Hani güzel bir söz vardır: "Allah çalışana verir; mağdur bırakmaz" diye.
İşte bu makalenin doğmasının sebebi tam olarak bu.
Geçen haftaki " Avantajlarımıza Odaklanmak" adlı makaleyi yazarken, 30 bin satırlık veri kümesi içinde, 2019'dan beri TÜİK üzerinde bulamadığımız bir veri grubu önüme düştü.
Şist bak ben buradayım diyordu.
Merakınızı gidereyim.
Sağılan İnek Sayısı.
Neredeyse makaleyi bırakıp kutlama yapacaktım.
Çünkü benim için veri, -ya da hep söylediğim gibi- "analitik düşünebilmek" için ön koşulu sağlayan bilgi kutlama konusudur.
Yıllardır 2019 yılı verilerini kullanıyor, onlarla bir gelecek planlaması yapmaya çalışıyorduk.
Geri dönüp baktım ve TÜİK, hala 2019'da duruyor.
Daha önce sormuştum, tekrar etmeme gerek yok:
FAO'da olan veriler bizde neden yok, FAO bu bilgileri kimden alıyor? diye!
Şimdi gelelim konumuza.
Benim bildiğim, sürü geliştirme amaçlı olarak 1990'lı yıllardan beri damızlık hayvan ithalatı yapıyoruz.
2007 sonrasında ise gittikçe yoğunlaştı.
Sonrasında ise süreklilik kazandı ve kesintisiz ithalat yapıyoruz.
Bu dönemlerin bakanlarına ve bugün muhalif geçinmekte olan bazı arkadaşlara nasip oldu bu süreç.
Peki bu damızlık hayvan ithalatı neden yapılır?
Bir çok neden sayılabilir ama bizdeki ana nedenler;
Sürü ıslahı ve
Sürü büyütme, geliştirme, popülasyonu çoğaltma/azaltma üzerine kurulu.
İşte makale başlığındaki "derdimiz" dediğim yer burası.
Şimdi kulak verin lütfen:
Bir ülkede yeterli koşullar olsun olmasın, halkın sağlıklı, yeterli süt, et ve ürünlerine, kendi iç kaynaklarından erişiminin "temel, gerek ve yeter şartı" SÜRÜ BÜYÜKLÜĞÜDÜR.
Yani doğacak, erkek yada dişi buzağı olacak, erkek yada dişi dana olacak, erkek yada dişi düve veya tosun olacak, üreme yeteneği kazanacak, üreyecek;
Size süt verecek,
Erkekler ve zaman zaman dişiler (dişiler et için değildir) size et olacak,
Sizde yiyip içeceksiniz.
Sonra, bu döngü yaşlanan sürünün yenilenmesi yani sürü yenileme dönemine girecek ve sizin sürünüzü yenilemeniz gerekecek.
Bu döngüsellik 9-12 yıllık bir periyotta gerçekleşir.
İşte bir ülkede sizin süt içebilme ve et yiyebilme koşulunuz arka planda yürüyen bu süreçlerdir.
Bizler için ise SÜRÜ BÜYÜKLÜĞÜ ve SÜRÜNÜN PROJEKSİYONU sizlere bu imkanları sunabilmenin heyecanı ve telaşıdır.
Yani önce doğuran düve ve ineklere ihtiyacınız var.
Bu sürü varsa elinizde yani üreme vasfı olan sürünüz varsa;
Ya da bu sürünüz ne kadarsa işte siz de o kadarsınız.
Eğer, sürünüz büyümüyor, talep ve nüfus büyüyor, üstüne üstlük sürü verimliliğiniz sorunu çözmüyorsa, bir yerlerde bir sorun var demektir.
Aslında bir yerlerde dediğime bakmayın, tek bir yerde sorun var demektir:
POLİTİKA...
Çünkü eğer projeleriniz, planlamalarınız, hedefleriniz, kaynaklarınız ve alternatifleriniz size sürü büyüklüğü ve yenileme koşulunu sağlamıyorsa hepsinin cem olma yeri POLİTİKADIR.
Şimdi size bir örnek vereceğim:
Bir ülke düşünün.
O ülke de 12 yıl içinde 694.900 bin baş ithalat yoluyla Damızlık Düve, Damızlık Dişi Dana, Diğer Damızlıklar (102.21.10.00.00: Damızlık Gebe Düveler 102.21.30.00.00: Damızlık Gebe Olmayan Düveler 102.21.90.00.00: Diğer Damızlık Dişi Büyükbaş Hayvanlar) ithal edilmiş olsun.
Bu ithalat için yaklaşık 1,704 milyar dolar ödenmiş olsun.
Bu amaçla 22 ülkenin kapısında hayvan aramış olsun.
Ortalama mevcut sürünün %11,58'i kadar ithalat yapılmış olsun.
Yani sadece ithalat ile en az %10 büyümesini beklediğiniz bir hedefiniz olsun.
Ve sonunda siz yerinde bile sayamamış olsun.
Evet işte bu ülke TÜRKİYE.

Sağılan/sağmal inek sayısına (sürü büyüklüğüne) baktığınızda;
2007 Yılında 4.229.440 baş
2013 Yılında 5.607.272 baş
2024 Yılında 6.225.000 baş -sürü büyüklüğü- görüyoruz.

2007 ile 2024 arasında yaklaşık 2 milyon başlık bir artış var.
Ne muhteşem bir gelişme değil mi?
