İktisatta temel bir tespit vardır:
"Yapısal çöküşü parayla maskeleme".
Belki de bu makalenin özünü en başına yazmış olduk.
Morfin ekonomisi bir yerde.
Küresel ticaret ve paylaşım savaşları öyle bir hal alıyor ki; hep beraber sermayenin "bir parmak bal, daha bul al" metodolojisini beynimize mıhlamamız ve anlamamız lazım.
Benim yıllardır anlayıp ölçtüğüm, verileriyle sabitlediğim bir tespitim var.
Bilen çoktur.
Tarım sektörünün sorunu para vererek, destekleme dağıtarak çözülmez.
Hatta ortada para vererek çözülüyor şamatası varsa, bilirim ki; bu bir siyasi manipülasyondur ve arkasında başka bir faydalanıcı faktör/kişi/grup vardır.
Bu tespitim, acil durum ve vakalar için değil, süreğen politikalar içindir.
Trump geldiğinden beri çizdiği pembe tablo ve politikalar ile beni doğruluyor.
Bir taraftan küresel tarımsal ticareti alt üst ediyor,
Bir taraftan yeni ticaret yollarını kendine döndürüyor,
Bir taraftan küresel güç benim diyor ve yarattığı krizlerden faydalanıcıları özel kişi ve gruplara indirgiyor,
Bir taraftan da bütün bunları yaparken kendi çiftçilerinin ticaret/üretim/arz-talep/maliyet-fiyat unsurlarını alışılagelmiş kalıpların dışına itiyor,
Yani onları bir nevi kendisini takip etmeye zorluyor,
Diğer taraftan da bakın ben sizi koruyorum diyerek sürekli kendi çıkardığı küresel krizleri finanse etmek bahanesiyle çiftçilere para pompalayarak, pembe tablolar çizip kendine siyasi avantaj elde etmeye çalışıyor.
Yani züccaciye dükkanını önce dağıtıp, sonra zararları ödüyorum deyip züccaciyecinin oyunu alıyor. Fakat dükkâna yeni/den züccaciye mallarını da kendi satmaya çalışıyor.
Dahası bu haliyle biz dahil dünyadaki 570 milyon çiftliği bir şekilde etkilemiş oluyor.
Gelin şimdi ABD çiftçilerinin o "şirinlikler" karşısındaki finansal durumunu bu makale ile anlatmaya/anlamaya çalışalım.

ABD tarımı ve çiftçileri hakkında genel bir algı ve resim vardır.
Hatta; Dünyada tarım politikaları tartışılırken ne zaman tıkansak birileri çıkar ve o sihirli cümleyi kurar: "Ama Amerika’da sistem öyle değil, adamlar ölçek ekonomisiyle devasa üretiyor, çiftçisi de zengin..."
Peki, gerçekten öyle mi?
ABD Tarım Bakanlığı’nın (USDA) yayımladığı son resmi raporlar, bu ezberi darmadağın eden ve makyajlı istatistiklerin arkasındaki acı gerçekleri sergileyen tarihi bir tablo sunuyor.
Gelin, ortalama rakamların yalanını, medyan gerçeklerin tokatını ve Amerikan çiftçisinin içine düştüğü paradoksu adım adım inceleyelim.
Yaklaşık 1,872 milyon çiftlik var.
Bunların 1,819 milyonu aile çiftliği.
Çiftçi/üretimden sorumlu sayısı ise 3,4 milyon civarında.
Yani çiftlik ve çiftçi aynı şeyler değil.
+++
Çiftlik Gelirleri var.
Çiftliklerin tarımsal gelirleri var.
Ayrıca tarım dışı gelirleri var.
Çiftçi hane halkı gelirleri var.
Çiftçi hane halkı geliri, çiftlik başına bir hane geliri var.
Yani tarımsal gelirler ile tarım dışı gelirler çiftçi/liklerin hane halkı gelirini oluştururken, tarımsal gelirler, bitkisel-hayvansal ve tarımsal hizmet/faiz/kira vb gelirlerden oluşuyor. Bir de buna son aşamada katılan devlet sübvansiyonları/destekleme ödemeleri var.
