Küresel Ticaret Savaşları

Çin ve Tarım Gıda Şirketleri

Yeni strateji: Artık savaş yok, sabır-yerleşme-kalıcı olma-kazanma

İç Pazarın Doygunluğundan Küresel "Go" Stratejisine:

Çin Tarım-Gıda Sektörünün Yeni Küresel Hamlesi

​Küresel gıda ve tarım ekonomisi, Çin merkezli devasa bir dönüşümün eşiğinde.

Türkiye Olarak Biz Bu Oyunun Neresinde Durmalıyız?

Rabobank bünyesindeki RaboResearch tarafından yayımlanan son araştırmalar, Çin’in tarım-gıda (F&A) sektörünün geçmişteki hızlı büyüme dinamiklerinden uzaklaşarak yeni bir faza evrildiğini gözler önüne seriyor. Bu dönüşüm sadece Çin pazarını değil, küresel gıda dengelerini de kökten etkileme potansiyeli taşıyor.

​Peki, Çinli gıda devlerini küreselleşmeye zorlayan temel gerekçeler neler ve bu strateji hangi somut verilere dayanıyor?

​1. Neden Şimdi? İç Pazarın Doygunluğu ve Marj Baskısı

​Son otuz yılda temel gıda maddelerine (tahıl, et, süt) duyulan devasa talep, Çinli agribusiness (tarım-sanayi) şirketlerini üretim, kesim ve işleme tesislerine devasa yatırımlar yapmaya itti.

Ancak sınırlı tarım arazileri nedeniyle bu büyüme tamamen teknoloji odaklı verimlilik artışlarıyla sağlandı.

​Bugün gelinen noktada, temel gıda talebinin yatay seyretmesi ve arz fazlası, şirketlerin kâr marjlarını baskılayan kısır bir döngüye dönüşmüş durumda. Özellikle 2035 yılına uzanan süreçte iç pazarın klasik tüketim anlamında doygunluğa ulaşacağı ve büyümenin yavaşlayacağı öngörülüyor. Şirketler için kârlılığı korumanın tek yolu, bu tıkanıklığı aşarak şimdiden uluslararası pazarlarda stratejik pozisyon almaktır.

​2. Verimlilikte Yakalanan Küresel Lig ve Tüketici-Gelir Dinamikleri

​Çinli şirketlerin küresel pazarda iddialı olabilmesi hem tarımsal üretimdeki maliyet optimizasyonuna hem de iç pazarda kazandıkları tüketici dinamiklerinin doğru okunmasına dayanıyor.

Raporun sunduğu özel veriler bu tabloyu netleştiriyor:

​Süt Üretiminde Maliyet Avantajı:

2020-2025 dönemi ortalama standardize maliyetlerine bakıldığında; Çin (ortalama) litre başına yaklaşık 0,55 USD ile en yüksek maliyete sahipken, Çin'deki kayıtlı büyük kurumsal çiftlikler litre başına yaklaşık 0,43 USD maliyetle üretim yapmaktadır.

Bu oran; İrlanda (0,50 USD), ABD Upper Midwest (0,48 USD), Hollanda (0,48 USD) ve ABD Kaliforniya (0,48 USD) gibi geleneksel üreticilerin gerisinde kalarak Avustralya (Victoria) ve Yeni Zelanda seviyelerine (0,39 USD) yaklaşmaktadır.

​Domuz Yetiştiriciliğinde Zirve Yarışı:

2024 verilerine göre, bir damızlık anaç domuz (sow) başına yıllık üretimde; Filipinler (1,4 ton), Vietnam (1,45 ton) ve Tayland (1,55 ton) alt sıralarda yer alırken; Çin modern çiftlikleri ortalama 2,4 ton verimliliğe ulaşarak ABD (2,4 ton) seviyesini yakalamış; Danimarka (2,8 ton) ve Hollanda (3,0 ton) gibi küresel liderlerin arkasından güçlü bir şekilde yaklaşmıştır (Çin genel ortalaması ise 1,7 tondur).

​Gelir Gelişimi ve Gıda Tüketim Matrisi

Rapor, ülkelerin gelir seviyelerine göre gıda sepeti tercihlerinin nasıl evrildiğini net bir şekilde haritalandırıyor:

Karbonhidratlar/Hayatta Kalma: Sahra Altı Afrika seviyesini temsil eder.

​Temel Fonksiyon/Et, Süt, Yumurta: Hindistan ve bugünkü Çin Kırsal ekonomisinin bulunduğu aşamadır.

Uygun Fiyatlı İkramlar/Hazır Yemekler, Atıştırmalıklar, Fast Food: Güneydoğu Asya ile 2035 yılında Çin Kırsal kesiminin ulaşacağı seviyedir.

Sağlık, Takviyeler, Taze Çay/Kahve: Çin Kentsel ve Doğu Avrupa'nın konumudur.

Organik, İnce Yemek, Deneyim: Japonya, Kuzey Amerika, Batı Avrupa, Avustralya ve 2035 yılında Çin Kentsel kesiminin, yani pazarın tepe noktasının vizyonunu çizer.

​Tüketici Markalarında Yerli Üretimin Yeri (Euromonitor Verileri): Çinli şirketlerin sadece tarımda değil, tüketici gıda ve içecek (CF&B) pazarında uluslararası rakiplerini nasıl ikame ettiği kategoriler bazında görülmektedir:

​Pirinç, noodle ve süt ürünlerinde yerli payı %100'e yakın seviyede sabit kalmaktadır.

