Her yıl 8 Mart’ta kutlanan Uluslararası Kadınlar Günü’ne bu yıl çok özel bir anlam eklendi. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), 2026’yı Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı ilan etti. Tarım ve gıda sektörü insanlığın temel ihtiyaçlarını karşılayan en kritik alan olmasına rağmen, cinsiyet temelli eşitsizliklerin en keskin şekilde yaşandığı sektörlerden biridir.

Kadınlar dünya genelinde tarımsal işgücünün önemli bir bölümünü oluştururken, erkeklere kıyasla kaynaklara erişim, karar alma süreçleri ve ekonomik getirilerde sistematik dezavantajlarla karşı karşıyadır. Kadınlar tarımsal üretimin en ağır yükünü taşırken, erkekler genellikle mekanize işler ve pazarlama gibi katma değeri yüksek rollerde yer alır. Kadınlar daha çok manuel emek yoğun işlerde yani ekim, hasat, bakım işlerinde çalışır. Aynı iş için erkeklere göre daha düşük ücret alır. Mevsimlik tarım işçiliğinde kadınların günlük kazancı erkeklerin %15-20 gerisindedir.

Kadınların arazi mülkiyeti, kredi, tohum, gübre ve teknoloji gibi üretken kaynaklara erişimi erkeklere göre çok sınırlıdır. Bu durum verimliliklerini doğrudan düşürür. Aynı büyüklükteki arazilerde kadınlar erkeklere göre %24 daha düşük verim alır. Tarım eğitim programlarında kadın katılımı düşük kalır. Teknik eğitimler genellikle erkeklere yönlendirilir. Aile çiftliklerinden kooperatiflere kadar yönetim kademelerinde kadınlar az temsil edilir. Kararlar çoğunlukla erkekler tarafından alınır. Kadınlar tarımsal emeğin yanı sıra ev işleri ve bakım yükünü de üstlendiği için toplam çalışma saatleri erkeklerden fazladır. Kimyasal maruziyet ve fiziksel zorluklar nedeniyle sağlık riskleri daha yüksek olup koruyucu ekipmanlara erişimleri yetersizdir.

Bu uçurum çok katmanlıdır. Ekonomik, sosyal, kültürel ve çevresel boyutlarda derinleşir. Cinsiyet normları kadınları “yardımcı” role indirger, eğitim fırsatlarını kısıtlar, toplumsal statülerini düşürür. İklim değişikliği kadınları erkeklere göre daha sert vurur. Aşırı sıcaklarda ürün kaybı %3 fazladır. Kadınlar sürdürülebilir uygulamalara daha yatkın olsa da kaynak eksikliği engel olur. Tarım teknolojilerine erişimde erkeklere göre %29 geridedirler. Politikalarda az temsil edilmeleri ihtiyaçlarının göz ardı edilmesine yol açar. Eşitlik sağlansa küresel açlık 45 milyon kişi azalır, GSYİH %1 artar.

Türkiye’de uçurum küresel ortalamadan daha geniştir. TÜİK 2025 verilerine göre mevsimlik tarım işçilerinin günlük ücreti ortalama 1.299 TL iken erkekler 1.416 TL, kadınlar 1.193 TL alır. Bazı illerde fark %30’u aşar. Tarımda çalışan 5 milyondan 2 milyondan fazlası kadın olmasına rağmen Çiftçi Kayıt Sistemi’nde kadın oranı yalnızca %13’tür. Ücretsiz aile işçilerinin %77’si kadındır; işveren kadın sayısı sadece 2 bindir. Tarım ve Orman Bakanlığı’nda üst düzey yönetim neredeyse tamamen erkek egemenliğindedir. Ziraat Odalarında 755 başkanın yalnızca 1’i kadındır. Ziraat Mühendisleri Odasında bugüne kadar kadın başkan bile olmamıştır. Ekonomik katılım açığı %35,4’tür (küresel ortalama %24,3). Kırsalda ayrımcılık, pahalı girdiler ve düşük fiyatlar genç kadınları tarımdan uzaklaştırır.

Uçurumu kapatmak için acil adımlar şarttır. Ne yapılmalı?

Cinsiyet eşitliğini merkeze alan tarım politikaları geliştirilmeli,

Kredi erişimi kolaylaştırılmalı,

Kırsal kalkınma bütçesinin en az %20’si kadın ve gençlere ayrılmalı,

Kadın odaklı tarım teknolojisi ve girişimcilik eğitimleri yaygınlaştırılmalı,

Kooperatifler kadın liderliğinde güçlendirilmeli,

Tarım sigortaları iklim şoklarına karşı kadın odaklı genişletilmeli,

Bakanlık ve odalarda kadın kotası uygulanmalı,

Cinsiyet temelli veri toplanmalı, ilerleme düzenli raporlanmalıdır.

Yapay zekâ ve teknoloji bu uçurumu ya kapatır ya da derinleştirir. YZ destekli mobil uygulamalar, hassas tarım araçları ve alternatif kredi skorlaması kadınları güçlendirebilir. Ancak düşük okuryazarlık, finansal yoksunluk ve veri önyargıları nedeniyle kadınlar bu teknolojilerden yeterince yararlanamaz. Otomasyon kadın yoğun manuel işleri daha fazla tehdit eder. Kapsayıcı, cinsiyet duyarlı tasarım yapılmazsa uçurum %20-30 daha da genişler.

Sevgili kadın çiftçiler, tarlanın alın teriyle yoğrulan kahramanlar, 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde sizlere bir tarımcı olarak sesleniyorum. Dünyayı doyuran elleriniz, gıda güvenliğinin ve geleceğin temel direğidir. Emekleriniz görünmez kılınsa da potansiyeliniz erkeklerden çok daha yüksektir. Ne yazık ki ülkemizde kamu, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler bu uçurumu kapatmak için gereken cesur adımları atmamakta ısrar ediyor. ÇKS’de %13, yönetim kademelerinde tek tük kadın, ziraat odalarında neredeyse sıfır kadın başkan… Bu utanç verici tablo karşısında siz kadın çiftçilerden ve toprağın emeğinden vazgeçen genç kızlarımızdan özür dilerim.

Artık yeter! Eşit kredi, eşit eğitim, eşit ücret ve eşit karar masası için sesinizi yükseltin. Ben de tarımcı olarak sizin yanınızdayım. Tarlanız bereketli, yüreğiniz güçlü olsun. Siz kazanınca dünya kazanır.