Bildiklerini, düşündüklerini, doğru veya yanlış gördüklerini kayıtlara geçmezsen ne kendine nede topluma hiçbir faydan olmuyor.  

Onun için kendimce doğru, yanlış gördüklerimi yazmaya karar verdim.  

Tarım, insanlara, hayvanlara yararlı ve gerekli olan bitkilerin elde edilebilmesi amacıyla toprakla bağlantılı olarak yapılan bütün çalışmalardır. 

Toprağın sürülüp, ekilip, ekinlerin gereken bakımlarının yapılması ve hasat işlemine kadar tüm faaliyetleri içermektedir.

Hayvancılık; Hayvanların ürünleri ve güçleri ile insanlara yararlı evcil hayvanların bakımı, beslenmesi, üretimi ve yetiştirilmesidir.

Hayvan bakımı, üretimi de tarımsal faaliyetlerin içinde yer almaktadır.

Bir toplumun tarım yapması için gerekli olan olmazsa olmaz şartları ana başlıklar halinde sıralarsak; tarım yapılacak toprak, uygun iklim, yeterli iş gücü, tohum,  damızlık, bilgi birikimi olarak sıralanır. 

Yukarıdaki saydığımız şartlar olunca tarım kendiliğinden oluşmaz.  

Kendiliğinden oluşan yaşam biçimine doğal hayat denir. 

Tabiata ki yaşam bir denge ve düzen içerisinde devam etmektedir.

Ekolojik dengede belirleyici olan doğal faaliyetlerdir.

Cansızlar, canlılar kendi doğal yaşamında hem kendi, hem de başka bir canlının yaşaması için gereklidir.

Doğal hayatta yaşam için bütün canlılar eşittir ve bir birlerini tamamlarlar Sıfır atık kuralı geçerlidir.  

Doğanın kuralı, tabiatın kanunu hiç çiğnenmez veya bozulmaz.

Çiğnenir veya bozulursa sorun çıkmaya başlar.

Ama doğa eninde sonunda intikamını alır ve aslına döner.  

Kısada olsa doğal hayatı neye anlatmaya çalıştım.

Bir hedef var ve hedefe ulaşmak için bir biriyle uyum içinde çalışan doğa ve hayat dediğimiz canlılar var.

Tarımın yapılması için asgari şartların olması bir toplumun tarım yapmasına yeterli olabilir ama başarılı ve sürdürülebilir bir tarım yapmasına için yeterli değildir. 

Günümüzde kazançlı ve sürdürülebilir tarım ve hayvancılık yapılacaksa;

İlk önce ülkenin öncelikli ihtiyaçları belirlenmeli.

Öncelikli olarak ne lazım ne kadar lazım, bunları yetiştirmek için ne gerekli ne kadar gerekli kısa ve uzun süreli plan ve programlar yapılmalı. 

Bu program topluma iyi anlatılmalı herkes buradaki görevini bilmeli, görevini eksiksiz yerine getirmeli, başarmaya inanmalıdır. 

Ülkemiz tarım yapmak için bütün imkânlara sahiptir. 

Eksiği yok fazlası vardır. 

Günümüz şartlarında tarım yapmak için işgücü ve bilgi birikimi bakımından kendisini geliştirmiştir. 

Bizim kuşak yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı şiirleri ile yerli malı haftası kutlayarak büyüdü.

İyi de oldu.

Tarım ve hayvancılığımız gelişti tarımda kendi kendine yeten bir ülke olduk hatta tarım fazlasını ihraç eden bir tarım ülkesi olduk.

Son 50 yıla kadar Ülke insanımızın tamamı tarım yapıyor desek mübalağa etmiş olmayız. 

Tarımda üretimi artırmak için hazine alanlarımızı, meralarımızı ve sulak alanlarımızı tarıma açtık. 

Sulak alanları kurutmak için drenaj kanalları, Sulamayı artırmak için kanallar yaptık. 

Yerüstü suyu yetmeyince yeraltındaki suya yüklendik. 

