Çiftçi kuruluşu Konya Şeker'i tarihinin en ağır mali krizlerinden biriyle karşı karşıya bırakan Soma Termik Santrali yıllardır "yanlış yatırım" olarak tartışılıyor.

Peki gerçekten sorun yalnızca 2015 yılında alınan yatırım kararı mı? Yoksa bugün ortaya çıkan tabloyu sadece yatırımı yapan yönetime yüklemek, son beş yıldaki yönetim performansını görmezden gelmek anlamına mı geliyor?

Bence bugün cevap aranması gereken asıl soru budur. Çünkü bir yatırımın başarılı ya da başarısız olduğuna yalnızca satın alma kararına bakılarak hükmedilemez. O yatırımın sonraki yıllarda nasıl işletildiğine de bakılması gerekir.

Soma Termik Santrali bugüne kadar yatırım maliyeti, finansmanı ve borçları üzerinden çok tartışıldı. Ancak santralin gerçek performansını gösteren elektrik üretim rakamları neredeyse hiç konuşulmadı. Oysa bir termik santralin en önemli başarı ölçütü, ne kadar elektrik üretebildiğidir.

Bu nedenle Pankobirlik ve Konya Şeker Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Erkoyuncu ile yaptığımız görüşmenin ardından yıllara göre elektrik üretim verilerini talep ettik. Amacımız, santralin bugün geldiği noktanın yatırım kararından mı, yoksa sonraki yıllardaki işletme performansından mı kaynaklandığını resmi veriler üzerinden değerlendirmekti. Konya Şeker Basın Müşavirliği de talep ettiğimiz verileri ve üretim düşüşüne ilişkin teknik açıklamalarını tarafımıza iletti.

Rakamlar ne söylüyor?

Resmi verilere göre Soma Termik Santrali'nin elektrik üretimi Recep Konuk döneminde şu seviyelerde gerçekleşti.

  • 2016: 4.736.354 MWh
  • 2017: 5.142.493 MWh
  • 2018: 5.441.034 MWh
  • 2019: 5.064.007 MWh

2020 yılında baca gazı arıtma sistemi olmamaması nedeniyle üretim duruyor ve elektrik üretimi 3.876.118 MWh'ya kadar düşüyor.

2021 yılında üretim yeniden 4.196.630 MWh seviyesine çıkıyor.

2021 yılının yaklaşık dokuz ayı Recep Konuk, son üç ayı ise Ramazan Erkoyuncu dönemini kapsıyor.

Asıl dikkat çekici tablo bundan sonra başlıyor.

2022: 3.730.635 MWh
2023: 3.592.650 MWh
2024: 3.276.700 MWh
2025: 1.618.210 MWh

2026 yılının ilk altı ayında ise üretim 964.021 MWh.

Başka bir ifadeyle, bir dönem yıllık 5 milyon MWh'nin üzerinde elektrik üreten santralde, 2022-2023-2024 yıllarında elektrik üretimi ortalama yüzde 35 düşerek 3,2 milyon MWh seviyesine geriliyor. 2025 yılı ise daha vahim bir tablo ortaya koyuyor.

Elektrik üretiminin düşmesinden dolayı bankalar kredi borçlarının ödenemeyeceği endişesi ile elektrik parasının tamamına ipotek koyuyor ve 2023 yılından sonra TKİ'ye olan kömür borçları da ödenmemeye başlıyor.

Bu tablo 'yapılan yatırım' kadar 'mevcut yönetimin de' değerlendirilmesini gerektiriyor.

Yönetim üretim düşüşünü nasıl açıklıyor?

Konya Şeker yönetimi üretim kaybını üç temel gerekçeye bağlıyor.

İlki teknik nedenler.

Santralin yaşlı olması, banka kredileri ve özelleştirme taksitleri nedeniyle yeterli bakım yapılamadığı, bunun da arızalara ve üretim kayıplarına yol açtığı ifade ediliyor.

İkinci gerekçe ticari nedenler.

Rusya-Ukrayna savaşı sonrası kömür fiyatları ile işçilik ve diğer işletme maliyetlerinin yükseldiği, santralin ekonomik olmaktan çıktığı belirtiliyor.

Üçüncü gerekçe ise ünitelerde yaşanan yangınlar.

Yönetim bunları mücbir sebep kapsamında değerlendiriyor.

İlk bakışta bu gerekçeler makul görünebilir.

Ancak aynı yönetimin gönderdiği veriler incelendiğinde bazı önemli sorular ortaya çıkıyor.

Revizyon sayıları yönetimin savunmasını destekliyor mu?

Yönetim üretim düşüşünün temel nedenlerinden biri olarak bakım eksikliğini gösteriyor.

Ancak gönderilen tabloda dikkat çeken başka bir veri bulunuyor.

Recep Konuk döneminde ünitelerde toplam 11 büyük revizyon yapılmış.

Ramazan Erkoyuncu döneminde ise bu sayı 4.

Üstelik 2023 yılından sonra herhangi bir revizyon yapılmamış.

Burada doğal olarak şu soru ortaya çıkıyor.

