Erzurumlu çobanın hikayesini bilirsiniz...
Sürüyü köylünün buğday tarlasına daldırır. Sürü tarlayı yer, bitirir, talan eder. Olay mahkemeye düşer.
Hakim sorar: "Yedirdin mi tarlayı?"
Çoban elini Kur’an’a basar: "Abdestliyim hakim bey, şu bir tek keçim tarlaya girmedi!"
Heyet bakar, keçi hakikaten dışarıda...
Karar: Beraat!
Konya Şeker Başkanı Ramazan Erkoyuncu’yu yerel televizyon kanalında izleyince, sanki o Erzurumlu çoban ekrana çıkmış gibi hissettim. Tarlayı talan ettirmişler, dışarıda tuttukları o tek keçinin "yeminiyle" gerçekleri saklamaya çalışıyorlar.
Satılan Hatlar ve "7 Gün" Masalı
Atıştırmalık tesisindeki üretim hatlarını sattıklarını itiraf ediyor.
Gerekçesi ise evlere şenlik: "Yılda sadece 7 gün çalışıyordu, karlı değildi."
Adamı sormazlar mı?
2021’den beri o koltukta oturuyorsun. Madem bu hatlar bu kadar verimsizdi, 5 yıldır neden bekledin?
Bu hatları alan rakip firma Elvan Gıda "enayi" mi ki milyon dolarları bu atıl hatlara gömdü?
Tabii bu sorular sunucu tarafından sorulmuyor.
Başkan da cevap vermek yerine gazeteciye "aklı evvel" diyor, "organize işler" diyor...
Geç bunları Başkan, geç.
Hakikat hakaretle örtülmez.
Vizyonun İflası: Lisanslı Depo ile Adi Depo arasındaki Farkı Bilmeyen Başkan!
Lisanslı depoculuktan çıkmışlar.
Savunması şu: "Depoları yemedim ya, yerinde duruyor."
Sayın Başkan, kimse sana "depoları yedin" demiyor; "Kurumun vizyonunu yedin" diyor!
Çiftçinin kalesini, adi depo seviyesine düşürdün.
Bir de bunu "kar edeceğiz" diye müjde gibi anlatıyor.
Kendi asli işini yönetemeyip gelecek kira parasına sevinen bir başkan!
Şaka gibi ama maalesef gerçek.
Panplast ve İsrail Çelişkisi: İhanetin Fotoğrafı
Gelelim en can yakıcı noktaya: Panplast.
Bu tesis neden kuruldu?
Çiftçiyi İsrail firmanın sulama sistemindeki hegemonyasından kurtarmak için.
Milli bir mesele yani...
Peki, Başkan seçilir seçilmez oğlu ne yapıyor?
Birileriyle ortak şirket kuruyor ve harıl harıl mal satıyor.
Panplast ürünü mü satıyor?
Hayır. Panplast’ın rakibi olan İsrail firmasının ürünlerini satıyor!
Kendi kurumunun rakibini, kendi evladının eliyle besliyor.
Haberin özü, ihanetin fotoğrafı tam olarak budur.
'Panplast zarar ediyor' diye haber yapmamızın nedeni de bu acı çelişkiyi ortaya koymaktı.
Ama nedense Başkan haberin özünü hiç konuşmayarak, olayı başka yere çekerek günah çıkarmaya çalışıyor!
Neymiş bir önceki yönetim Panplast'ı Pankobirlik'e satmış, Erkoyuncu gelince bunu bilmem ne kadar para ödeyerek geri satın almış...
Bize ne arkadaş, sizden önceki yönetim Pankobirlik'e satmış, siz de geri almışsınız.
Aldınız da ne yaptınız? Oğlunuz da Panplast'ın karşısına geçerek rakip İsrailli firmanın ürününü satmaya başladı.
Peki böyle bir zihniyetle Panplast'ın kar etmesi mümkün mü?
Çıkıp çiftçi ortaklardan özür dileyeceği yerde bu ihaneti görünür kılan gazeteciye atar yaparak suç bastırmaya çalışıyor.
Ekrandaki o "cesur" sunucu!
"Başkan, hayırdır?"
"Oğlunun ortak olduğu şirket Panplas'ın ürettiği ürünleri değil de rakip İsrailli firmanın ürünlerini satıyormuş, bu doğru mu?" diyebildi mi?
Diyemez.
Çünkü o soruyu sormak yürek ister.
"Ceza Ödemedik" Diyen Laf Cambazlığı
Soma’da yenen 50 milyon liralık ceza meselesi...