Her tarafa sondaj yaparak derin kuyular oluşturduk.

Tarım yaparak ülkemizin diğer ülkelerle yarışamayacağı için sanayinin geliştirmesine karar verildi. 

Köylü nüfus şehirlere göç etmeye başladı.

Köylü nüfus üretiyor fakat ürettiğinin karşılığını alamıyordu.

Kültürel değişimde olunca herkes daha kaliteli yaşam için plansız ve programsız şehirlere göç etti. 

Halkın yaşam alanları 50 yılın tam tersine döndü.

Nüfusumuzun %90 sanı şehirlerde yaşamaya başladı.

Tarım toplumundan kurtulduk. 

Nüfusun çoğunluğu şehirlerde yaşamaya başladı ama biz sanayi toplumu da olamadık.

Tarımı geliştirmek üretimi artırmak için;

Birlikler, Odalar, Kooperatifler, Dernekler, Komisyonlar, Vakıflar kurduk. 

Seminerler, Projeler, Çalıştaylar, Kongreler,  Kurultaylar, Şuralar yaptık.

Teşvikler, hibeler verdik. 

Tarım ve hayvancılığı geliştirmek için her şeyi yaptık. 

Hiç eksik bırakmadık. 

Yapılanların hepsi gerekli ve bir amacı olan çalışmalardı.

Kendi amacı doğrultusunda hedefine ulaştı ve çıktıları da alındı. 

Ülkemizde hangi alan desteklendi ve hibeler verildi ise o alan gelişti yatırımlar yapıldı. 

O alanda üretim arttı.

Örneklerle açıklarsak; Ülkemizde muz üretimi tüketimi karşılamadığı için muz ithal ediyorduk. Muz üretimini teşvik için seralar desteklendi. Faizsiz kredi ve hibeler verildi. 2022 yılında muz ihraçta edilemeyince en ucuz meyve muz oldu.

Üretimimiz bize yetti arttı. Fakat üretimdeki fazlalık fiyatların düşmesine ve üreticinin zarar etmesine sebep oldu. Üretici zararını karşılayamaz, muz üretimini bırakırsa önümüzdeki yıllarda muz ithalatında artış görülecek ve muzda dışa bağımlı hale geleceğiz.

Hayvancılıkta süt inekçiliğini destekledik.

Devlet imkânlarını kullanarak modern çiftlikler yaptık.

Dünyanın en iyi damızlık hayvanlarını getirdik.

Beslemesi ve üretmesi için en iyi desteği verdik.

Vatandaşın cebinden hiçbir şey çıkmadı dersek mübalağa etmiş olmayız. 

Sonuç çoğu çiftlik boş vatandaş zarar ettim diyor. 

Et ihtiyacımızı karşılamak için besiye destek verdik.

Besi danası ithal ettik.

Et ihtiyacını karşılayamadık.

Fiyatlar artıyor diye bu sefer et ithal ettik.

Sonuç besiciler ithal et fiyatından daha fazlaya mal ettikleri için zarar ettiler.  

Besicilikte zarar eden bir sektör haline geldi.

Ahırlar boşaldı.

Bu örnekleri tahıl, bakliyat sebze ve meyve bütün tarım dallarında görmek mümkün. 

Bazı yıllarda bazı sebzelerin üretimi artarken, bazı seneler aynı sebzenin sıkıntısı yaşanmaktadır. 

Tahıl ve bakliyat üretiminde sıkıntı olursa bu kaba ve keşif yemde sıkıntı olacak buda hayvancılığı etkileyecek.

Ülkemizde bitkisel yağ üretiminde sıkıntı varsa bilin ki küspede de sıkıntı vardır.

Un sıkıntısı mısır sıkıntısı varsa bilin ki yemde de sıkıntı vardır. 

Ülkemizde üretici, ürünlerin fiyatların maliyetin altında kaldığını ve zarar ettiği için işini bırakmak zorunda kaldığını söylerken; tüketici de aldığı ürünün çok pahalı olduğunu ve alamadığını belirtiyor.