Şimdi bakınca karşımıza devasa rakamlar çıkıyor.
Mesela; Çiftlik Brüt Gelirlerine bakınca 600 milyar $ civarındaki rakamlarla karşılaşıyoruz.

Yine ortalama değer olarak çiftlik başına 150-180 bin $ bandında Net Nakit Gelirleri görüyoruz.
Özkaynaklar/özvarlıklar açısından baktığımızda ise 4,5 triyon $'lık devasa rakamlar görüyoruz.
Dahası ise bu özvarlıklara karşı sadece %13-13,5 bandında bir borç durumları olduğunu görüyoruz.
Veee muhteşem Trump'ın 2025 yılında normal Tarım Yasası çerçevesinde (acil yardımlar hariç) 40 milyar doları aşkın destekleme rakamlarını görüyoruz.
Bakınca ne muhteşem bir durum değil mi?
Doğrusu kıskanmamak elde değil.
En azından veri sağlama, bilgi sağlama ve çiftlik muhasebe verilerine sahip olmalarına kıskanırız hiçbir şey bulamazsak.
Şimdi biraz genişletelim konuyu ve çiftliklerin tipolojisini anlayalım.

Tabloyla sizi başa başa bırakayım ama kısa notlar vereyim bizim kullanacağımız.
Gördüğünüz üzere toplam aile çiftliği oranı %97'nin üzerine çıkmış durumda. Bir önceki yılda %96'yı biraz geçkindi.
Küçük aile çiftlikleri oranı %86,4,
Orta Ölçekli aile çitlikleri oranı %4,9,
Büyük ölçekli aile çiftlikleri oranı %4,7
Aile dışı çiftlikler ise %2,8.
Şimdi kullanılan arazi miktarları (buradaki ölçümler arazi olarak yapılıyor olsa da hayvancılık işletmeleri arazili işletmeler olarak düşünülmelidir ve dahildir) ile yukarıdaki brüt gelirden aldığı paya baktığımızda dananın kuyruğu kopuyor.
Küçük aile çiftlikleri toplam sayının %86,4'ünü ama brüt üretim değerinin sadece %17,2'sini alabiliyor.
Büyük aile çiftlikleri brüt gelirin %50,2'sini (aile çiftliklerinin de ticari/aile şirketi olanları var),
Aile dışı şirketler (ki; büyük çoğunluğu uzmanlaşmış büyük çiftlikler) %14,2'sini,
Toplam olarak ise büyük çiftlikler gelirin yaklaşık 2/3'ünü alıyor.
Sayı olarak bakarsak ABD çiftliklerinin %7,5'u toplam gelirin 2/3'ünü alıyor.
Demek ki; ortalık topyekün sütliman ve mutlu mesut değil.
+++
Şimdi bakalım çiftliklerin ortalama gelirleri neymiş.
Brüt Çiftlik gelirleri açısından ortalama bir değer ararsak, 320 bin dolarlık devasa bir rakam buluruz.
Oysa bu brüt değeri net gelire, aile çiftlikleri hane halkı çiftlik geliri miktarına, çiftlik tipolojisi (büyük-orta-küçük) ortalama gelirlerine dönüştürdüğümüzde karşımıza başka bir tablo çıkıyor. Ve bu tablo aslında ABD çiftliklerinin büyük çiftlikleri dışında kalan çiftliklerinin hiç de özenilecek, övülecek bir durumda olmadığını gösteriyor.
Şimdi bakalım:
Brüt gelire küçük aile işletmeleri kategorisi açısından baktığımızda sadece brüt yıllık ortalama ~62.000 dolarlık bir değere ulaşıyoruz. Kaldı ki; bu rakamın içinde doğrudan ödenen tarımsal desteklemeler de dahil.
Orta ölçekli çiftlikler için ~943 bin dolar,
Büyük ölçekli çiftlikler için ~3,378 milyon dolar,
Çok büyük çiftlikler için ~13,165 milyon dolar
Aile dışı ticari çiftlikler için 1,572 milyon dolar gibi ortalama değerlere ulaşıyoruz.
