Bugün milletçe hayatımızın en acı günlerinden birisi!

Bugün 6 Şubat!

Milyonlarca ailenin ocağına ateşin düştüğü o acı günün üçüncü yas dönümü.

Depremde yaşamını yitiren insanlarımıza tekrar Allah’tan rahmet, acılı ailelerine sabırlar diliyorum. Böyle bir acıyı, kara günü hiçbir ülke hiçbir ocak bir daha yaşamasın.

O güne kısa bir dönüş yapalım.

Depremin yaşandığı andan itibaren bölgeden haberler almaya başladım, Adana Ceyhan’da yaşayan ailemden haber almanın telaşı içerisine düştüm. Allah’tan bir sıkıntı yoktu.

Ertesi gün şirketimizin sağladığı lojistik imkanlarla bölgenin ihtiyacına yönelik malzemeler yükleyerek deprem bölgesine doğru yola çıktık.

Tüm bunları şunu yaptım bunu yaptım demek için anlatmıyorum.

Bizatihi bölgede yaşanan tarifi mümkün olmayan acılara şahitlik ettiğimi bilmenizi istediğim için anlatıyorum.

Ben kent merkezinde yardımları birebir elden ulaştırdıktan sonra kırsaldaki köyleri ziyarete gittiğimde köylülerimizin temel talebi hayvan yemi olmuştu.

Kara kışın ortasında köylünün hayvanına haftalar sonra yem sağlanabildi.

O kriz anında bölgede para geçmiyor, ihtiyacına ulaşamıyordu insanlar.

Bölgedeyken beni kahreden en acı deneyimlerden birini de sizlerle paylaşmak isterim.

3-4 günlük saçı sakalıyla otostop çeken bir askerimizi aracıma aldığımda onun anlattıkları beni daha çok derinden sarsmıştı.

Abi, depremi haber alır almaz kışlada ki tüm erler dışarıya çıkmak için emir bekliyorduk, bugün yarın derken gelmeyen o emir karşısında en sonunda şahsi taleplerimizi komutanlarımıza ileterek dışarı çıkmak istedik, komutanlarımızın kendi inisiyatiflerini kullanarak en sonunda çıkmamıza müsaade ettiler. Deprem anında maalesef dışarı çıkamadık insanlarımıza yardımcı olmadık. Hepimizin bunun üzüntüsünü yaşıyoruz diye anlatmıştı.

Yaşanan acıları tarif etmek mümkün değil.

Ocağına ateş düşen her yüreğe bir kez daha taziyelerimi iletiyorum.

Deprem sonrası yazdık söyledik.

Bölge tarım ve hayvancılık bölgesi, bölgeyi kalkındıracak olan çiftçimiz, bu kesime sınırsız üretim desteği sunulsun, çiftçinin devlet/özel fark etmeksizin bankalara olan tüm borcu en az 5 yıl ertelensin diye, nice çözüm önerileri sunduk.

Deprem bölgesinde bacası tüten doğru dürüst ayakta kalan yapılar kırsaldaki köy evleriydi. Bu insanlar akrabalarına, eşine dostuna ulaşabilecek yaralarını zaman içerisinde sarabilecek en kuvvetli sivil unsurlardı.

Üç aylık, altı aylık geçici çözümlerle bölgedeki çiftçiye sözüm ona destek oldular!

Bölgedeki sanayi kuruluşlarının talepleri elbette çok çok önemli bölgenin tekrar kalkınması için ancak bölge tarım ve hayvancılık bölgesi, kalkınma önceliğini çiftçi kesimi sağlayacak.

Çünkü bu insanlar bağını, tarlasını terk etmedi yine de ‘’köyünde’’ yaşamaya devam ediyor.

Sivil toplum kuruluşlarından yükselen taleplere kulak kabartıyorum da içlerinde en cılız ses çiftçiyi temsil ettiğini söyleyen kurum ve kuruluşlardan çıkıyor.

Temsil ettiğiniz insanların dertlerine derman olacak tek sesliliği sağlayıp, çiftçinin taleplerini yerine getirmek için sesinizi çıkartın.

Bölge çiftçisini sahipsiz bırakmayın!

Örneğin, belli oranlar ölçeğinde bölgenin çiftçisine ziraat bankası kredi önceliği vermeli.

Destekleme ödemelerinde bölge çiftçisine öncelik sağlanmalı.

Mazot ve gübre desteği oranları artırılmalı ve ödemeler 6 ay sonra yapılmalı.

TMO’lar ürün alımında bölge çiftçisine öncelikli destek olmalı.

Hayvancılık için yine bölge çiftçisine ayrıcalıklı davranılmalı.

Ve en önemlisi bunlar göstermelik değil beş yıllık periyotlar çerçevesinde bölgenin düzelme eğilimlerine göre güncellenmeliydi.

Depremin üçüncü yılındayız, bölge çiftçisine ve sanayicine mücbir sebep kapsamında sağlanan ertelemelerde 2024’te iptal edildi.

Yaralarını saramamış bölge insanına birde ekonomik acılar yaşatmayalım.

Yaşamını yitirenlere son görevlerimizi eksiksiz yerine getirdik, peki ya hayatta kalanlara?