Geldiğimiz noktada üreticide tüketicide memnun değil. 

Bu durumda bir yanlışlık var. 

O zaman kim memnun diye sormamız gerekir.

Bu durum böyle gitmez.

Bu sorun köylünün gözünün doymaması.

Esnafın stok yapması, 

Tüccarın fırsatçı olması ile geçiştirecek kadar basit bir mesele değil. 

Sorun ülkemizin tarım politikasının tek tek ele alınması.

O zaman ne yapılmalı?

Hedefin belirlenmeli.

Bütün bileşenler; belirlenen hedef için topyekûn bütün imkânlarını seferber ederek ülkenin tarım ve hayvancılığını hedefe ulaştırmak için seferberlik ilan edilmiş gibi çalışmalıdır.

Doğal hayattaki koordinasyon, Ülke Tarım ve hayvancılığında da sağlanmalıdır. 

Doğal hayatta bir canlının yaşamı diğer bir canlı türünün yaşamasına bağlıdır.

Eğer bir canlı türünü gereksiz ve işe yaramaz diye yok edersek, bizim için en gerekli olan canlı türü yok olur.

Düzen bozulur doğada sıkıntılar yaşanmaya başlar.

Tekrar yerine koymak ve geri getirmek artık ya çok masraflı ya da imkânsız olur. 

Kısaca ekolojik denge bozulduğu vakit bu durumdan Doğal hayatta sıkıntılar kendini gösterir ve bütün canlılar bu sıkıntıdan etkilenir. 

Tarım ve hayvancılık aynı ekolojik dengedeki gibi bir sitem çerçevesinde yapılmaz ise sonuçta sıkıntılar ortaya çıkar.

Bu sıkıntılılardan bütün toplum etkilenir.

Tarım ve hayvancılıkta üretim yapılırken ülkemizde daha pahalı diye, tüketiciyi rahatlatmak için ithal etmek yolu ile sisteme müdahale edilirse, bu da bir sistem haline dönüşürse, ülkemizdeki tarım ve hayvancılık bitme noktasına gelir. 

Doğal hayatta hiçbir canlı kendisi tek kendisi için yaşamaz.

Kendi varlığı diğer bir canlının varlığına bağlıdır.

Sıfır atık kuralı geçerlidir.

Doğada bulunan her şey kullanılır. 

Gereksiz hiçbir şey yoktur.

Bu denge üzerine kurulmuştur.

Tarım ve hayvancılığı planlarken bütün bileşenlerle beraber düşünülmeli ve sıfır atık prensibine göre plan yaparak bunu hayta geçirmeliyiz.

Her bir dal diğer birimler için vazgeçilmez olmalı.

Bitkisel atıklar kapa yem olarak kullanılmaz ise hayvansal atıklar gübre olarak kullanılmaz ise o zaman hayvanlar aç, tarlalarımız gübresiz kalır.

Sıfır atık prensibine göre çalışırsak bu sorun, sorun olmaktan çıkar.

Koyunun yününün, derisinin, yağının, sakatatını, gübresinin hiçbir ekonomik değeri olmazsa sadece karkası, onunda güzel etli yerleri değerli olursa, koyuna yapılan masrafları karşılamak için çok pahalıya satılması gerekir.

Fiyatı artışı koyunun birçok ürününün değerlendirilmemesinden ileri gelmektedir.

Bu örneği hem bitkisel hem de hayvansal üretim için çoğalta biliriz. 

Ülkemiz Tarım ve hayvancılıkta üretimi artırmak ve sürdürülebilir kılmak için vakit kaybetmeden; 

Gerçekçi ve ulaşılabilir Hedef,

Doğru planlama,

İyi organizasyon,

Uygun süre,

Sisteme en az müdahale, 

Birliktelik,

Sıfır atık sağlanınca en kısa sürede hedefe ulaşılacaktır. 

Aksini düşünmek istemiyorum