Fransa Süt Fiyatını Belirlemiyor.

Peki O Halde Ne Yapıyor?

Evet, dünyanın 8., AB'nin 2. en büyük inek sütü üreticisi olan Fransa, çiğ süt fiyatını "fiyat şu kadardır" diye belirlemiyor.

Bizdeki USK gibi bir emredici bir fiyat yok.

Peki ne yapıyor?

Fransa süt fiyatının gerçek maliyetlerden kopmasını regüle ediyor.

Yem maliyetleri üzerinden yola çıkıp oya gibi işleyerek, kamusal kurum organizasyonlarını devreye sokarak, güya piyasaya müdahale etmeden, piyasanın oluşmasına sebep oluyor/oluşturuyor.

Şimdi gelin bu kanaviçe oyası nasıl işleniyor anlatalım.

Fransa'da devlet süt fiyatını belirliyor mu? diye sorduk.

İlk bakışta cevap hayır.

Süt fiyatı piyasada oluşuyor.

Çiftçi satıyor.

Sanayici alıyor.

Kooperatifler pazarlık yapıyor.

Perakendeciler raf fiyatını belirliyor.

Her şey serbest piyasa kuralları içinde ilerliyor gibi görünüyor.

Ama gerçekten öyle mi?

Konu oldukça basit:

Fransa Tarım Bakanlığı her ay, yem fiyatı maliyetlerini buna göre üretici fiyatları değişimini ve sonuçlarını yayınlıyor.

Aranan cevap şu:

Yem maliyetleri değiştiğinde üretici fiyatları bunu telafi ediyor mu?

İlk bakışta sıradan bir maliyet analizi.

Hatta temel bir soru var?

Neden sadece yem maliyetleri?

Oysa daha başka maliyet kalemleri de var.

Ama bazen en ilginç hikayeler tam da böyle başlıyor.

Küçük bir kıvılcım devasa bir orman yangınına dönüşüyor.

Ya da tam tersi birkaç yağmur damlası bir kor ateşi söndürüyor.

Bu sorunun yanıtını son derece teknik görünen küçük bir raporun peşine düşerek ve kendi bilgilerimizle yoğurarak bulmaya çalışalım.

Fransız tarım istatistik kurumu tarafından yayımlanan aylık yem fiyatlarının maliyeti.

“Satın alınan yem” giderlerinin brüt üretim değerine oranları.

Lütfen dikkat edin; yem fiyatlarının ya da yem kullanımının işletme maliyetini aramıyoruz. Yem maliyetinin aylık ve yıllık olarak işletmenin sattığı birincil ürünün, çiftlik kapısındaki değerine değişim oranını arıyoruz.

Yine kritik bir kavram daha var; "satın alınan yem".

2025 yılı için rakamlar şöyle:

Besi sığırı: %13,3
Süt sığırcılığı: %20,1
Domuz: %53,7
Tavukçuluk: %68,3

Burada durup tekrar bakalım.

Bir şeyler eksik.

Eğer süt işletmesinde yem gideri sütün üretim değeri açısından yalnızca %20 civarında görünüyorsa, neden sistem sürekli yem maliyetlerinden bahsediyor?

Yakıt var.

Elektrik var.

İşçilik var.

Amortisman var.

Sermaye maliyeti var.

Arazi maliyeti var.

Üstelik birçok işletme yeminin önemli bölümünü kendi üretiyor.

O halde neden özellikle yem?

Asıl soru bu değil mi?

Ayrıca arkasında gelen/gelecek olan sorular da var.

Bu farkı kim telafi ediyor?

Devlet Hindistan'ın tahıllarda uyguladığı gibi aradaki negatif farkı yani zararı telafi mi ediyor?

Etmiyorsa burada hesaplanan maliyetin adı neden "telafi edici fiyat" maliyeti.

Örneğin: Ağustos 2026'da süt sektöründe;

Yem maliyeti değişimi: +%0,4
Teorik hesaplanan telafi fiyatı: +%0,1
Gerçek üretici fiyatı değişimi: -%10,7 olarak hesaplanmış.

Bu durumda doğal olarak şu soru ortaya çıkıyor:

Eğer yem maliyetindeki değişimin telafi edilmesi için süt fiyatının en az %0,1 artması gerekiyorsa, buna karşılık üretici fiyatı %10,7 düşüyorsa aradaki yaklaşık 10,8 puanlık farkı kim üstleniyor?

Çiftçi mi?

Sanayici mi?

Perakendeci mi?

Yoksa devlet mi?

