10 Yıldır söylediğim bir öngörü.
Hatta öneri, "politika aracı".
Tarımda "tabula rasa" demeden;
Artık ne "politika" çıkışı,
Ne "siyasal alan/irade" çıkışı olanağı kalmadı.
Ekonomipolitik, hem küresel olarak hem de ülkemiz açısından "neoliberal tarım politikaları" açısından sona geldi.
Hatta,
Buna hibrit neoliberal politikaları da ekleyebiliriz.
Pandemi,
Sonrasındaki Rusya Ukrayna krizi,
Gazze özelinde Filistin krizi,
Küresel iklim ve afetlere dayalı risk krizleri,
Neoliberal politikaların ve sermayenin deli dolu bir şekilde serseri mayın gibi dolanırken, sadece ve sadece paraya endekslenmesi,
Küresel "siyasal alan ve iradelerin" bu dolaşıma ayak uydurması ile iyice bozulan tarımsal dengelerini korumak adına bazı ülkelerin /de/ er geç "tabula rasa" demek zorunda kalacağını görüyorum.
Trump'ın gümrük tarifeleri gibi küresel ticari düzeni alt eden kararlarının yanında, iklim krizi ve sera gazı emisyonlarına yönelik uluslararası talepleri reddetmesi,
Dünya Sağlık Örgütü, BM Kalkınma Fonları gibi 250'den fazla uluslararası ve ulusal kuruluştan çekilmesi,
Tarım ve Gıda aleyhine dolayısıyla ABD çiftçilerinin aleyhine oluşan ticaret koşullarını bertaraf etmek için ilave 4 kattan fazla destekleme bütçesini devreye alması, 6 yıllık bir program kapsamında dolaylı olarak bile olsa 12 milyar dolarlık yeni bir programı uygulamaya koyması,
Birçok ülkenin üretim, verimlilik gibi faktörlerin yetersizliğini görerek, süreç içerisinde, "tabula rasa" demek zorunda kalacağını düşünüyorum.
Bu düşünüşümün diğer bir nedeni ise küresel tarım sektörü büyüklerinin, kısa dönemlerde bile küresel sıralamadaki yerlerini kaybetmeleridir.
Bana göre bu durumu, orta vadeli olarak okuyan,
Rusya'nın 2012 sonrası ve
Çin'in ise 2014 sonrası uygulamaya aldıkları politikalar bu ülkelerin çok önceden"tabula rasa" dediklerini gösteriyor.
Rusya, Ukrayna krizinde,
Çin ise Trump'ın gümrük vergileri krizinde, bu politikalarının faydasını görmüş, mevcut normal dönemlerinden bile daha fazla küresel oyuncu olmayı başarmışlardır.
Üstelik, 10-15 yıllık bir süreçte.
Peki biz bu işin neresindeyiz?
Bunun için çok şey diyebilirim.
Ancak bir tek şey bile bana göre yeterlidir.
Daha biz "Tarım" kavramını bile bilmiyoruz.
Bilmemek için mücadele ediyor hatta savaşıyoruz.
Sadece ezberlerimizi birbirimize süslü cümleler ile satıyoruz.
Ne analitik düşünüyoruz ne de anlıyoruz.
Anladığımız olursa da öncelikle şikâyet odaklı muhalefet ya da algı odaklı iktidar yanlısı değerlendirme yapıyoruz.
Ne politikadan,
Ne analitik analizden,
Ne işin ciddiyetinden,
Ne avantajlarımızdan,
Ne dezavantajlarımızdan,
Ne de kendi bulunduğumuz yerin ağırlığından haberdar değiliz.
Uzatmayalım.
Evet,
Artık
Ne ben daha iyi yaparım,
Ne biz olursak daha iyi yönetiriz,
Ne reformlar ile
Ne revizyonlar ile olmayacak.
İster kabul edin ister etmeyin:
Ben 10 yıllık öngörümün arkasındayım.
Tek bir şansımız var:
"Tabula rasa" demek.
Bunun için ise var olan her şeyi geride bırakıp, her şeye elveda demek.
Siyasal irade,
Siyasal ve teknik politika,
Bürokrasi,
Bürokratik yapılar,
Sosyal yapılar,
Tarımsal Ekonomik yapılar dahil.
Yeniden
Yenileyerek değil.
Sil baştan yapmak.
Yeni bir sayfa açmak.
Temiz ve küresel akıl etme sanatını,
Kavramları kavrayarak,
Analitik düşünerek,
Buna göre Politika kurarak.
Ve
Elbette
Siyasal alanı/iradeyi buna ikna ederek.
Var mısınız?
Not: Tabula rasa (Latince: "boş levha" ya da "temiz sayfa"), felsefede tamamen boş bir levha ya da masa anlamına gelen bir kavramdır.
Yazıda tarım politikası bağlamındaki metaforik olarak kullandım: Mevcut neoliberal yapılar, bürokrasi, alışkanlıklar ve ezberler tamamen silinip (boş levha haline getirilip), sıfırdan yeni bir sistem inşa edilmeli düşüncesini net ve kısa anlatabilmek için.