Eğer bakım eksikliği üretim düşüşünün temel nedeniyse, bakım neden yapılmadı?

Yönetim bunu mali yükle açıklıyor.

Ancak aynı santral, aynı özelleştirme taksitleri ve aynı kredi yükü altında önceki dönemde çok daha fazla revizyon gerçekleştirebilmiş.

Bu nedenle bakım eksikliğini yalnızca mali gerekçelerle açıklamak yeterli görünmüyor.

Kömür pahalandı ama elektrik de pahalandı

Yönetimin ikinci önemli gerekçesi kömür fiyatlarındaki artış.

Bu tespit doğrudur.

Ancak eksik bırakılan önemli bir unsur var.

Aynı dönemde elektrik satış fiyatları da ciddi şekilde arttı. (45 dolardan, 95 dolara çıktı)

Yani yalnızca maliyetler yükselmedi.

Gelir potansiyeli de yükseldi.

Dolayısıyla değerlendirme yapılırken yalnızca gider tarafına değil gelir tarafına da bakılması gerekiyor.

Kömür maliyetlerindeki artışın elektrik fiyatlarındaki artış karşısında santrali hangi ölçüde zarara uğrattığı somut rakamlarla ortaya konulmadan, üretimdeki sert düşüşü yalnızca hammadde fiyatlarıyla açıklamak yeterli görünmüyor.

Yangın gerçekten mücbir sebep mi?

Yönetim üretim kaybının önemli nedenlerinden biri olarak iki büyük yangını gösterdi.

Elbette yangınlar üretimi etkileyebilir.

Ancak burada ayrı bir soru ortaya çıkıyor.

Yangının yaşanmış olması tek başına mücbir sebep olarak kabul edilebilir mi?

Yoksa yangının nedeni de ayrıca değerlendirilmeli midir?

Çünkü bakım eksikliğinden kaynaklanan bir yangın ile tamamen dışsal nedenlerden kaynaklanan bir yangın aynı hukuki ve teknik değerlendirmeye tabi tutulamaz.

Üstelik bir ünitede yangın çıkmışsa buradaki kayıp diğer ünitelerle giderilemez miydi?

Bu nedenle yangın gerekçesinin de tek başına üretim düşüşünü açıklaması kolay görünmüyor.

Verilerin ortaya koyduğu tablo

Konya Şeker yönetiminin gönderdiği veriler birlikte değerlendirildiğinde şu sonuçlar ortaya çıkıyor.

Elektrik üretimi belirgin biçimde düşmüş.

Revizyon sayısı önemli ölçüde azalmış.

Kömür kalitesinde önceki dönemle belirgin bir farklılık bulunmuyor.

Yönetim maliyet artışlarını öne çıkarıyor ancak elektrik fiyatlarındaki artış değerlendirmeye alınmıyor.

Dolayısıyla ortaya çıkan tabloyu yalnızca "yanlış yatırım" söylemiyle açıklamak mümkün görünmüyor.

Çünkü yatırımın doğruluğu ayrı bir tartışmadır.

O yatırımın nasıl işletildiği ise ayrı bir tartışmadır.

Sonuç

Bir yatırımın doğru ya da yanlış olduğu elbette tartışılabilir.

"Konya Şeker'in enerji yatırımında ne işi vardı?" sorusu da haklı olarak sorulabilir.

Ancak yaklaşık beş yıllık bir yönetim döneminin sonunda ortaya çıkan tabloyu yalnızca yatırımı yapan yönetime yüklemek hakkaniyetli değildir.

Yönetimler, devraldıkları mirası eleştirmek kadar, o mirası nasıl yönettikleriyle de değerlendirilir. Soma Termik Santrali'ne ilişkin resmi üretim verileri ise mevcut yönetimin bu sorumluluktan bağımsız değerlendirilemeyeceğini açık biçimde ortaya koymaktadır.

Kişiler gelip geçicidir. Burada amacımız Recep Konuk'u ya da Ramazan Erkoyuncu'yu aklamak veya yargılamak değildir. Amacımız, Konya Şeker gibi yüz binlerce çiftçinin ortak olduğu bir kurumun geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir yatırımın, veriler ışığında objektif bir değerlendirmesini yapmaktır.

Bugün elimizde bulunan resmi üretim verileri, Soma Termik Santrali'nin bugünkü durumunun yalnızca 2015 yılında alınan yatırım kararına bağlanamayacağını; son beş yıldaki yönetim performansının da aynı ölçüde sorgulanması gerektiğini göstermektedir. Gerçekten hakkaniyetli bir değerlendirme yapılacaksa, tartışmanın yalnızca yatırımı yapan yönetim üzerinden değil, yatırımı devraldıktan sonra nasıl yönetildiği üzerinden de yürütülmesi gerekir.

Bir sonraki yazıda ise üretim düşüşünün mali sonuçlarını masaya yatıracağız. Çünkü asıl soru artık üretimin neden düştüğü değil, bu düşüşün Konya Şeker'e ve çiftçi ortaklarına kaç milyar liraya mal olduğudur.