Yetmedi sonra üçüncü bir soru daha ortaya çıkıyor:

Eğer bu yalnızca teknik bir göstergeyse devlet bunu neden her ay yayımlıyor?

Ve sonunda asıl soru:

Devlet oturup yem maliyetini hesaplıyorsa, bir litre sütün gerçek maliyetini kim hesaplıyor?

Devlet mi?

Yoksa başka bir kurum mu?

Ve hatta hesaplanıyor mu?

İşte konu tam bu noktada yön değiştiriyor.

Mesele artık yem değil, mesele maliyetlerin nasıl tanımlandığı.

Yani kavramsal olarak, bulunan değerlerin karşılığı!

Mesele maliyetlerin görünür kılınması.

Mesele fiyatların oluşumu değil.

Mesele fiyatların hangi ekonomik gerçeklik üzerine kurulacağı.

Düşününce taşlar yerine oturmaya başlıyor.

Şunu fark ettim:

Yayımlanan gösterge aslında bir maliyet hesabı değildi.

Bir alarm sistemiydi.

Bir sensördü.

Bir uyarı lambasıydı.

Yem maliyetleri sistemde ilk hareket eden değişkenlerden biri olduğu için izleniyordu.

Yani mesele yem değildi.

Mesele maliyet baskısını erken fark edebilmekti.

Alarm burada çalıyordu.

Fakat kararlar burada alınmıyordu.

İşte hikaye tam bu noktada değişmeye başladı.

O halde, süt sektörünün kullandığı maliyetlerin nasıl belirlendiğini bilmemiz lazım.

Burada iki kurum öne çıkıyor.

CNIEL (Ulusal Süt Ekonomisi Mesleklerarası Merkezi) ve IDELE (Hayvancılık Enstitüsü).

Bu kurumlar süt üretiminin gerçek maliyetlerini hesaplıyor, maliyet göstergeleri oluşturuyor ve bunları sektörel referans olarak yayımlıyor.

Ama burada artık yalnızca yem yok.

Hesaplamalara;

enerji,
işçilik,
aile emeği,
sermaye,
amortisman,
arazi maliyeti gibi unsurlar da dahil ediliyor.

Ve tam bu noktada bütün hikayenin merkezindeki kavram karşımıza çıkıyor:

“Prix de revient”

Türkçesiyle:

"Maliyeti tamamen karşılayan satış fiyatı."

İşte burada duralım.

Çünkü mesele artık yem maliyeti olmaktan çıkıyor.

Şimdi soru şu:

Bir litre sütün sürdürülebilir şekilde üretilebilmesi için üreticinin eline en az ne kadar para geçmelidir?

Fransız sistemi bu soruya nasıl bir cevap arıyor ve nasıl bir cevap veriyor?

Ancak önce şunu bir belirleyelim.

Bir ürünün fiyatı ile ilgili ekonomipolitik ideoloji ya da politika bakışı için kaç ana çerçeve vardır?

İlki:

Devlet çekilsin, her şeyi piyasa belirlesin.

Diğeri;

Fiyatı devlet belirlesin ve uygulayıcı olsun.

Üçüncüsü ise

Ne devlet çekilsin ne de fiyatı doğrudan uygulasın.

Yani karma formül.

Genel ideolojide sosyoliberal bir yaklaşım.

Fransa diğer tarımsal alanlarda olduğu gibi süt konusunda da bu ara yolu uyguluyor.

Fiyatı doğrudan belirlemiyor.

Ama fiyatın maliyetlerden kopmasına da izin vermiyor.

İlk bakışta küçük gibi görünen bu fark aslında devasa bir farktır.

Çünkü devlet fiyatı vermiyor.

Ama fiyat tartışmasının sınırlarını çiziyor.

Anlaşılır kılmak için buraya kadar kısa bir özet vereyim:

Fransız Tarım ve Gıda Egemenliği Bakanlığının istatistik birimi her ay düzenli olarak yem maliyetini, bunun tüm süt üretim seksiyonları için çiftlik kapısındaki üretim değerleri içindeki değişim marjını ve bundan çiftliklerin nasıl etkilendiğini ve bunun hangi orandaki artış-azalışlar ile telafi edileceğini açıklıyor.

Ancak bu hesap tüm çiftlik giderlerini içermediği için bir işaret fişeği niteliği taşıyor.

Fakat geldiğimiz yerde bu defa başka bir soruya yanıt aramamız gerekiyor.

Çiftlik kapısı sütün yolculuğunun bittiği değil başladığı bir yer ise;

Zincirdeki, işleme sanayii, dağıtım, perakende aşamaları buna ne diyor, nasıl tepki veriyor? Ya da verecek?

