****Çiftçilerimizin kuvvetli lobilerinin ve politik güçlerinin olması gerektiği her fırsatta vurgularım. Çünkü Meclis’te dünkü torba yasa görüşmelerinde pırlanta ve benzeri kıymetli taşlara %20 ÖTV getirilmesi maddesi iptal edildi. Pırlantadan Özel Tüketim Vergisi alınmazken, mutfak tüpünden ÖTV alınıyor. Bu tablo, pırlanta lobisinin ne kadar güçlü ve politik olarak etkili olduğunu açıkça göstermiyor mu? Aynı güç ve kararlılık, maalesef tarım ve çiftçi lobisinde yok.
****Mart ayı enflasyon verileri, Türkiye’de ekonomik baskının ve gıda krizinin devam ettiğini gösterdi.
**TÜİK’e göre aylık enflasyon %1,94, yıllık %30,87 olarak gerçekleşirken gıda ve alkolsüz içeceklerde aylık %1,8 artış yaşandı ve yıllık gıda enflasyonu %32,36’ya yükseldi.
**İTO İstanbul’da aylık %2,97, yıllık %37,68;
**ENAG ise aylık %4,10, yıllık %54,62 enflasyon hesapladı.
**Türk-İş mutfak enflasyonu aylık %1,32, yıllık %38,86 oldu.
**Dört kişilik ailenin açlık sınırı 32.793 TL’ye, yoksulluk sınırı 106.817 TL’ye çıktı. 2026 net asgari ücret 28.075 TL ile açlık sınırının 4.718 TL altında kaldı.
Şubat ayına göre aylık enflasyon ve gıda zamları gerilese de, yılın ilk üç ayındaki kümülatif artış %8,78’e ulaştı ve bağımsız verilerle resmî rakamlar arasındaki uçurum devam ediyor. Tarım sektörü 2025’te %-8,8 küçülerek ekonomide tek daralan sektör olurken, Mart’ta yeşil yapraklı sebzelerdeki %23,3’lük zam gibi artışlar, plansız, desteksiz ve ithalata dayalı politikalarının doğrudan sonucudur. Yine savaş, kış, dış güçler diyerek bunların sorumluluğu başkalarına yüklenirken, çiftçi eziliyor, vatandaş sofrasına zam yiyor. Enflasyonda ülkemiz neden yıllardır Avrupa’da birinci, dünyada en yüksek ilk 5 ülkenin içerisindedir?
****Tarımda, hiçbir kültür bitkisi pazarlık etmez.
Buğday da, arpa da, mısır da, pamuk da... İran, İsrail, ABD savaşı, Hürmüz Kanalı’nın kapanıp kapanmayacağı, ateşkes görüşmeleri, lojistikteki aksamalar, nakliye maliyetlerindeki artış, dövizdeki dalgalanma, mazotun zamlanması... Bunların hiçbirini umursamaz.
Bitkiler biyolojik bir saatle çalışır. Toprak ısındı mı ekilir, günü geldi mi çiçek açar, mevsimi doldu mu olgunlaşır ve hasat edilir.
Ne savaş dinler, ne siyaset, ne fiyat... Sadece kendi ritmine göre büyür.
Ülkemizde mazot litresi 75-80 TL’ye, gübre tonu 35-40 bin TL’ye çıktı.
Buğday, arpa, mısır, pamuk, ayçiçeği ve zeytin gibi tüm kültür bitkileri artan enerji, lojistik ve hammadde maliyetleri ile boğuşuyor.
Hava koşullarına bağlı rekolte dalgalanmaları fiyatları otomatik dengelemiyor.
Bazı ürünlerde düşüş yaşanırken ihracat baskısı ve stok yönetimi sorunları kar marjlarını daraltıyor. Birçok çiftçi ve işletme birim maliyetini tam bilemeden tahminle karar alıyor. Bu durum verimliliği karlılığa çeviremiyor.
Asıl fark gerçek zamanlı maliyet kontrolünde ortaya çıkıyor.
Üretim planlaması ve süreç otomasyonu yapan işletmeler dalgalanmaları daha iyi absorbe ediyor.
Entegre dijital sistemler stok optimizasyonu, izlenebilirlik ve hataları azaltıyor.
Bugün öncelik sadece üretimi artırmak değil; her sürecin gerçek maliyetini analiz etmek, verimsizlikleri ortadan kaldırmak ve veri odaklı yönetime geçmektir.
****Gübre ithalatında yeni bir karar daha alındı. Cumhurbaşkanı Kararı ile Amonyum Sülfat, Amonyum Nitrat, Kalsiyum Amonyum Nitrat, Diamonyum Fosfat gübrelerinde gümrük vergisi sıfırlandı. 7 Mart’ta da Üre gübresinde gümrük vergisi sıfırlanmış, ayrıca ihracatı yasaklanmıştı. Bundan sonraki ekim öncesi gübre kararları için bazı önerilerim var. Küresel çatışmalar ve tedarik zinciri aksamaları, yakıt ve gübre kıtlığı riskini artırıyor ve girdi lojistiğine belirsizlik katıyor. Bu durum, nakliye ve uygulama ile operasyonların maliyeti ve zamanlaması üzerinde de etkiler yaratıyor. Bu ortamda verimlilik daha da önem kazanıyor. Mevcut gübre oranınızı test edin. Maksimum verim yerine kâra odaklanın. Kendi tarla verilerinizi kullanın. Çiftlik danışmanınız varsa onunla konuşun. Baklagiller veya mercimek ürünlerini değerlendirin. Gelecek sezonun gübre kararları için kendinizi hazırlayın.