Bu rakamlar yıllık %55-60 arasında gidip gelen çiftlik ara tüketim giderleri (işletme giderleri) çıkıldığında buradaki rakamların ancak ~%40'ı elimizde kalır.
Buna göre, ~%86'lık Küçük Çiftlikler için yıllık ortalama işletme geliri 24-25 bin dolar gibi oldukça küçük bir değer olarak önümüze gelir.
Bunun içinden sabit giderleri de çıkarınca bu değerler artık negatif değerli olmaya başlar.
Yani anlayacağınız, genel ortalama değer olarak yukarıda verdiğimiz 320 bin dolarlık brüt gelir sadece bir senaryodan ibarettir ve eğer orta ve büyük ölçekli çiftlikler olmasa, ABD çiftlikleri küllen zarar etmektedir.
Şimdi biraz daha derinleşelim ve bu aldatmacanın çiftlik hane halkları geliri üzerinden nasıl çıplaklaştığını görelim.
Çiftlik Hane Halkı verilerini okuyabilmek için çiftlikleri zorunlu olarak hane/aile çiftlikleri diye tasnif edip, aile çiftliği dışında kalanları (52.767 çiftlik) dışarıda tutup 1.819.554 çiftlik üzerinden durumu incelememiz lazım.
Resmi istatistiklere bakarsanız ABD’de çiftçi hanehalklarının ortalama yıllık tarım geliri 31.304 dolar olarak görünür.
İnsan, "ne güzel, adamlar tarlada/ahırda kazanıyor" diyor, değil mi?
Şimdi makyajı silelim:
ABD’deki 1,82 milyon aile çiftliğini, küçükten büyüğe sıraya dizdiğinizde tam ortadaki çiftçinin (medyan) net geliri tam-$1.830 dolardır!
Yâni EKSİ!
Yani ZARAR!
Nasıl oluyor da ortalama +31 bin dolarken medyan değer eksi çıkıyor?
Çünkü ABD’deki aile çiftliklerinin %89’unu oluşturan iki dev kitle tarlada/ahırda doğrudan zarar ediyor.

Yani küçük aile çiftlikleri orta büyüklükteki aile çiftlikleri.
Hane halkı çiftlik tasnifinde konut/konaklaması çiftliklerde olan aileler ile temel geçim kaynağı tam anlamıyla tarım olmayan geçiş niteliğindeki aile işletmelerinin medyan değeri zarar değeridir.
Küçük aile işletmeleri için medyan değeri -2.748 dolar, orta düzeyli ara aile çiftlikleri için ise -2.799 dolardır.
Bu ailelerin ortalama tarımsal geliri sırasıyla, -5.117 dolar ve +2.402 dolardır.
Ancak iş büyük aile çiftliklerine gelince durum uçurumu gözler önüne sermektedir.
%11'lik büyük aile çiftliklerinin medyan değeri neredeyse 175 bin dolar, ortalama tarım geliri ise 300 bin dolardır.
Tarım dışı gelirlere bakınca:
Küçük aile çiftlik haneleri için 125 bin dolar gibi devasa bir medyan değer var.
Orta/ara çiftliklerde 69.589 $
Büyük çiftliklerde 64.300 $
Ortalamasında ise 86.900 $ gibi medyan değerlerine ulaşıyoruz.
Kısaca söylersek;
ABD'nin aile çiftliklerinin %89'u tarım dışı gelirlerle ayakta kalırken büyük aile çiftlikleri gelir açısından ortalamaları yukarıya çekiyor.
Aslında olmayan bir şeyi olmuş gibi anlamamıza sebep oluyor.
Tarım dışı gelirler eklendiğinde ise bu defa medyan değeri konut/konaklama/çiftlik hanesini ikamet olarak kullanan çiftliklerin, daha büyük bir medyan değerine sahip olduğunu görüyoruz.
Asıl kırılma noktası burası bence.
