2025 yılı traktör pazarı için hiçbir planlamanın tutmadığı markaların savrulduğu bir yıl oldu. Elbette bu durum firmaların strateji ve planlama eksikliğinden kaynaklanmadı. Yaşanan sıkıntı Türkiye ekonomisinin genel gidişatı ile ilgiliydi.

Kuraklık gibi iklimsel koşullar ne kadar kötü olursa olsun faiz oranların bu denli yüksek olması piyasayı bozan temel etkendi. 2025 yılında markaların kasım ayına kadar olan traktör satış adetleri şöyle oluştu. Buna göre toplam pazar yaklaşık 30 bin adetle kapanışını yapacak diye öngörebiliriz.

Traktör Satış Rakamları-2

Verileri model bazlı süzgeçten geçirdiğimizde karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor.

Genelde satışlar 18-48 HP ve 49-75 HP arasında yoğunlaşmış.

-Takasa verilen traktörün fiyat avantajı.

-Krediye ulaşım kolaylığı.

-Toplam kredinin beş yıl vadeli şekliyle taksidinin ödenebilirliği.

Gibi imkan ve koşullar genel pazarda bu beygir aralığındaki traktörlerin değişimini daha cazip hale getirdi. 80 HP üstü traktör değişimleri ise piyasada bulunan ikinci el ve sıfır arasındaki fiyat farkı, krediye ulaşım zorluğu, özel bankalardan kredi kullanmama isteği, takasa verilen traktörün ucuz sayılması gibi durumlardan dolaylı daha zorlu geçti.

Bu anlamda bakarsanız %75 ile %25 gibi düşünebilirsiniz bahsettiğim pazar ayrımını.

2025 öncesi ise traktör değişimi nerdeyse bunun tam tersiydi.

2026 yılında da 30-35 bin adet gibi bir traktör satışının olacağı öngörülüyor!

Ancak burada temel bir sıkıntı var bunu 2024 yılı değerlendirme yazımda belirtiğim gibi her yıl bir sonraki yıla sarkan bayi stok yükünde belli bir miktarda artış söz konusu.

2025 yılının 2026 yılına devrettiği bayi stok yükü yaklaşık 10 bin adet. Durum böyle olunca 2026 yılındaki reel satış rakamı 25 Bin adet gibi düşünülebilir.

Tabloda yer alan ilk beş markayı ayrı değerlendirirsek diğerlerinin yakalaması muhtemel adeti siz hesaplayın.

Hele ki kurun baskılandığı dönemde böyle bir hesap yapılıyor, dış etkenlerden dolayı döviz kurunda yaşanacak en ufak bir dalgalanmada tüm öngörülerin dışında pazar daha da daralabilir.

Gelelim 2026 yılına.

Bu yıl sektör temsilcilerinin en rahat okuma yapabildikleri bir yıl olacak gibi. Çünkü bütün parametreler olumsuz, olumlu düşünebilecek hiçbir gösterge ortada yok ve olacağa da benzemiyor.

Seçimden seçime faizlerin düşürülmesi ve kredi musluklarının açılması ile sandığa endeksli bir ekonomi yaratırsanız olacağı bu.

Profesyonel ekiplerden oluşan, onlarca analiz yapma becerisine sahip kadrolara sahip uluslararası koskoca firmalar Türkiye pazarı analiz denklemine ‘’seçim sandığı’’ kavramını yerleştirmeye çalışıyor.

Özel sektörümüzde ülkemize tamamıyla adapte oldu. 3,5 milyon vatandaşımızın sosyal yardımla hayatta kaldığı ülke ekonomisinde özel sektörümüzde sandık ekonomisiyle ayakta durmaya çalışıyor.

Ne diyebilirim ki, bu yılı atlatırsan 2027 de sandığı görürsün!

Ama yine de sen sen ol, yediğin ayazı unutanlar gibi olma.