Sanayi, ticaret ve turizm alanlarında faaliyet gösteren Mustafa Sami Barshan, 39 yıldır Ankara'nın Gölbaşı ilçesinde alternatif meyve ve aromatik bitkiler üzerine çalışmalar yürütüyor. Günalan köyündeki AybarsHan Çiftliği'ni çiftçiler, öğrenciler ve ziraat mühendisleri için uygulamalı bir örnek bahçeye dönüştüren Barshan, 14 yıl önce yetiştirmeye başladığı aronyanın potansiyelini ve tarıma girmek isteyen gençlerin dikkat etmesi gerekenleri Tarımdan Haber'e anlattı.
Ankara'nın sert karasal ikliminde hangi meyveler yetişir? İç Anadolu'da alternatif tarım ürünleriyle ekonomik üretim yapmak mümkün mü? Çiftçiler, yüksek maliyetlerle karşılaşmadan önce yetiştirmeyi düşündükleri ürünleri nasıl denemeli?
Bu soruların yanıtlarını arayan isimlerden biri de 39 yıldır Ankara'nın Gölbaşı ilçesine bağlı Günalan köyünde bahçecilik çalışmaları yapan Mustafa Sami Barshan.
Sanayi, madencilik, geri dönüşüm ve turizm alanlarında faaliyetlerde bulunan Barshan, iş dünyasındaki tecrübelerini tarıma taşıyarak Ankara'nın bozkırında farklı meyve türlerinin ve aromatik bitkilerin yetiştirildiği bir örnek bahçe oluşturdu.
AybarsHan Çiftliği'nde yürüttüğü çalışmaları ticari bir faaliyetten çok sosyal sorumluluk olarak tanımlayan Barshan, Türkiye'de henüz yeterince tanınmayan bitkilerin Ankara iklimine uyumunu gözlemliyor. Yetişebilen türleri üreticilere gösterirken bölge iklimine uygun olmayan bitkiler konusunda da uyarılarda bulunuyor.
Özellikle 14 yıl önce yetiştirmeye başladığı aronya üzerine deneyim kazanan Barshan, alternatif ürün yetiştiriciliğinde yalnızca üretimin değil, ürünün pazarlanmasının da belirleyici olduğunu vurguluyor.
Ankara'nın Gölbaşı ilçesine bağlı Günalan köyündeki AybarsHan Çiftliği'ni ziyaret ederek, 39 yıldır alternatif meyve ve aromatik bitkiler üzerine çalışmalar yapan Mustafa Sami Barshan ile bir araya geldik.
Ankara'nın bozkırında yetişmez denilen bitkileri yetiştirmeyi başaran Barshan'la aronya üretimini, alternatif tarımın geleceğini, çiftçilerin karşılaştığı sorunları ve tarıma yönelmek isteyen gençlere tavsiyelerini konuştuk.
İşte Mustafa Sami Barsan ile gerçekleştirdiğimiz röportaj:
"Burada ticari faaliyet değil, sosyal sorumluluk çalışması yapıyoruz"
Öncelikle AybarsHan Çiftliği'nde yaptığınız çalışmaları anlatır mısınız? Burayı kurmaktaki amacınız nedir?
Mustafa Sami Barshan: Burada sosyal sorumluluk çalışması yapıyoruz. Bu çalışmaya karar verirken yılların tecrübesini çiftçilerimize, bahçecilik yapacaklara ve peyzaj çalışması yapacaklara aktarmak, onlara örnek olmak istedik.
39 yıldır bu köyde bulunuyorum. Bahçecilik çalışmaları yaparken çok sayıda tecrübe kazandık. Ağaçlar, aromatik bitkiler ve Türkiye'nin henüz duymadığı, tanımadığı ama Ankara ikliminde yetişebilecek farklı bitkileri burada yetiştirip tanıtıyoruz.
Bir tarım sevdalısı ve gönüllüsü olarak çabamızı sürdürüyoruz. İnsanların burada yapılan çalışmalardan faydalanmasını istiyoruz.