ABD çiftliklerinin sürdürülebilirliği tamamen tarım dışı gelirlere yani maaş, emeklilik, sigorta gelirleri, faiz, kira vb gelirlere bağlı.
Yani sistem, en üstteki %11’lik dev şirketin kârını genel ortalamaya yazıp, altındaki %89’luk kitlenin zararını gizleyen istatistiki bir aldatmacadan ibaret.
Şimdi küçük aile işletmelerinin durumunu daha yakından inceleyeceğiz.
Ancak kafa karışıklığına düşmeyin diye bir açıklama yapmam lazım.
ABD'nin çiftlik yasası ve teknik mevzuatlarından gelen "çiftlik tipolojisi" sizin kafanızı karıştırmasın.
Küçük aile çiftlikleri, orta ölçekli aile çiftlikleri, büyük aile çiftlikleri bunlar aile içi sahipliği olan aileye ait olan ancak ekonomik olarak tasniflenen, -ailelere ait- çiftlikler.
Ancak hane halkı gelirleri açısından tasnifleme, biraz farklılaşıyor ve bu defa ekonomik büyüklüklerin yanında, hanelerin çiftliklerdeki ikamet/konut/gelirler/çiftlikteki tarımsal üretime bağlılık/bağımlılık gibi faktörler üzerinden farklı bir tanımlamaya tabiler. Bu makalede buna dikkat edilirse işimiz kolaylaşır. Elbette bir de ortalama değer, brüt değer, medyan değeri gibi farklı istatistiki kavramalara.
Bizim daha böyle bir yasamız, netleştirilmiş mevzuatımız yok.
TÜİKte ekonomik büyüklük sınıflaması diye bir ayırım var ama onun da realitesi yok.
Çünkü ortada tarımsal üretim değeri yok.
Ama ahırları, kooperatifleri tasnif edecek kadar tez canlı politika cahilliklerimiz var.
+++
Neyse şimdi soralım:
Çiftliklerin %86'sını oluşturan küçük aile işletmeleri neden böylesine zarar ediyor? Yanıt, yukarıda kısmen değindiğimiz gibi ABD Çiftlik Tipolojisinde gizli.
ABD’de küçük çiftlikler toplam çiftlik sayısının %86,4'ünü oluşturuyor.
Ama bu %86'lık devasa kitle; toplam tarım arazilerinin sadece %40,4'ünü işleyebiliyor ve toplam üretim değerinin yalnızca %17,2'sini üretebiliyor!
Buna karşın, toplam çiftliklerin sadece %4,7'sini oluşturan dev ticari işletmeler, tarım arazilerinin %32,6'sına el koymuş durumda ve toplam ABD tarımsal üretiminin tek başlarına %50,2'sini (yarısını) domine ediyorlar.
Pazarın %83'ünü ve toprağın %60'ını dev şirketlere kaptıran küçük çiftçinin işletmesinde kâr etmesi zaten matematiksel olarak imkânsız hale getirilmiş.
Peki bu zarar eden gemiyi kim ya da ne yüzdürüyor?
Çiftçilerin %89'u tarlada zarar ediyorsa, bu insanlar ne yiyip ne içiyor? Çiftlikler neden kapanmıyor?
İşte Amerikan tarımının en acı ironisi burada başlıyor: Amerikan çiftçisini tarlada tutan şey tarım değil, şehirde çalıştığı ikinci iş!
ABD’de aile çiftçilerinin medyan çiftlik dışı geliri 86.900 dolardır. Çiftçiler ve eşleri gündüz fabrikada, ofiste, markette çalışıp 40.631 dolar maaş kazanıyor; emeklilik ve yatırımlardan 43.468 dolar getiriyor ve şehirde kazandıkları bu parayla işletmedeki zararlarını kapatıyorlar!
Peki bu yetiyor mu?
Yetmiyor!
EIB-298 raporunun 2025/2026 projeksiyonları sistemin ikinci payandasını gösteriyor:
Devlet Sübvansiyonları.

