Nisan ayında yayınladığım “Tarımda Güven Erozyonu! Çiftçi Tarımdan Neden Uzaklaşıyor?” başlıklı yazımda, tarım sektöründe giderek aşınan güvene dikkat çekmiştim.
****Tarımın en büyük yapısal sorunlarından biri, paydaşlar arasındaki güven kaybıdır. Güvenin zayıfladığı yerde liyakat, adalet ve geleceğe dair umut da zayıflar. Tarımda en büyük destek güven, en önemli reform şeffaflık, en değerli yatırım ise öngörülebilirliktir.
****Geçen hafta Tarımdan Haber'de, Tarım ve Orman Bakanlığının bütçesi ile tarımsal destekleme bütçesindeki artışa ilişkin bir haber yayımlandı. Orta Vadeli Programda (OVP) belirlenen rakamlar, Meclise gönderilen bütçe teklifinde değişmişti.
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı sitesinde 16 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi, Bağlı Cetveller, 2027 Yılı Bütçe Gerekçesi ve 2026 Yıllık Ekonomik Rapor incelenmeden bu değişikliğin gerçek boyutunu anlamak mümkün değil.
Habere yapılan yorumlara inceledim. Bütçe değişikliğinin kendisiyle nerdeyse hiç kimse ilgilenmiyordu. Öne çıkan konu, çiftçilerin Bakanlığa ve bakana duyduğu güvenin azalmasıydı.
OVP ile Bütçe Teklifi Arasındaki Farklar

****Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na göre: Merkezi yönetim bütçe kanununun gider cetvelinin bölümleri, analitik bütçe sınıflandırması esas alınarak programlar itibarıyla düzenlenir. Bütçe ile ilgili yorum yapmak için Analitik Bütçe Sınıflandırılmasını da bilmek gerekir.
Peki, bütçe rakamları büyürken çiftçi neden hala hesabını yapmakta zorlanıyor?
Bu fark nereden kaynaklanıyor?
Öncelikle iki rakamın kapsamının ve hesaplama yönteminin aynı olup olmadığı doğrulanmalı. Yalnızca rakamların farklı olması, tek başına usulsüzlük veya mevzuata aykırılık anlamına gelmez. Ancak böylesine büyük bir farkın açık, anlaşılır ve belgelerle desteklenen bir gerekçeyle kamuoyuna anlatılması gerekir.
Çiftçi hesabını bilir. Tohumun, gübrenin, mazotun maliyeti bellidir. Geliri giderini karşılamazsa borçlanır. Peki, kamu bütçesinde bu kadar büyük farklar ortaya çıktığında hesabını kim verecek?
Tarım Bakanlığının bütçesi neden neredeyse iki katına çıktı?
Üstelik bütçenin büyümesi, çiftçinin doğrudan daha fazla destek alacağı anlamına gelmez. Önemli olan, artışın hangi kalemlerden kaynaklandığı, hangi programlara ayrıldığı ve tarımsal üretime nasıl katkı sağlayacağıdır.
Sermaye transferlerinde dikkat çeken artış
Bakanlığın yatırımlarla ilgili 07 kodlu sermaye transferleri ödeneği de açıklama gerektiriyor.
Bu kaynak kurumlara aktarılacak? Hangi projeler ve yatırımlar için kullanılacak? Tarımsal üretime katkısı ne olacak? Sermaye transferlerinin tamamını çiftçiye verilen destek olarak değerlendiremeyiz. Ödeneğin hangi kurumlara ve projelere aktarılacağı, kullanım amacı ve finansman yapısı açıklanmalıdır. Rakamı büyütmek yetmez; paranın nereye gittiğini de göstermek gerekir.
Cari transferlerdeki artış çiftçiye ne getirecek?
Bir de tarımsal destek bütçesi ile ilgili 05 kodlu cari transferlerdeki yaklaşık 101,5 milyar liralık artışın tamamının tarımsal desteklere ayrıldığı söylenemez. Hangi bölümünün çiftçiye yönelik desteklerde kullanılacağı, hangi desteklerin artırılacağı ve ödemelerin ne zaman yapılacağı açıklanmalıdır.
Çiftçi için önemli olan bütçede kaç milyar lira yazdığı değil, o paranın ne kadarının ve ne zaman tarlasına ulaşacağıdır.