Bu noktada devreye başka bir "Tampon Mekanizma" devreye giriyor.

OFPM (Tarım ve Gıda Ürünlerinde Fiyat ve Marj Oluşumu Gözlemevi)

Bu kurum ne iş yapar?

Bu farkın zincirde kim tarafından ve ne kadarıyla taşındığını/yüklenildiğini araştırır, belirler.

-Çiftçi mi, ne kadarını?

-Sanayici mi, ne kadarını?

-Dağıtım mı, ne kadarını?

-Perakende mi, ne kadarını?

Arkasından bu bilgi ve işareti alan CNIEL ve IDELE, gerçek tam maliyetleri hesaplıyor. İlan ediyor. Çiftçilerin sözleşme fiyatını ortaya çıkarıyor.

Yani "maliyeti tamamen karşılayan satış fiyatını".

Tam da bu noktada Fransız yaklaşımının özgünlüğü ortaya çıkıyor.

Devlet:

"Bir litre süt şu fiyattan satılacaktır" demiyor.

Bunun yerine:

"Bir litre sütün sürdürülebilir maliyeti budur" diyor.

Bu fark son derece önemli.

Çünkü doğrudan fiyat belirlemek yerine fiyat tartışmasının çerçevesi oluşturuluyor.

Üreticiler, kooperatifler, sanayiciler ve dağıtıcılar aynı maliyet göstergelerine bakarak pazarlık yapıyor.

Dolayısıyla devlet piyasaya doğrudan müdahale etmiyor.

Ama maliyetlerin görünmez kalmasına da izin vermiyor.

Bu noktadan sonra Egalim düzenlemeleri devreye giriyor.

Egalim (Çiftçi Gelirlerini Koruma ve Gıda Zincirinde Ticari İlişkileri Düzenleme Yasaları Dizisi): Üretim maliyetlerinin sözleşmelerde ve fiyat müzakerelerinde dikkate alınmasını amaçlayan yasal çerçevedir.

Maliyet göstergelerini pazarlık masasının resmi referanslarından biri haline getirir.

Egalim sisteminin temel amacı;

Üretim maliyetlerinin fiyat müzakerelerinde dikkate alınmasını sağlamaktır.

Bunu teşvik eder, baskı yaratır, kamuoyu yaratarak süt satış sözleşmelerinin buna göre yapılmasını düzenler.

Böylece maliyet göstergeleri yalnızca istatistik olmaktan çıkıyor.

Piyasa aktörlerinin kullandığı ortak bir dile dönüşüyor.

Aslında ne düzenleniyor?

Burada ulaştığımız en önemli sonuç şudur:

Fransa;

"Fiyatı değil, fiyat müzakeresini regüle ediyor."

Agreste'nin yem maliyeti göstergeleri, CNIEL'in maliyet hesapları, IDELE'nin referansları ve Egalim'in sözleşme mekanizmaları birlikte düşünüldüğünde ortaya çıkan yapı budur.

Bu nedenle yem maliyeti göstergeleri doğrudan bir destekleme formülü değildir.

Asıl işlevleri sistemde bir "tetikleyici" rolü oynamalarıdır.

Maliyet baskısı görünür hale gelir.

Bu görünürlük fiyat görüşmelerini etkiler.

Fiyat görüşmeleri siyasi tartışmaları etkiler.

Siyasi tartışmalar ise gerektiğinde destekleme, kriz yardımı veya yeni düzenlemeleri gündeme getirir.

Kısacası yem maliyeti göstergesi son durak değil; daha büyük bir kurumsal mekanizmanın ilk alarm zili olarak çalışır.

Akışı toparlayıp şematize edelim:

Agreste (yem maliyeti alarm sistemi), CNIEL (süt maliyeti referans merkezi), IDELE (maliyet metodolojisi ve teknik hesaplama kurumu), OFPM (fiyat ve marj hakemi), Egalim (maliyeti sözleşme masasına taşıyan yasal çerçeve).

Ancak bu kurumlar ayrı ayrı düşünüldüğünde eksik kalıyor. Birlikte okunduklarında ise Fransa'nın süt fiyatını değil, süt fiyatının dayandığı maliyet tanımını düzenleyen kurumsal mekanizmasını oluşturuyorlar.

Agreste (Fransa Tarım ve Gıda İstatistik Servisi): Tarımsal fiyatlar, maliyetler ve üretim göstergelerini üretir. Bu çalışmadaki yem maliyeti telafi göstergesini yayımlayan kurumdur. Yem maliyetlerindeki değişimi ve bunların üretici fiyatlarına yansımasını izler.