​Bebek sütünde yerli payı %50'den %55'in üzerine çıkmıştır.

​Yemek malzemelerinde (cooking ingredients) %50'den yaklaşık %60'a dayanmıştır.

​Gazlı içeceklerde %60'tan %70'e yükselmiştir.

​Özellikle kahve ve çay dükkanlarında (Mixue, Luckin Coffee, Chagee gibi zincirlerin etkisiyle) 2020'de yaklaşık %40 olan yerli payı, 2025 projeksiyonlarında %80'e dayanarak yerli devlerin ezici üstünlüğüne dönüşmüştür.

​3. Geleceğin Üç Kazanımı ve "Go" Oyunu Felsefesi

​Çinli tarım-gıda devleri, uluslararasılaşma sürecinde geleneksel satranç mantığıyla (doğrudan çatışma ve rakibi yok etme) değil; antik Çin oyunu "Go" felsefesiyle hareket ediyor.

Sabır, kademeli etki alanı kurma ve karşılıklı güçlenen ağlar yaratma esasına dayanan bu strateji, üç temel kazanımı hedefliyor:

​Gıda Güvenliği Kazanımı (Küresel Güney):

Birleşmiş Milletler verilerine göre 2,3 milyar insanın gıda güvensizliği yaşadığı gelişmekte olan pazarlarda; Çinli şirketler sadece ihracatçı değil, ekosistem kurucu olarak konumlanıyor. Teknoloji transferi ve altyapı yatırımlarıyla bu ülkelerin yerel üretimini artırırken kendi büyüme döngülerini yeniliyorlar.

​Küresel Orta Sınıf Fırsatı: 2035'e kadar yaklaşık 500 milyon kişinin daha katılmasıyla 2,1 milyara ulaşacak olan küresel orta sınıf (özellikle Hindistan ve Güneydoğu Asya'da), Çinli şirketlerin dijital çağda geliştirdiği çevik ve tüketici odaklı iş modelleri için mükemmel bir pazar sunuyor.

​Tedarik Zinciri Ağı Kazanımı: Geçmişte ülkenin ithalat güvenliğini sağlamak için kurulan küresel lojistik ve ticaret ağları, bugün yeni pazarlara açılmak ve çok uluslu platformlar inşa etmek üzere yeniden işlevlendiriliyor.

​Sonuç

​Çin’in tarım-gıda sektörü, iç pazardaki daralma sinyallerini bir kriz olarak değil, küresel lige yükselmek için stratejik bir katalizör olarak okuyor. Verimlilik artışlarını uluslararası ekosistem inşası ve somut maliyet avantajlarıyla birleştiren bu "Go" stratejisi, önümüzdeki yıllarda küresel gıda ekonomisinde tüm dengeleri yeniden yazmaya aday görünmektedir.

Ben

İç talep yeterliliklerini, üretim ve özellikle verimlilik üzerinden kapatan ve/veya azaltan Çin'in, küresel pazarın en büyük ithalatçısı olma özelliğini gittikçe azaltacağını düşündüğümüzde, ticaret ortaklarının yeni pazarlar bulmak zorunda kalacağı;

Arz fazlası sorunları yaşanacağı;

İhracatçı ülkeler pazarında çiftlik kapısı fiyatlarının aşınıp zayıflayacağı, çiftçilerin özellikle ilginç bir şekilde büyük çiftliklerin pazar sorunu yaşayacağı;

Bu nedenle Çin'in ticaret ortaklarının Çin'i yakından takip etmesi gerektiği ortadadır.

Aynı durum dünyanın en büyük ihracatçısı olan Çin'i, Tarım ve Gıda ürünleri açısından pazarda rekabet etmek yerine doğrudan pazarda yer almak/yer tutmak daha anlaşılır haliyle küresel pazarı ele geçirmek üzere bir planlama içinde olduğunu;

İthal ettiği ürünleri bile ticaret ortağı ülkelerde kendi şirketleri üzerinden yapılacak üretimlerden sağlanması stratejisinin dikkatle izlenmesi gerektiğini;

ABD'nin bu nedenle Çinli şirketlere toprak satışlarını engellediği,

Çin ile ortaklıklar kuran yerli şirketlere ek önlemeler getirdiğini düşündüğümüzde bu stratejinin zaten uygulamada olduğu görülmektedir.

Türkiye açısından Çin ile tarım ve gıda ticareti şimdilik doğrudan ticaret açısından endişe verici olmasa bile;

Çin'in mal aldığı ülkelerdeki talep zayıflıklarından yararlanabileceğimizi düşünebiliriz.

İhraç ürünlerinde ise ülkemizde konuşlanacak olan Çin sermayesine daha dikkatle bakmamız gerektiğini söyleyebiliriz.

Bu makalenin an fikri ise şu olmalıdır:

Önce kendi yeterliliklerini sağla,

Yeterliliklerini kaliteye odakla,

Deneyimlerini küresel fırsat ülkelerinde yatırıma yönelt,

İçeride tıkanan tüketim pazarını dışarıda talep olarak kurgulayarak hem çiftlik kapısında hem de fabrikalar kapısında sürdürülebilirliği sağla.