"Ziraat fakültelerinden öğrenciler, mühendisler ve belediyeler geliyor"
Kamu kurumlarının, üniversitelerin ve sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarınıza ilgisi nasıl?
Mustafa Sami Barshan: Bizim burada ticari bir faaliyetimiz yok. Tarım gönüllüsü olarak çalışıyoruz.
Buraya ziraat fakültelerinden hocalar, ziraat lisesi öğretmenleri ve öğrencileri, ziraat fakültesi öğrencileri geliyor.
İl ve ilçe tarım müdürlüklerinden, belediyelerden, belediyelerin kırsal kalkınma birimlerinden ve ziraat mühendislerinden ziyaretçilerimiz oluyor.
Burada yaptığımız uygulamaları görüyor, takip ediyorlar. Kendileri de bu çalışmalardan ilham alarak yapabileceklerini uygulamaya çalışıyorlar.
Faydalı olduğumuzu düşünüyorum. Amacımız zaten bu tecrübeyi paylaşmak.

"Alternatif ürün sordum, bana domates, biber, patlıcan yetiştir dediler"
Siyasi kimliğiniz, sanayici kimliğiniz ve iş dünyasında uzun yıllara dayanan tecrübeniz var. Sizi Ankara'nın bozkırında toprağa bağlayan kırılma noktası ne oldu?
Mustafa Sami Barshan: Yıllarca siyasi çalışmalarımız oldu. Ticari faaliyetlerde bulunduk. Grup şirketlerimiz arasında PET ambalaj atıklarının yüzde 100 geri dönüşümünü yapan fabrikalarımız vardı. Bu alanla ilgili iki derneğin genel başkanlığını yürüttüm.
Madencilik alanında çalışmalarımız oldu. Sahil turizmi ve termal turizm alanında otellerimiz vardı.
Bütün bu tecrübelerimizi insanlara faydalı olacak şekilde aktarmaktan zevk alıyorum.
Tarıma yönelmemizdeki kırılma noktası ise 39 yıl önce yaşadığımız bir olaydı.
O yıllarda bazı kuruluşlara gittim. Bahçeye ek masraf yapmak istemediğimi, daha az masraflı alternatif bitkiler yetiştirmek istediğimi söyledim. Hangi bitkileri yetiştirebileceğimi sordum.
Ama alternatif bitkiler konusunda bir yanıt alamadım. Bana domates, biber, patlıcan yetiştirmemi söylediler.
Bu benim zoruma gitti.
Alternatif ürünler konusunda neden bilgi verilemediğini düşündüm. Ben de en azından başkalarına örnek olsun diye böyle bir çalışma başlattım.
İnsanlar gelip görsün, uygulamalı öğrensin, daha bilinçli ve daha az masrafla bahçecilik yapabilsin istedim.
"Ankara'da yetişmez denilen bitkileri yetiştirdik"
Ankara'da yetişmeyeceği düşünülen farklı bitkileri yetiştirerek bu konudaki ön yargıları kırdığınızı düşünüyor musunuz?
Mustafa Sami Barshan: Elbette. Bu örnek çiftlikle ön yargıları kırdığımızı düşünüyorum.
Türkiye'nin fazla tanımadığı, ilginç meyveler var. Bunların Ankara ikliminde yetişebilenlerini burada yetiştirip gösteriyoruz.
Ancak yalnızca yetişebilenleri göstermiyoruz. Ankara iklimine uygun olmayan bitkileri de anlatıyor, bunları dikmemeleri konusunda insanlara tavsiyede bulunuyoruz.
Bahçemizdeki farklı toprakları ayrı ayrı kavanozlara koyarak da ziyaretçilerde merak uyandırmaya çalışıyoruz.
İnsanların bitkiyi, toprağı ve yetişme şartlarını tanımasını istiyoruz.

"Aronyayı 14 yıl önce Ankara'da yetiştirmeye başladık"
Alternatif ürünler arasında özellikle aronya üzerinde duruyorsunuz. Aronyayla tanışmanız nasıl oldu?