Hele hele 2010 ile 2013 arasındaki 4 yılda öyle bir sıçrama var ki literatür bile buna dayanmaz.
1,442 milyon baş.
Metodoloji değiştirmelerin eline koluna sağlık!
2013-2024 Arasına baktığımızda ise artışın sadece 617.728 baş olduğunu görüyoruz.
(Ve bu dönemde yapılan 694.900 başlık ithalata rağmen.)
Yani bir istikrar yok. Hatta veri bile isyanlarda. Neyse iyi düşünelim ve bunu sürü büyüme dönemi diye görelim.
Zaten asıl hikaye burası değil.
Asıl hikaye eğer bizim 2007'deki sürümüz teknik olarak kabul edilebilir "biyolojik büyüme oranlarına göre (%2,5-3)" göre;
Sıfır ithalat ile doğal, istikrarlı, olağan seyriyle %2,5'luk büyümüş olsaydı 6.435.593 baş,
Sıfır ithalat ile doğal, istikrarlı, olağan seyriyle %3'lük büyümüş olsaydı, 6.990.620 baş olmalıydı.
Olan ise 6.225.000 baş.
Bir de elimizdeki 2013 sonrası ithalat verilerine göre bakalım duruma:
Her yılın fiili ithalat verisine göre ilave edilen sürü büyüklüğünün %2,5-3 olağan biyolojik büyüme oranlarına göre:
İthalatlı %2,5 olduğunda 2007'deki sürümüz 2024 Yılında 7.211.372 baş,
İthalatlı %3 olduğunda 2007'deki sürümüz 2024 Yılında 7.775.314 baş olacaktı/olmalıydı.
Özetle:
2024 Yılı Durumu Karşılaştırması (2007 Bazlı)
Fiili Stok (FAOSTAT): 6.225.000 baş
Senaryo A (%2,5 Biyolojik / İthalatsız): 6.435.593 baş (Fark: -210.593 baş)
Senaryo A (%3,0 Biyolojik / İthalatsız): 6.990.620 baş (Fark: -765.620 baş)
Senaryo B (%2,5 Biyolojik + İthalat): 7.211.372 baş (Fark: -986.372 baş)
Senaryo B (%3,0 Biyolojik + İthalat): 7.775.314 baş (Fark: -1.550.314 baş)
2007 baz alındığında; yapılan 694.900 başlık ithalata rağmen fiili sürü, biyolojik büyüme potansiyeli (dış damızlık sermaye, hayvan katkısının) olması gerekenin, yaklaşık 1 ila 1,55 milyon baş gerisinde kalmış durumdadır.
Aynı durum sıfır ithalat koşullarında ise 210 bin ile 765 bin baş arasında açık vermektedir.
Yani lafın özü rakam büyürken bizim derdimiz de büyümüş.
Demek ki olay rakamları büyüterek değil fonksiyonları büyüterek çözülebiliyormuş.
(*2007–2012 yılları arası TÜİK GTİP veri kısıtı nedeniyle ithalat enjeksiyonu 2013 itibarıyla eklenmeye başlanmıştır.)
Dahası buradaki hesabı elimizdeki 2024 verilerine göre yaptık.
Oysa ithalatın tam verisine baktığımızda ise damızlık dişi ithalatının tam gaz devam ettiğini görüyoruz.
2025 yılında 68.707 baş ve 139,2 milyon $
2026/6 aylık ise 56.681 baş ve 122,016 milyon $ olmak üzere 1,5 yıllık dönemde toplam 125.388 baş ve 261,36 milyon $ daha dişi damızlık ithalatı yaptığımızı görüyoruz.
Yani 2013-2026/6 Döneminde 13,5 yıllık dönemde toplam 820.388 baş damızlık dişi için 1,965 milyar $ ödeme yapmışız.
Hayvan başına ise 2.396 $ maliyetimiz var.
BİLMEYENLER İÇİN BU HESAPALAMALARDA VE BU MAKALEDEKİ VERİLERDE BESİLİK HAYVAN İTHALATI HARİÇTİR.
Sözün özü şu ki; her yıl ortalama 57.908 baş ithalat yaparak bile sürü büyüklüğümüzü koruyamamışız ama sürümüz aynı 2007-24 arasında 1.995.560 baş; 2023-24 döneminde ise 617.728 baş büyümüş, obezleşmiş ama zayıflamış.
Şimdi size bir hatırlatmam olacak:
Bir adam 5 yıldan beri diyordu ki; 100 bin baş ilave gebe düve ve mevcut sağmal sayısı ile özel yönetilen politikalar, özel çiftlik geliştirme planları, özel çiftlikler/çiftçiler ile hayvancılıktaki sürü büyüklüğü sorununu 9 ile 12 yıldan önce çözemezsiniz.
Aynısını besi sürüsü için de yapmak zorundasınız.
Üstelik hemen hemen hiç olmayan etçi sürünüzü.
Örnek lazımsa gidin Rusya'ya bakın.
Avusturya'ya bakın demişti, hatırladınız mı?
Şimdi aynı kişi şunu ekliyor:
Hayvancılıktaki sürü büyüklüğü sorunu artık biz tarımcıların sorunu değildir.
Sorun artık tüketici sorunudur.
Tüketicinin tercihleri sorunudur.
5 Yıl sonra ise artık sorun olmaktan çıkacaktır.
Çünkü çözümsüzlük kapımızda; çözümü kalmayacak.
Ben demiyorum, sadece rakamları tercüme ediyorum.
Kalın sağlıcakla...