+++

CNIEL (Centre National Interprofessionnel de l'Économie Laitière) (Ulusal Süt Ekonomisi Mesleklerarası Merkezi): Süt sektöründeki üretici, kooperatif ve sanayi temsilcilerini bir araya getiren meslekler arası yapıdır. Süt üretiminin maliyetini ve "maliyeti tamamen karşılayan satış fiyatını (prix de revient) hesaplayan referans sistemlerden birini yürütür.

+++

IDELE (Institut de l'Élevage) (Hayvancılık Enstitüsü): Hayvancılık sektörünün teknik ve ekonomik uzmanlık kuruluşudur. Süt ve hayvancılık işletmelerinin gerçek üretim maliyetlerini hesaplayan metodolojileri geliştirir ve CNIEL'in maliyet çalışmalarına teknik destek sağlar.

+++

OFPM (Observatoire de la Formation des Prix et des Marges des Produits Alimentaires) (Tarım ve Gıda Ürünlerinde Fiyat ve Marj Oluşumu Gözlemevi): Çiftçiden market rafına kadar uzanan zincirde fiyatların ve marjların nasıl dağıldığını inceler. Fiyat koymaz; kimin ne kadar gelir ve marj elde ettiğini görünür hale getirir.

+++

Egalim (Çiftçi Gelirlerini Koruma ve Gıda Zincirinde Ticari İlişkileri Düzenleme Yasaları Dizisi): Üretim maliyetlerinin sözleşmelerde ve fiyat müzakerelerinde dikkate alınmasını amaçlayan yasal çerçevedir. Maliyet göstergelerini pazarlık masasının resmî referanslarından biri haline getirir.

Yem Maliyeti Fransa

Bir Anda Her Şey Tanıdık Bir Şeye Dönüştü!

Nihayet işin bamteline geldik.

Başından beri geldiğimiz yer aslında yıllardır savunduğum bir kavramdı:

"Kamusal tampon mekanizmalar".

"Kamunun hakem rolü".

"Dolaylı ekonomik denetim".

Görünür /ortak referans maliyet ve doğrulanabilir maliyetler üzerinden piyasayı dengeleme.

Fransızlar buna:

OFPM,
CNIEL,
IDELE,
Egalim üzerinden
prix de revient, üretim maliyeti göstergeleri diyorlar.

Ben ise yıllardır daha kısa bir isim kullanıyorum:

Kamusal tampon mekanizma.

Aslında aynı şeyden bahsediyoruz.

+++

Sonuç:

Bu makaleye bir yem maliyeti göstergesiyle başladık.

Yol bizi üretim maliyetlerine götürdü.

Oradan fiyat ve marj gözlemevlerine ulaştık.

Sonra sözleşme sistemlerine.

Oradan da devlet ile piyasa arasındaki görünmeyen ilişkiye.

Ve bütün bu merdivenlerin sonunda vardığımız sonuç oldukça net:

Fransa fiyatı regüle etmiyor.

Fransa maliyeti tanımlama sürecini regüle ediyor.

Çünkü maliyetini bilmediğiniz bir ürünün fiyatı ekonomik veri değil, yalnızca pazarlık gücünün sonucudur.

Bu nedenle, Fransa'nın kurduğu yapı bir fiyat regülasyonu olmaktan önce bir maliyet regülasyonudur.

OFPM, CNIEL, IDELE ve Egalim mekanizmaları birlikte çalışarak fiyatı değil, fiyatın dayanacağı ortak maliyet zeminini oluşturmaktadır.

Belki de bütün sistemin özeti tek cümleyle şöyle yapılabilir:

Piyasa serbest olabilir. Ancak maliyetler tarafların canı istediği rakamlar olamaz.

Ve belki de onlarca kuruma, yüzlerce sayfa rapora ve karmaşık mevzuatlara yayılan bütün bu mimariyi daha sade bir dille anlatmak gerekirse:

Kamusal tampon mekanizmalar sayesinde kamunun hakem rolünü koruduğu ortak maliyet ekonomisi.

Bizim en az 10 yıldır anlattığımız 3D kuralının kalbi.

Regülasyon için

Dengeleme

Düzenleme

Denetlemenin 3 D'si.

Ve bu yolu sağlayan "KAMUSAL TAMPON MEKANİZMALAR".

Gerisi ise boş siyaset.

Yok %1

Yok Sübvansiyon,

Yok mazot, gübre vs.

Yok şu yok bu.

Ana mevzu FİYAT.

Ve ona gidecek yollar.