Türkiye’de süt üreticisinin gözü kulağı yeniden Ulusal Süt Konseyi’nde.
Çünkü takvim Ekim ayını gösteriyor.
Ulusal Süt Konseyi, 16 Temmuz’da yaptığı açıklamada çiğ süt tavsiye fiyatını değiştirmemiş, litre başına 24,30 TL olarak devam ettirmiş ve fiyatın Ekim ayında yeniden değerlendirileceğini duyurmuştu.
Şimdi üreticinin sorusu çok açık:
Ulusal Süt Konseyi ne zaman toplanacak ve çiğ süt fiyatını kaç lira açıklayacak?
Çünkü üreticinin artık bekleyecek hali kalmadı.
1 Mayıs 2026’dan bu yana çiğ süt tavsiye fiyatı 24,30 TL. Peki bu sürede üreticinin giderleri yerinde mi saydı?
Hayır.
Yem arttı.
Mazot arttı.
Elektrik arttı.
İşçilik arttı.
Veteriner, ilaç, bakım ve finansman giderleri arttı.
TÜİK verilerine göre tarımsal girdi fiyatlarında yıllık artış yüzde 27’leri aştı. Ulusal Süt Konseyi’nin Ağustos 2026 hesabına göre ise 1 litre çiğ sütün üretim maliyeti 21,48 TL’ye ulaştı.
Üstelik bu hesap daha çok belirli büyüklüğün üzerindeki işletmeleri esas alıyor. Küçük aile işletmelerinde birim maliyetin daha yüksek olduğu gerçeğini de unutmamak gerekiyor.
Bir başka önemli gösterge süt-yem paritesi.
Tarım politikalarında sürdürülebilir üretim için genel kabul gören oran yaklaşık 1,5 seviyesidir. Oysa Ulusal Süt Konseyi verilerine göre süt-yem paritesi Ağustos ayında 1,27’ye kadar geriledi.
Yani üreticinin sattığı bir litre sütle alabildiği yem miktarı giderek azalıyor.
Asıl sorun burada.
Süt aynı fiyat, ama sütle alınabilen yem azalıyor.
Üstelik serbest piyasada kaliteli çiğ süt fiyatlarının birçok bölgede Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı tavsiye fiyatını geride bıraktığı görülüyor.
Bu durum bize açık bir şey söylüyor:
Piyasa Konseyin gerisinde değil, Konsey piyasanın gerisinde kalmış durumda.
Bir de market rafına bakalım.
Üreticide çiğ sütün tavsiye fiyatı 24,30 TL iken marketlerde 1 litre UHT kutu süt; marka, yağ oranı ve satış kanalına göre yaklaşık 44 TL’den başlayıp 80 TL’nin üzerine kadar çıkabiliyor.
Elbette çiğ sütle kutu süt bire bir karşılaştırılamaz. Arada işleme, ambalaj, enerji, nakliye, dağıtım, market marjı ve vergi vardır.
Ancak şu soruyu sormak da en doğal hakkımızdır:
Market rafındaki süt fiyatı sürekli değişirken, çiftçinin sattığı sütün fiyatı neden aylarca sabit tutuluyor?
Mazot beklemiyor.
Yem beklemiyor.
Elektrik beklemiyor.
İnek de beklemiyor.
Her gün yem istiyor, her gün sağım yapılıyor, her gün yeni bir masraf doğuyor.
Bu nedenle Ulusal Süt Konseyi’nin ekim ayında yapacağı değerlendirme yalnızca yeni bir fiyat açıklaması değildir.
Bu karar, süt hayvancılığının geleceğiyle ilgilidir.
Yeni fiyat belirlenirken gerçek üretim maliyetleri, yem fiyatları, mazot, elektrik, işçilik ve süt-yem paritesi birlikte değerlendirilmelidir. Üreticiye yalnızca maliyetini karşılayan değil, üretime devam etmesini sağlayacak makul bir gelir bırakan fiyat açıklanmalıdır.
Çünkü üretici zarar ederse önce hayvanını kesime gönderir, sonra süt üretimi azalır, ardından tüketici daha pahalı sütle karşılaşır.
Unutmayalım:
Sütü pahalılaştıran çiftçi değildir. Çiftçi üretimden çekilirse, asıl pahalı sütü o zaman görürüz.