****Bütçe ile ilgili sağlıklı yorum yapmak için 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu, Tarım Kanunu, Analitik Bütçe Sınıflandırılmasını, Orta Vadeli Program, bütçe teklifi, kesin bütçe, yatırım programını bilmek gerekir.
****Bu sorular Mecliste sorulmayacak mı?
Milletvekillerinin, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin şu sorulara açık cevap istemesi gerekir:
*OVP ile bütçe teklifi arasındaki büyük farkların gerekçesi nedir?
*Tarım ve Orman Bakanlığının bütçesi neden yaklaşık iki katına çıkmıştır?
*Sermaye transferleri için ayrılan ödenek hangi kurumlara ve projelere aktarılacaktır?
*Cari transferlerdeki artışın ne kadarı gerçekten tarımsal desteklere ayrılmıştır?
*Bu ödeneklerin finansman kaynağı nedir ve tarımsal üretime etkisi nasıl olacaktır?
Bir başka önemli konu da tarımsal sulamada kullanılan elektrik desteği!.
Tarımsal destekleme bütçesinden sulama elektriği giderleri veya sulama birliklerinin elektrik borçları için kaynak aktarılmış mıdır? Aktarıldıysa hangi illere ve hangi kurumlara, hangi mevzuat kapsamında ödeme yapılmıştır? Bu kaynak borç olarak verildiyse nasıl mahsuplaştırılmıştır?
Bunlar, kamu kaynaklarının şeffaf kullanımı açısından yanıtlanması gereken sorulardır.
Tarımsal destekleme bütçesi yüzde 1 meselesi!
5488 sayılı Tarım Kanunu'nun 21'inci maddesi, tarımsal destekleme kaynağının gayrisafi millî hasılanın yüzde 1'inden az olamayacağına ilişkin hükmü içeriyor.
Bu nedenle tarımsal destekleme bütçesi değerlendirilirken yalnızca toplam Bakanlık bütçesine veya bütün yardım kalemlerine bakmak yeterli değildir. Doğrusu ilgili yılın bütçesinin 05 Cari Transfer harcama kalemine konan tarımsal destekleme ödeneği, gayrisafi millî hasıla değeri ve kanundaki hüküm birlikte ele alınmalıdır. Bu dikkate alındığında %1’den fazla olmadığı kolayca hesaplanır. Doğru olan budur.
OVP'de ve bütçe teklifinde yer alan farklı tutarların hangi destekleme kalemlerini kapsadığı açıkça ortaya konulmalıdır. Farklı yardım kalemlerini tarımsal desteklemelerle birlikte değerlendirmek, gerçek destekleme oranının anlaşılmasını güçleştirebilir.
Çiftçi üretiyor, para nereye gidiyor?
Bütçe tartışmasının bir de tarladaki karşılığı var.
Bu memlekette çiftçi ekiyor, biçiyor, hasat ediyor. Market ürünü yüksek fiyata satıyor, vatandaş ise pahalıya alıyor. Peki, bütün bu sürecin sonunda çiftçinin cebinde neden yeterli para kalmıyor?
Çünkü üretim miktarı ile çiftçinin kazancı aynı şey değildir. Tohum, gübre, mazot, sulama, işçilik, kira ve kredi giderleri satış gelirinin önemli bir bölümünü götürüyor. Çiftçi hasat yaptı diye kâr etmiş sayılmaz. Asıl hesap, bütün maliyetler çıktıktan sonra yapılır.
Türkiye'nin tarımsal potansiyeli büyük. İklim çeşitliliğimiz, farklı üretim bölgelerimiz, ürün çeşitliliğimiz ve tarıma dayalı sanayimiz var. Ancak potansiyeli ekonomik refaha dönüştürmek başka, yalnızca üretim rakamlarıyla övünmek başkadır.
Tarımın başarısı yalnızca kaç ton ürün üretildiği ile ölçülemez. Çiftçinin net geliri, borcunu ödeme gücü ve gelecek sezon üretime devam edip edememesi de değerlendirilmelidir.
Maliyetler artıyor, çiftçinin hesabı şaşıyor
Bu maliyetlerle bir tarlayı ekip biçmek mi daha zor, uzaya mekik göndermek mi?
TÜİK'in Ağustos 2026 verilerine göre tarımsal girdi fiyatları yıllık yüzde 30,28 arttı. Enerji ve yağlayıcılar grubundaki yıllık artış ise yüzde 43,14 olarak veriliyor. Bu oranların ilgili TÜİK tablolarındaki gösterge ve dönem bilgileriyle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Mazotun fiyatı traktöre binmiş, gübrenin fiyatı da arkasına oturmuş!
