik üretilebilirdi.
Gerçekleşen toplam üretim ise yaklaşık 12,2 milyon MWh oldu.
Aradaki fark:
8 MİLYON 166 BİN MWh.
Asıl sorgulanması gereken rakam budur.
Çünkü 8,2 milyon MWh küçük bir üretim sapması değil.
Neredeyse santralin geçmişteki bir buçuk yıllık toplam üretimine karşılık gelen devasa bir elektrik miktarından söz ediyoruz.
PEKİ BU ELEKTRİĞİN CİRO KARŞILIĞI NE?
Elektrik fiyatları yıllar içinde sürekli değiştiği için tek bir fiyat üzerinden kesin hüküm kurmak doğru olmaz.
Bu nedenle yapılan çalışmada üç ayrı senaryoyu kullandık.
45 dolar/MWh,
75 dolar/MWh,
95 dolar/MWh.
Ortaya çıkan sonuçlar şöyle:
45 dolar/MWh üzerinden: yaklaşık 367 milyon dolar
75 dolar/MWh üzerinden: yaklaşık 612 milyon dolar
95 dolar/MWh üzerinden: yaklaşık 776 milyon dolar
Yani hangi fiyat senaryosunu kullanırsanız kullanın, önümüzde yüz milyonlarca dolarlık bir potansiyel ciro büyüklüğü bulunuyor.
Düşük senaryoda bile:
367 MİLYON DOLAR.
Orta senaryoda:
612 MİLYON DOLAR.
Yüksek senaryoda:
776 MİLYON DOLAR.
Bu rakamların hiçbiri görmezden gelinecek büyüklükte değil.
612 MİLYON DOLARLIK SORU!
Burada özellikle 75 dolar/MWh üzerinden yapılan orta senaryoya dikkat çekmek istiyorum.
Hesaplanan potansiyel ciro kaybı:
612 milyon 427 bin dolar.
Soma Termik Santrali’nin 2015 yılında satın alındığı bedel ise 685,5 milyon dolardı.
Yani dört yıllık üretim farkının 75 dolar/MWh üzerinden hesaplanan potansiyel ciro karşılığı, santralin satın alma bedeline yaklaşan bir büyüklüğe ulaşıyor.
Tekrar söylüyorum:
Bu 612 milyon dolar net zarar değildir.
Ancak “net zarar değil” diyerek bu rakamı önemsizleştirmek de mümkün değildir.
Çünkü işletmecilik açısından sorgulanması gereken ilk şeylerden biri şudur:
Bir şirketin elinde gelir üretebilecek bir varlık bulunuyor ve bu varlık geçmişte ürettiği seviyenin çok altında çalışıyorsa, kaybedilen üretim kapasitesinin ekonomik karşılığı nedir?
İşte bu hesap bize o büyüklüğün nerelere ulaşabileceğini gösteriyor.
ASIL ÇARPICI RAKAM 2025’TE
Üretim rakamlarına yıllar itibarıyla baktığımızda tablo daha da düşündürücü hale geliyor.
2016-2019 ortalamasına göre üretim açığı;
2022’de yaklaşık 1 milyon 365 bin MWh,
2023’te yaklaşık 1 milyon 503 bin MWh,
2024’te yaklaşık 1 milyon 819 bin MWh,
2025’te ise yaklaşık 3 milyon 478 bin MWh.
Yani sorun azalmak bir yana, giderek büyümüş.
2025 yılında santral, referans aldığımız önceki dönem ortalamasının yaklaşık yüzde 68 altında elektrik üretmiş.
Bir başka ifadeyle:
Geçmişte yıllık 5 milyon MWh'nin üzerinde üretim yapabilen bir santral, 2025'te 1,6 milyon MWh'ye kadar düşmüş.
Böylesine sert bir üretim çöküşünün yönetim açısından izaha ihtiyacı vardır.
“SANTRAL ESKİYDİ” DEMEK BU TABLOYU AÇIKLAMAYA YETER Mİ?