Mustafa Sami Barshan: Bundan 14 yıl önce aronya diye bir bitkiyle tanıştık.
O dönemde Türkiye'nin henüz pek tanımadığı, ancak Avrupa ve Rusya'da bilinen bir meyveydi. Kuzey Amerika kökenli bir bitki.
Aronyayı Türkiye'ye getiren bir arkadaşımızdan temin ettik ve burada yetiştirmeye başladık.
Antioksidan içeriği yüksek, farklı alanlarda değerlendirilebilen fonksiyonel bir meyve.
Gıda, kozmetik ve diğer sanayi alanlarında kullanım potansiyeli var. Hasadı da kolay.
Böyle bir alternatif ürüne ziraat mühendislerinin ve ilgili kuruluşların yeterince öncülük etmemesi benim gücüme gitti.
Bu tür ürünleri araştırmak, denemek ve üreticilere tanıtmak aslında ilgili uzmanların yapması gereken çalışmalar arasında olmalı.
"Aronya Ankara'da yetişir ama her bölgede aynı sonucu vermez"
Aronya Ankara ve İç Anadolu tarımı için uygun bir ürün mü? İklim açısından nelere dikkat edilmesi gerekiyor?
Mustafa Sami Barshan: Aronya Ankara'da yetişir. İç Anadolu'da ve soğuk bölgelerde de yetişebilir.
Soğuğu seven bir meyve. Kışlama ihtiyacı var. Kış şartlarını yaşaması gerekiyor.
Çok sıcak olan sahil bölgelerinde aynı verimi alamayabilirsiniz. Özellikle yeterli kışlama şartlarının oluşmadığı yerlerde meyve verimi sorun olabilir.
Bu nedenle her yerde aynı sonucu beklememek gerekiyor.
Biz burada Ankara ikliminde yetişebildiğini uygulamalı olarak gösteriyoruz.
Ancak çiftçilerin kendi bölgelerinin iklimini, toprak yapısını ve su imkanlarını dikkate alması şart.
"Aronyanın pazarı var ama önce ürünü tanıtmayı bilmek gerekiyor"
Aronyanın ekonomik ve pazarlama açısından Türkiye'deki potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz? Üretici yetiştirdiği ürünü satabilir mi?
Mustafa Sami Barshan: Aronya çok fonksiyonel bir meyve. Gıdada, kozmetikte ve farklı ürünlerin üretiminde değerlendirilebiliyor.
Ben pazarlama açısından önemli bir potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Ancak burada strateji çok önemli.
Siz bir ürünü ürettiniz veya üretmeden önce nasıl olsa satarım diye düşündünüz. Ama tanınmayan bir meyveyi, hangi sektörün kullanacağını bilmeden satmaya çalışırsanız çabanız boşa gidebilir.
Ürettiğiniz ürünü çekmecenin içine koyup saklarsanız kimsenin sizden haberi olmaz.
Tanıtacaksınız ki ilgili sektörler bu ürünle ilgilensin.
Bugün Türkiye'de aronyayı bilenlerin sayısı arttı.
Örneğin bir dondurma fabrikasına gidip gıda boyası yerine aronya kullanılarak dondurma yapılmasını teklif etseniz, fabrikanın ihtiyaç duyacağı miktarı karşılamak için sizin 3-5 tonluk ürününüz bile yeterli olmayabilir.
Aronyanın pastili yapılabilir, tozu üretilebilir. Makarnada, ekmekte ve farklı gıda ürünlerinde kullanılabilir.
Bir gün eşiyle birlikte çiftliğimize gelen bir ziyaretçimiz vardı. Aronyanın doğal renklendirici olarak kullanılabildiğini duyunca şaşırdı.
Kendisinin bisküvi fabrikası varmış. Aronyanın tozunu çıkarıp ürünlerinde kullanacağını söyledi.
İşte mesele bu. Ürünü ilgili sektörlere tanıtmanız gerekiyor.