Şimdi çiftliklerin toplam bilançosuna bakabiliriz artık.
2024 yılında 10,4 milyar dolar olan doğrudan devlet ödemelerinin, 2025 yılında %291,3 artışla 40,5 milyar dolara fırlatılması (gerçekleşme 27,5 milyar $) öngörülüyor. Yani ABD hükümeti, serbest piyasa masalları okurken, tarlada batan çiftçisine 40 milyar dolarlık "devlet desteği" uzatmak zorunda kalıyor.
Ve buna tarım dışı gelirler de eklenince çiftliklere can suyu verilmiş oluyor.
Tamam da bu gemi bu parayla da yüzmez?
Yüzmüyor.
Çünkü devlet ödemelerinin çiftlik tipleri arasındaki dağılıma baktığımızda yine küçük aile çiftliklerinin daha az oranda ve daha az değerde devlet ödemelerinden yararlandığını görüyoruz.
Örneğin:
2023 Yılında yapılan tarımsal doğrudan devlet ödemelerinde çiftliklerin ancak %24'nün (bir veya daha fazla ödeme türü) yararlandığını USDA raporlarından biliyoruz.
Küçük çiftliklerin ise bu ödemeler içinden ancak %21'ini alıyor.
Kalanını ise orta ve büyük çiftliklerin (%44'e kadar artan) aldığını görüyoruz.
+++
Bu eklemeler ışığında şimdi bir de ABD çiftliklerinin borç durumlarına bakarak devam edelim.
2023 Yılında 612 milyar $'lık Brüt Tarımsal Çiftlik Gelirlerine karşılık 545,5 milyar $, %89'u;
2024 Yılında 584,3milyar $'lık Brüt Tarımsal Çiftlik Gelirlerine karşılık 577,9 milyar $, 99'u;
2025 Yılında devlet sübvansiyonu ile şişirilmiş 623,9 milyar $'lık Brüt Tarımsal Çiftlik Gelirlerine karşılık 591,8 milyar $, %94,9'u.
Yani aslında sübvansiyonsuz haliyle %101'i.
Daha dikkatli bakınca brüt gelirlerin düştüğünü, borçların arttığını, makyajlamanın ise destekler üzerinden yapıldığını çok açık görüyoruz.
Yani çiftçiler az kazanıp çok borçlanıyor açığı devlet kapatıyor.
Peki aradaki fark, kazanç, faiz ve giderler kime gidiyor?
Tanıdık geliyor mu?
Hatta bir tanıdık laf daha edeyim.
Birileri yıllardır ne diyor?
Mesele asla ve kat'a desteklemeler meselesi değildir.
Biz hala vıdı vıdı edip %1'i aramaya devam edip, maden bulmaya çalışıyoruz!
+++
Peki bu duruma sebep olan neydi?
2019–2023 döneminde gübrede %48, yakıtta %41 artışla ortalama %34 girdi enflasyonu yaşandı. Yüksek maliyetlerle baş edemeyen küçük çiftçiler ekilen arazilerini %20,7 küçülttü.
Ekim alanını %36,8 büyütüp kârını %76 artıran yine dev şirketler oldu.
Üstüne Fed’in faiz artışları eklenince, sektörün yıllık faiz gideri 28,5 milyar dolara (2025'te 32,5 milyar dolara) tırmandı.
Bugün borç kullanan küçük ve orta ölçekli Amerikan çiftçilerinin %21'i "TDCR Red Zone" (Kırmızı Bölge) içindedir. Yaratılan tüm gelirler (çiftlik dışı maaşlar dahil) yıllık borç taksitlerini ödemeye yetmemektedir.
Peki bu çiftçiler nasıl borçlanmaya devam edebiliyor?
Çünkü ABD genelinde tarım arazisi fiyatları aşırı değerlendi.
Çiftçi kağıt üzerinde arazi sahibi olarak 2,5 milyon dolar "net varlığa" (net worth) sahip görünüyor.
Özkaynak oranı %86,6.
Banka, çiftçinin tarladaki üretimine değil, tarlasının gayrimenkul değerine bakarak kredi vermeye devam ediyor.