Mevcut yönetimin üretim düşüşüne ilişkin açıklamalarını bir önceki yazımızda yayınlamıştık.
Santralin yaşlı olması...
Özelleştirme taksitleri ve kredi yükü nedeniyle geçmişte yeterli bakım yapılamaması...
Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında kömür ve işletme maliyetlerinin yükselmesi...
Yangınlar...
Bunların her biri üretimi etkileyebilecek faktörlerdir.
Bunu reddetmiyoruz.
Ancak yönetim dediğimiz şey zaten zor şartlar altında varlıkları yönetme işidir.
Şartlar iyi olduğunda herkes yönetir.
Asıl yönetim performansı, şartlar bozulduğunda ortaya çıkar.
Üstelik maliyetler yükselirken elektrik fiyatları da aynı yerde kalmadı.
Dolayısıyla sadece kömürün ve diğer girdilerin pahalandığını söylemek, gelir tarafında kaybedilen üretimin hesabını ortadan kaldırmaz.
Sorulması gereken soru şudur:
Artan maliyetler karşısında santralin üretim kapasitesini korumak için hangi tedbirler alındı?
Hangi yatırımlar yapıldı?
Hangi revizyonlar gerçekleştirildi?
Üretim düşüşünü durdurmak için hangi plan uygulandı?
Ve bütün bunlara rağmen üretim 2025'te neden 1,6 milyon MWh'ye kadar geriledi?
Çiftçi ortakların bunları bilmeye hakkı vardır.
“YANLIŞ YATIRIMDI” DEMEK YÖNETİMİN SORUMLULUĞUNU ORTADAN KALDIRMAZ
Soma Termik Santrali yıllardır Konya Şeker açısından “yanlış yatırım” olarak tartışılıyor.
Santralin 685,5 milyon dolara alınmasının doğru olup olmadığı elbette tartışılabilir.
Satın alma bedeli tartışılabilir.
Finansman modeli tartışılabilir.
Konya Şeker'in böyle bir yatırıma girip girmemesi gerektiği tartışılabilir.
Recep Konuk döneminin yatırım kararları da sonuna kadar sorgulanabilir.
Ancak burada çok temel bir ayrım yapmak gerekiyor:
Bir yatırımın yanlış olması ile o yatırımın kötü yönetilmesi aynı şey değildir.
“Bu santral zaten yanlış yatırımdı” demek, daha sonra o santrali yönetenlerin performansını sorgulamanın önüne geçemez.
Tam tersine...
Eğer yönetim gerçekten yanlış ve ağır bir yatırımı devraldıysa, o varlığı mümkün olan en yüksek verimle çalıştırmak, borçlarını azaltmak ve şirkete nakit üretmesini sağlamak çok daha hayati hale gelir.
Dolayısıyla “yanlış yatırım” söylemi mevcut yönetim açısından bir savunma kalkanı olamaz.
2016-2019 döneminde ortalama 5,1 milyon MWh üretmiş bir santralin 2025'te neden 1,6 milyon MWh'ye düştüğü açıklanmalıdır.
Bu sorunun cevabını Recep Konuk değil, o dönemde santrali yönetenler vermelidir.
ÜRETİM DÜŞERSE BORÇ NASIL ÖDENECEK?
Burada bir başka önemli çelişki daha var.
Soma Termik Santrali’nin yüksek borç yükü sürekli gündeme getiriliyor.
Bankalara borç...
TKİ'ye kömür borcu...
Finansman giderleri...
Özelleştirme yükümlülükleri...
Peki borç nasıl ödenir?
Üreterek.
Elektrik satarak.
Nakit oluşturarak.
Bir santralin borcunun yüksek olması, üretimin düşmesini önemsiz hale getirmez.
Aksine borç yüksekse üretimin korunması çok daha önemli hale gelir.
Çünkü;
üretim düşerse ciro düşer,
ciro düşerse nakit akışı bozulur,
nakit akışı bozulursa borçların çevrilmesi zorlaşır,
borçlar çevrilemezse bakım ve yatırım aksar,
bakım aksarsa üretim daha da düşer.