Mart ayında Ramazan Erkoyuncu’nun da katıldığı bir toplantıda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un huzurunda Soma Termik Santralinde günlük kapasitesinin çok altında yani günlük 295 megavat elektrik üretim sözü veriliyor.
Ancak Konya Şeker bu taahhüdünü yerine getiremiyor.
Günlük 140 megavat elektrik üretimi yapıyor.
EÜAŞ da Konya Şeker taahhüdünü yerine getiremediği için 50 milyon lira ceza kesiyor.
Başkan diyor ki: "Ceza ödemedik"
Dikkat edin; "Öyle bir ceza kesilmedi" diyemiyor,
"Ödemedik" diyor.
Tam bir laf cambazlığı!
Evet, Konya Şeker’in kasasından nakit 50 milyon lira ödememiş olabilirsiniz. Ama EÜAŞ, Konya Şeker’e yapacağı hakedişten o 50 milyon lirayı kesti mi?
Kesti!
Başkan, Erzurumlu çoban misali yine "keçiyi" gösteriyor.
"Ceza ödedik" dese yönetimdeki zafiyet, beceriksizlik tescillenecek.
Soma Termik Santrali'nin neden bu hallere geldiği daha iyi anlaşılacak.
Bu işine gelmediği için Erzurumlu çoban misali hemen o 'keçi'ye sarılıyor!
Gizlenen Arızalar, Suskun Pankobirlik
Kangal Termik Santrali’nde iki ünite çalışmıyor, bir ünite yarı kapasitede çalışıyor. Soma’nın en önemli ünitesi 45 gündür yatıyor. Başkan ne diyor? "Tribün arızalanmış, bakım yapıp kapatmışlar."
Hangi tribün?
Kaç gündür çalışmıyor?
Çiftçi ortaklara ve kamuoyuna şeffaf bir şekilde bu bilgiler verilmiyor.
Çünkü veremez, hepsinin altında kalır.
Bizi takip edenler biliyorlar. Kaç gündür Karapınar'da Türkşeker eliyle UHM Tarım adı altında bir şirkete sağlanan milyarlık rant düzeneğini gündeme getirdik. Pancar çiftçinin bu şirket üzerinden hakkının nasıl gasp edildiğini belgeleriyle ortaya koyduk.
Allah aşkına, pancar çiftçisinin sözde başkanı olan Pankobirlik Başkanı Ramazan Erkoyuncu'dan en ufak bir sistem eleştirisi duydunuz mu?
Duyamazsınız, çünkü çiftçi diye bir derdi yok ki arkadaşın!
Türkşeker, iki tane firmaya ihalesiz ve duyurusuz 100 bin ton şeker satarak 500 milyon liralık bir kıyak geçti. Bunu belgeleri ile ortaya koyduk. Bu iki firma, 1588 TL'den aldığı şekeri bugün 1850 TL'den satıyorlar. Düşünün Konya Şeker, koopratif fabrikası olmasına rağmen ürettiği şekeri 1850 TL'ye bile satamadı.
Ama hiç bir fabrikası olmayan, çiftçi ile hiç bir şekilde muhatap olmayan iki firma 'derenin taşı ile derenin kuşunu vurarak' köşeyi dönüyor ama nedense Pankobirlik Başkanı Ramazan Erkoyuncu'dan bu konuyla ilgili tek bir satır çiftçinin ve kamu kaynaklarının hakkını korumak için bir cümle duyamazsınız.
Sonra kalkmış, hiç sıkılmadan bizim gazeteciliğimize laf söylemeye kalkıyor.
Edep yahu...
Son Söz: Mahkeme Orada!
Bize "Şerefsizce iftira atıyorlar" diyorsun ya Başkan...
Madem iftira, niye mahkemeye gitmiyorsun?
Niye hakkını aramıyorsun?
Gidemezsin.
Çünkü o dosyaların ucu sana dokunuyor.
Çünkü o "tek keçinin" arkasına bütün sürüyü saklayamazsın.
Yazın bir kenara, gerçeklerin, er ya da geç, ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.
Ve o gün geldiğinde...
Ne o ekranlardaki sunucular kurtarabilir sizi, ne de Erzurumlu çobanın hikayeleri!
Tok bir veda kalsın o zaman:
Çiftçinin malını rakibe, vatanın şekerini meçhule teslim edenler; "aklı evvel" dedikleri kalemlerin altında kalmaya mahkumdur!