Yani çiftçi kağıt üzerinde milyoner, nakit akışında ise tam bir müflis!
Bunu bir yerden tanıyor gibiyiz değil mi?
Sonuçlar ve Ben:
Makaleye "yapısal çöküşü parayla maskeleme" diye temel bir iktisat söylemi ile girmiştik.
Ve incelediğimiz dosyalar, veriler, bilgiler bizi bu söylemin tam kalbine götürdü.
ABD çiftçileri aslında dışarıdan göründüğü gibi ya da ortalama rakamların söylediği gibi bolluk, güllük gülistanlık içinde değil.
Bir kısmı geleneksel olarak, bir kısmı ise çiftçilik+ başka işler olarak, çiftçiliği ilk iş olarak görmeden ama o araziyi-yeri-tesisi de yaşatarak tarımsal faaliyetlerine devam ediyor.
Yani ekonomik verilerdeki pembe tablolar bize sadece toplam çiftliklerinin sadece %11'inin fena durumda olmadığını işaret ediyor. Hatta daha fazlasını!
Onlar bütün tarımsal ekonomiyi sürüklüyor.
Buna benzer durumu AB27'de de görüyoruz.
Orada da bütün finansal ve ekonomik üretim büyüklüklerini toplamın %2,98-3,04 oranındaki büyük çiftlikler karşılıyor.
Orada da üretim değerinin yarıdan fazlası bu çiftliklere ait.
Aynı durumu diğer ülkelerde de görebilirsiniz.
Brezilya
Avustralya
Çin vb.
Yani küresel tarımsal örgüde orta ve büyük çiftlikler bütün tarımsal ekonomiye hakim ve parsayı toplar şekildeler.
Bunu kabullenmeli miyiz bana göre evet.
Ancak detayları fazla.
Yok ederek değil yaşatarak;
Tepeden indirerek değil içeriden büyüterek.
Şimdilik bu kadar söyleyeyim.
Zaten bunun başka çözümü de yok gibi.
+++
İkinci olarak, görüyoruz ki adı ABD bile olsa dünyanın her yerinde çiftçilerin, çiftliklerin ve tarımın sorunları aynı.
Benzeşen tespitleri ülkelerin kendi gerçeklikleri içinden baktığımızda daha net görüyoruz.
Tarımın konumunun siyasal tercihlerden daha fazla etkilendiğini bu nedenle istikrarlı, uzun vadeli planlamalara bağlı/bağımlı olduğunu anlıyoruz.
Bir dönem atak yapan ülkelerin başka bir dönem gerilerde kaldığını görüyoruz.
Yapılan atakların kaynakların tüketilmesi ile de sonuçlanabildiğini görüyoruz.
Bazılarının ise verimlilik odaklı olduğunu ve biraz daha stabil kalabildiğini görüyoruz.
Bazılarında ise bütün dengelerin siyasi tercihler, küresel hatalar, veri-analiz-arz-talep-üretim ağlarındaki çöküşler ile birden tersine döndüğünü görüyoruz.
Bu yazdıklarım tarımın politikasına dair olanlar.
Tarımın binlerce teknik rutini ya da neyi nasıl üretiriz sorularıyla ilgili değil.
Neden ve ne için ana/makro soruları için.
İşte bu yüzden tarım devasa bir ihtisas alanıdır.
Politikasını anlamak ise makro bir yaklaşım gerektirir.
Çiftçilik onun uygulayıcı alanı ve tatbik yeridir.
Çiftçilik bir öğreti, sonradan yüklenen bir bilgi/ örgün bir öğrenim alanı değildir.
Çiftçilik kadim bir kültürdür.
Öğretilmesi ise ihtisas sahiplerinin işidir.
Ben iyi öğretirim demeyle ancak kendi cahilliğinizi öğretebilirsiniz...
Son olarak;
Bunları bu kadar uğraşarak neden yazıyorum?
Çok sebebim var ama şu an içimden gelen şu:
Cahilliğime verin...