Bu bir kısır döngüdür.
Soma Termik Santrali’nde sorgulanması gereken asıl konulardan biri de bu döngünün oluşup oluşmadığıdır.
Eğer oluştuysa;
ne zaman başladı ve yönetim bunu kırmak için ne yaptı?
8,2 MİLYON MWh BİR YÖNETİM PERFORMANSI SORUSUDUR
Burada kimseye peşinen “şu kadar zarar ettirdiniz” demiyoruz.
Ama rakamların üzerine de perde çekemeyiz.
2016-2019 ortalaması ile 2022-2025 ortalaması arasında yıllık 2 milyon MWh'nin üzerinde üretim farkı varsa...
Dört yılda bu fark 8,2 milyon MWh'ye ulaşıyorsa...
Ve bunun potansiyel ciro karşılığı kullandığınız fiyat senaryosuna göre 367 milyon dolar ile 776 milyon dolar arasında değişiyorsa...
Ortada ciddi bir yönetim performansı sorusu vardır.
Bunun cevabı verilmeden Soma Termik tartışmasını sadece “yanlış yatırım” başlığı altında kapatmak mümkün değildir.
ÇİFTÇİ ORTAKLARIN HESAP SORMA HAKKI YOK MU?
Konya Şeker sıradan bir sermaye şirketi değil.
Bu yapının arkasında pancar üreticileri var.
Dolayısıyla Soma Termik Santrali’nde yaşanan üretim düşüşünün ekonomik sonucu sadece bilanço kalemlerinden ibaret değil.
Şirket daha fazla gelir elde edebilseydi ne olurdu?
Borçları daha hızlı azalabilir miydi?
Finansman yükü hafifleyebilir miydi?
Konya Şeker'in diğer işletmelerine daha fazla kaynak ayrılabilir miydi?
Çiftçi ortaklara sağlanan imkanlar farklı olabilir miydi?
Bunların her biri cevaplandırılması gereken sorular.
Çünkü sonuçta söz konusu olan birilerinin şahsi şirketi değil, çiftçi ortakların varlığıdır.
RAKAMLARIN DA HESABI VERİLMELİ
Soma Termik Santrali yanlış yatırım olabilir.
Bunu tartışalım.
Satın alma kararını sorgulayalım.
685,5 milyon dolar neden ödendi, onu da soralım.
Finansman modeli doğru muydu, onu da konuşalım.
Ama bunları konuşurken başka bir gerçeğin üzerini örtmeyelim:
Santral bir dönem yılda ortalama 5,1 milyon MWh elektrik üretirken, sonraki dört yıllık dönemde ortalama üretim 3,05 milyon MWh'ye düştü.
2025'te ise üretim 1,62 milyon MWh'ye kadar geriledi.
Dört yıllık üretim farkı:
8,2 milyon MWh.
75 dolar/MWh üzerinden bunun potansiyel ciro karşılığı:
612 milyon dolar.
Bu rakama “zarar” demek teknik olarak doğru olmaz.
Ama bu rakama bakıp “önemsiz” demek de mümkün değildir.
Şimdi cevap bekleyen soru çok daha nettir:
Soma Termik Santrali’nde 8,2 milyon MWh elektrik neden üretilemedi?
Hangi kısmı kaçınılmazdı?
Hangi kısmı teknik sorunlardan kaynaklandı?
Hangi kısmı ekonomik tercihti?
Hangi kısmı zamanında yapılmayan bakım ve yatırımların sonucuydu?
Ve hangi kısmında yönetim sorumluluğu vardı?
Bunların belgeleriyle açıklanması gerekiyor.
Çünkü artık mesele sadece Soma Termik Santrali’nin geçmişte neden satın alındığı değildir.
Asıl mesele, satın alınmış bu santralin neden üretmediğidir.
“Yanlış yatırımdı” demek kolay.
Ama 8,2 milyon MWh'lik üretim farkını açıklamak zor.
Ve çiftçi ortakların artık kolay cevaplardan çok, zor soruların cevabını duymaya hakkı var.