****Çiftçimiz soruyor: Memleketin hali ne olacak? Savaş diyorlar, her şey ateş pahası. Sanki savaş çıkmadan önce her şey güllük gülistanlıktı? Maalesef hayır. Ekonomi savaş öncesinde de yapısal sorunlarla uğraşıyordu. Orta Doğu’daki gelişmeler enerjiyi, ticareti ve gübreyi doğrudan vurdu. Küresel gaz fiyatlarındaki %30’luk sıçrama gübre maliyetini uçurdu, buğdayın masrafı ikiye katlandı. Ekim dönemi risk altında. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın acil gübre ucuzlatma paketleri, alternatif tedarik yolları ve kooperatiflerle toplu alım devreye sokması şarttır.
****Arıcılık da ağır darbe aldı. Yakıt fiyatlarındaki roket gibi yükseliş, Varroa ve maliyetlerle boğuşan arıcıları zorluyor. Bakanlık acil yakıt desteği ve önlem paketi açıklamalı; arıcılar da birlik olmalı.
****Tarımda çiftçi ve tedarikçi ilişkilerinde manipülasyonun yeni yüzü; Tarımda lovebombing ve ghosting…
Tarlada “lovebombing” ve “ghosting” ise salgın gibi: Tohum firması, biçerdöver müteahhidi, gübre bayisi ve fide satıcısı aşırı vaatlerle bağlayıp sonra ortalıktan kayboluyor. Emek boşa gidiyor, gençler tarımdan soğuyor. Çözüm ne olabilir? Yazılı noter onaylı sözleşme, referans sorgulama, resmi bayi ve kooperatif tercihi, hasat öncesi bağımsız kontrol ve şikayetlerin Ziraat Odaları ile İl Müdürlüklerine kaydedilmesi.
Tarla senin emeğin. Sevgi bombardımanına kapılma, hayaletleşmeye izin verme. Şeffaf iletişim ve karşılıklı saygı, tarımın sağlıklı ilişki formülüdür.
*Lovebombing: Tarlada bir ilişki başlangıcında aşırı ilgi, iltifat, hediye veya vaatlerle karşı tarafı hızlıca bağlamaya çalışma. (Genellikle samimi değil, manipülatif olur.)
*Ghosting: Tarlada bir anda tamamen iletişimi kesme, cevap vermeme, ortalıktan kaybolma. Karşı tarafı hiçbir açıklama yapmadan terk etme.
*Kısaca: lovebombing, aşırı bombardımanla bağlama ve ghosting ise birdenbire hayalet olma demektir.
Tarlalara, köylere, kahvehanelere gelen “Çantacı Projeciler” vardır. Bunlarda her türlü proje vardır. Her türlü kredi bulurlar. Hatta yanınızda genel müdürlerle, bakan yardımcıları ile konuşurlar.. Çiftçimize bir proje verirler. Bununla müracaat et derler. Proje için parayı alırlar. Hiçbir resmi belgede veremezler. Ben krediyi çıkaracağım der ve ayrılırlar. Sonra kaybolurlar, hayalet olurlar…
****Doğru ve güvenilir veri olmadan Tarım 4.0 sadece gösteriştir. 2001’den beri kapsamlı tarım sayımı yapılmamıştı. Son yapılanın sonucu açıklanmadı. Planlı üretim imkânsız. Tarım 5.0 ise veri, yapay zekâ ve insan merkezli yaklaşımdır. Sensörler, otomasyon ve akıllı sistemler yakıt tüketimini %10-20 azaltabilir, don ve hastalıklara anında müdahale sağlar. Teknoloji toprağı, suyu ve güneş ışığını bilen insan bilgisiyle birleşmelidir.
****2026’da “Godzilla El Niño” riski yüksek. Pasifik sularındaki ısınma Akdeniz ve Ege’de ilkbahar ve yaz kuraklığını, sıcak dalgalarını ve düzensiz yağışları tetikleyebilir. Buğday, mısır, zeytin ve narenciye verimi düşebilir. Hazırlıklı olmak için damla sulama, malçlama, kuraklığa dayanıklı çeşitler, erken ekim-hasat stratejileri ve Meteoroloji uyarılarını yakından takip etmek şart.
****Savaş yetmedi, bir de yeni bir iklim krizi geliyor diye paniğe kapılmayalım. Çiftçimiz her zaman akıllı, kaliteli, hem mektepli hem alaylı, eli toprağa değen tarımcılarla umutlanır. Toprak bize öğretiyor: Umut, çalışkanlık, dayanışma, şeffaflık ve akıllı teknolojilerle en zor fırtınalar bile aşılır. Ancak güçlü bir tarım lobisiyle birlikte bu süreci de daha kolay geçirebileceğimizi unutmayalım.