Ağustos’ta TÜİK enflasyonu aylık %1,84, yıllık %31,51; ENAG ise aylık %2,24, yıllık %49,03 açıkladı. Gıda enflasyonu %33,79, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar grubu %39,77, üretici enflasyonu aylık %2,57 olurken mazotun 90 liraya dayanması, tarımda maliyet baskısının sürdüğünü gösteriyor.
Tarım ve Maliye Bakanlıkları artık enflasyon rakamlarını açıklamakla yetinmemelidir. Çiftçinin maliyetini düşürüp üretimi artıracak politikaları hayata geçirmelidir. Çünkü pahalı üretimle ucuz gıda, yüksek maliyetle düşük enflasyon olmaz.
Bazı görüntüler vardır; birkaç saniye sürer ama bir dönemin fotoğrafını çeker.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın Aydın’da bir incir fidanı dikerken yaşadığı an da tam olarak böyle.
Bakan, fidanı saksısından çıkarmadan toprağa dikmeye çalışıyor. Yanındaki yetkili müdahale ediyor:
“Saksıyı çıkarsak daha iyi olur Bakanım.”
Saksı çıkıyor, fidan toprakla buluşuyor.
Peki ya ülkemiz tarımının yıllardır içinde sıkışıp kaldığı saksı?
Onu kim çıkaracak?
Bir saksı meselesinden çok daha fazlası
Elbette bir Bakan da hata yapabilir. Bir fidanın dikiminde saksı unutulabilir. Buraya kadar sorun yok.
Sorun, bu görüntünün ülkemiz tarımının gerçekleriyle yan yana geldiğinde ortaya çıkıyor.
Çünkü çiftçi de yıllardır bir saksının içinde.
Mazot saksı.
Gübre saksı.
Yem saksı.
Borç saksı.
İthalat saksı.
Su sorunu saksı.
Fiyat belirsizliği saksı.
Çiftçi ne tarafa hareket etse başka bir maliyet duvarına çarpıyor.
Üretmek istiyor, maliyet yüksek.
Üretiyor, fiyat belirsiz.
Hasat dönemlerinde ithalat tartışmaları yeniden gündeme geliyor.
Desteklerin zamanlaması konusunda üreticilerin eleştirileri sürüyor.
Buna rağmen üreticiden üretime devam etmesi bekleniyor.
İyi de nasıl?
Fidanın saksısını gördünüz, çiftçinin saksısını neden görmüyorsunuz?
Tarım Bakanlığı yıllardır desteklerden, üretim planlamasından, verimlilikten ve sürdürülebilirlikten söz ediyor.
Fakat çiftçinin günlük hayatındaki gerçeklik çok daha sert:
Birçok üretici açısından girdi maliyetleri yüksek, ürün fiyatları belirsiz, borç yükü ve gelecek öngörülemiyor.
Tarım politikası, çiftçinin tarlasına girdiği gün değil; kararlar masada alınırken başlıyor.
Alınan politika kararlarının sonuçlarını en ağır biçimde çiftçi hissediyor.
İşte asıl mesele burada.
Bir fidanın saksısını çıkarmak birkaç saniye sürüyor.
Peki ülkemiz çiftçisinin yıllardır sıkıştıran saksıyı çıkarmak neden yıllardır mümkün olmuyor?
Tarım, törenlerle değil köklerle yönetilir
Fidan dikme törenleri yapılır.
Fotoğraflar çekilir.
Konuşmalar yapılır.
Hedefler açıklanır.
Ama tarım yalnızca tören alanlarında yönetilmez.
Tarım; tarlada, ahırda, serada, bahçede ve çiftçinin hesap defterinde yönetilir.
Çiftçinin hesabı tutmuyorsa, açıklanan hedeflerin de fazla bir anlamı yoktur.
Çünkü kökü beslenmeyen fidan büyümez.
Geliri maliyetini karşılamayan çiftçi de üretimde kalamaz.
Bakan saksıyı çıkardı; şimdi sıra çiftçinin saksısında
Bu görüntüyü sadece bir fidan dikim hatası olarak görmek kolay.
Asıl zor olan, görüntünün bize sorduğu soruyla yüzleşmek:
Ülkemiz tarımının köklerini sıkan sorunları kim çözecek?
Çiftçinin borcunu kim hafifletecek?
Girdi maliyetlerini kim düşürecek?
Üreticiye öngörülebilir fiyatı kim sağlayacak?
İthalat ile yerli üretim arasındaki dengeyi kim kuracak?
Su krizine karşı üreticiyi kim koruyacak?
Genç çiftçiye “Bu toprakta geleceğim var” dedirtecek politikayı kim oluşturacak?
Bunların cevabı, bir fidanın saksısını çıkarmaktan çok daha önemli.
Çünkü mesele saksı değil.
Mesele, Türkiye’nin tarım politikasının hala kök salıp salamadığıdır.
Bakan’a küçük bir hatırlatma:
Saksıyı çıkarmadan fidan büyümüyor Bakanım. Çiftçiyi sıkıştıran saksıyı çıkarmadan da Türk tarımı büyümüyor!