"Aronya için yalnızca üretim değil, sanayi bağlantısı da kurulmalı"
Aronya üretiminin yaygınlaşması için neler yapılmalı? Tarım ve Orman Bakanlığı'nın bu konuda rolü ne olmalı?
Mustafa Sami Barshan: Aronyanın yalnızca taze meyve olarak düşünülmemesi gerekiyor.
Bu ürün farklı şekillerde işlenebilir. Gıda sanayisinde, kozmetik alanında ve çeşitli ürünlerde kullanılıyor.
Bu nedenle üretimin yanında sanayi bağlantılarının da kurulması önemli.
Türkiye'de bu bitkinin yaygınlaşması için Tarım ve Orman Bakanlığı'nın da çalışma yapması gerektiğini düşünüyorum.
Özellikle üreticinin hangi bölgede yetiştireceğini, nasıl değerlendireceğini ve hangi sektörlere pazarlayacağını bilmesi gerekiyor.
Ürün tanıtılır, doğru sektörlerle buluşturulursa ihracat potansiyeli de değerlendirilebilir.
"Aronyanın sağlık yönü de bilimsel olarak araştırılmalı"
Aronya sağlık açısından da sıkça gündeme geliyor. Bu konuda araştırmalar yeterli mi?
Mustafa Sami Barshan: Aronya antioksidan içeriği yüksek bir meyve. Sağlıkla ilgili çeşitli alanlarda araştırılıyor.
Kanser, göz hastalıkları ve şeker hastalığı gibi konularda da çalışmalar yapıldığını görüyoruz.
Ancak Türkiye'de bu konuda daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Bazı fakültelerde çalışmalar var ama bana göre yeterince derin araştırmalar yapılmıyor.
Yurt dışındaki bilimsel makalelerin de incelenmesi gerekiyor.
Aronyanın tazesi ve kurusunun farklı özellikleri üzerine yapılan çalışmalardan söz ediliyor. Bu konuların bilimsel olarak daha ayrıntılı araştırılması önemli.
"Genç çiftçiler 10-20 bin fidan dikerek işe başlamasın"
Tarımsal girdi maliyetlerinin yükseldiği, gençlerin tarımdan uzaklaştığı bir dönemde tarıma başlamak isteyen gençlere ne önerirsiniz?
Mustafa Sami Barshan: Bize gelenlere özellikle şunu söylüyorum: Önce 10 bin, 20 bin fidan dikmeyin.
Hangi bitkiyi yetiştirecekseniz önce o bitkiyle tanışın.
Diyelim ki aronya yetiştirmek istiyorsunuz. Önce 100 tane dikin. Bunların 50 tanesini farklı yetiştirme şartlarında, diğer 50 tanesini açık alanda deneyin.
Bitkinin sizin bulunduğunuz yerde nasıl geliştiğini görün.
Rüzgarınız, havanız, suyunuz, güneşiniz, toprağınız farklı olabilir.
Bitkinin büyüme hızını, ne zaman meyve verdiğini, meyvesinin nasıl olduğunu gözlemleyin.
Sonra ürünün raf ömrünü araştırın. Nasıl paketlenecek? Nasıl pazarlanacak? Bunların çalışmasını yapın.
Bütün bunları öğrenmeden büyük miktarda fidan dikerek yatırıma başlamayın.
Önce bitkiyi tanıyın, yetiştirme şartlarını öğrenin. Sonra yatırımınızı büyütün.
"Tarım Bakanı'nı çiftliğimize davet etmek istiyorum"
Son olarak iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Mustafa Sami Barshan: Tarım Bakanı ile tanışıp görüşmek istiyorum ancak bugüne kadar bir türlü randevu bulamadım.
Kendisini buraya davet etmek, tarım üzerine bir sohbet yapmak isterim.
Burada 39 yıldır elde ettiğimiz tecrübeler var. Bunları paylaşmak, çiftçilerimize ve tarıma katkı sağlamak istiyoruz.
Bizim amacımız ticaret yapmak değil, bildiklerimizi insanlara aktarmak.
Tarım gönüllüsü olarak çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.