Tarımsal girdilerin önemli bir bölümü döviz kurundan, enerji fiyatlarından ve uluslararası piyasalardan etkileniyor. Nakliye, işçilik ve finansman maliyetleri de üreticinin yükünü artırıyor. Enflasyonun yavaşlaması, fiyatların düştüğü anlamına gelmiyor.
Üstelik çiftçi, artan maliyetlerini ürün fiyatına her zaman aynı oranda yansıtamıyor. Pazarlık gücü zayıfsa maliyetler yükselirken satış fiyatı geride kalabiliyor. Sonuçta kâr marjı daralıyor, kimi zaman üretici zarar ediyor.
Çözüm yalnızca yeni destekler açıklamak değil. Girdi tedarikini güçlendirmek, doğru gübre kullanımını yaygınlaştırmak, finansmana erişimi kolaylaştırmak, üretici örgütlerini desteklemek ve ödemeleri zamanında yapmak gerekiyor.
Çiftçiye “Daha çok üret” demek kolay; “Daha az maliyetle nasıl üreteceksin?” sorusuna cevap vermek zor!
Tarım yönetiminin başarısı, tam da bu zor soruya verebildiği cevapla ölçülür.
Üretici ucuza satıyor, tüketici pahalıya alıyor!
Çiftçi bazı ürünleri düşük fiyatla satarken vatandaş aynı ürünleri markette daha pahalıya alabiliyor. Aradaki farkın tek bir nedeni yok.
Toplama, ayıklama, ambalaj, nakliye, depolama, fire, işleme, finansman ve perakende giderleri fiyatı etkiliyor. Aracıların ticari marjları da bu süreçte rol oynayabiliyor. Ancak her fiyat farkını doğrudan aracı kârı olarak açıklamak doğru değildir. Sağlıklı bir değerlendirme için aynı ürünün aynı kalite ve tarihteki üretici, toptancı ve market fiyatlarını karşılaştırmak gerekir.
Kalıcı çözüm; üreticinin pazarlık gücünü artırmak, üretici örgütlerinin etkinliğini geliştirmek, pazarlama zincirini daha şeffaf hâle getirmek ve tüketicinin uygun fiyatla gıdaya erişimini sağlamaktır.
Haftaya tarımın diğer büyük sorularını ele alacağım
Üretici fiyatı düşerken market fiyatı neden yükseliyor? Çiftçi neden kazandığı parayla borcunu kapatamıyor? Toprağımız, çiftçimiz ve üretim gücümüz varken bazı ürünlerde neden ithalata ihtiyaç duyuyoruz?
Süt üreticisi para kazanamadığı için ineğini kesime gönderirse hayvancılık nasıl sürdürülebilir? Sığır sayısı artarken et üretimi neden azalabilir? Traktör satışları düşerken küçük çiftçi gelişen tarım teknolojilerine nasıl erişebilir?
Arazinin değeri yükselirken çiftçi neden o topraktan geçinemiyor? Kooperatifler çiftçinin pazarlık gücünü nasıl artırabilir? 2027 yılında tarımı hangi ekonomik ve yapısal sorunlar bekliyor?
Bunların her biri, yalnızca üretim miktarına değil; çiftçinin gelirine, verimliliğe, gıda fiyatlarına, dışa bağımlılığa ve toprak ile su kaynaklarının sürdürülebilirliğine bakılarak yanıtlanması gereken sorular.
Haftaya bu konuları ve çözüm önerilerini ele alacağım.
2027 yılı bütçesi yayınlandıktan sonra bütçe teklifi kesinlik kazanacaktır. O zaman tekrar bütçe konularını daha net konuşabiliriz.
Çiftçinin tarlası dolu, cebi boşsa; marketin rafı dolu, vatandaşın sofrası eksikse tarım hesabı henüz kapanmamıştır!
Türkiye tarımının gerçek başarısı yalnızca daha çok üretmek değil; çiftçinin emeğinin karşılığını aldığı, tüketicinin gıdaya eriştiği ve toprağın gelecek kuşaklara verimli bırakıldığı bir sistem kurmaktır.
Bütçede rakamlar büyüyebilir. Ancak çiftçi emeğinin karşılığını alamıyorsa bu büyüme tek başına başarı değildir.
Bereketin, adaletin ve güvenin hakim olduğu bir Türkiye dileğiyle…