Yemek kültürümüzün başucunda yer alan Fasulye.

Yanına pilav, kuru soğan.

Ucuz, bulunabilirliği fazla, geleneksel Anadolu yemeği.

Başta Karadeniz olmak üzere birçok yemeğin de çeşnisi.

Bir zamanlar öğrenci, asker, yolcuların tasarruf tedbiri.

Sanırım girişteki sözün söylenme nedeni de bunlar olsa gerek.

Şimdilerde ise dünyanın sayılı ihracatçılarından olduğumuz Fasulye.

Aslında üzerinde oturduğumuz küp’ün içinde ne olduğunu bilmediğimiz, kıymetlendiremediğimiz sayısız genetik kaynak/örneklerimizden sadece birisi.

Ve her gün birkaç medya yüzünün, birkaç işin magazininden başka uzmanlığı olmayanların müflis tüccar gibi sağa sola saçıp yok etmeye çalıştığı yerel çeşitlerimiz; genetik kaynaklarımız, size göre ata tohumlarımız.

Ve hor gördüğümüz Türkiye Tohum Bankalarının ve ıslahçılarının titizliği ile o küp’ün kıymeti.

Gelin şimdi biraz teknik, genetik taraftan bu duruma bir bakalım.

Küresel Fasulye (Phaseolus L.) Genetik Kaynaklarının Korunması ve Türkiye’nin Rolü:

Crop Trust 2025 Raporu Analizi

Özet

Bu makale, Global Crop Diversity Trust (Crop Trust) tarafından 2025 yılında yayımlanan “Küresel Ürün Koruma ve Kullanım Ölçüleri: Fasulye (Phaseolus L.)” raporunu temel alarak fasulyenin küresel üretim, ticaret ve genetik kaynaklarının korunması durumunu incelemektedir.

Rapor, toplam 194.392 aksesyon (genetik örnek) içeren dev bir koleksiyonu, 192 kurumu ve güncel üretim istatistiklerini ortaya koymaktadır.

Türkiye, 2.408 aksesyon (genetik örnek) ile dünyada 20. sırada yer almakta ve koleksiyonunun %100’ünü uzun süreli depolamada muhafaza etmektedir.

1. Giriş

Fasulye (Phaseolus L.), Fabaceae (baklagiller) familyasından, insan beslenmesinde en önemli baklagillerden biridir. Beş evcilleştirilmiş türü bulunmakta olup en yaygını adi fasulye (Phaseolus vulgaris L.)’dir.

Fasulye, yüksek protein, lif, vitamin ve mineral içeriğiyle uygun maliyetli bir gıda kaynağıdır.

Kökeni Amerika kıtasının tropik ve subtropik bölgeleridir; adi fasulye Mesoamerica ve Andlar’da bağımsız olarak evcilleştirilmiştir.

2. Küresel Üretim, Ticaret ve Gıda Katkısı

Rapora göre (FAOSTAT 2023 verileri):

Ekilen alan: 36.353.324 hektar

Toplam üretim: 56.333.960 ton

Brüt üretim değeri: 30,3 milyar ABD Doları

Dünyada İlk 10 Üretici Ülke: Hindistan, Myanmar, Brezilya, Çin, Tanzanya, ABD, Uganda, Kenya, Burundi, Arjantin/Meksika.

Ticaret:

İhracat ≈ 4,63 milyon ton,

İthalat ≈ 4,24 milyon ton.

Önemli ihracatçılar Myanmar, ABD, Arjantin;

En önemli ithalatçılar arasında (ilk 12 ülke içinde) Türkiye de yer almaktadır.

Fasulye, gıda tedarikinde kalori ve protein katkısı açısından baklagiller arasında liderdir.

3. Genetik Kaynakların Dış Ortamda (Ex Situ) Korunması

Dünya genelinde 192 kurumda toplam 194.392 aksesyon (genetik örnek) muhafaza edilmektedir. Bu koleksiyonun dağılımı şu şekildedir:

En büyük koleksiyon: Uluslararası Tropikal Tarım Merkezi (CIAT, Kolombiya) 37.936 aksesyon ile toplamın %19,5’ini tek başına barındırmaktadır.

Yerel çeşitler (landrace): 101.307 aksesyon ile koleksiyonun %52,1’ini oluşturmaktadır.

Yabani akrabalar (Crop Wild Relatives): Sadece 6.236 aksesyon ile %3,2 oranındadır.

Uzun süreli depolama (-18/-20°C): Küresel koleksiyonun %50,4’ü uygun koşullardayken, Türkiye koleksiyonunun %100’ünü bu standartta korumaktadır.

Svalbard Küresel Tohum Kasası’nda güvenlik kopyası bulunan aksesyon oranı: %28.

Çok Taraflı Sistem (MLS)=(uluslararası otomatik erişim hakkı) kapsamında kayıtlı aksesyon oranı: %48,4 (yaklaşık 94.000 aksesyon).

4. Türkiye’nin Fasulye Genetik Kaynaklarındaki Yeri

Türkiye, “TUR001 – Bitki Genetik Kaynakları Bölümü” ile 2.408 aksesyon (genetik örnek) muhafaza etmekte ve dünyada 20. sırada yer almaktadır.

Bu koleksiyonun *%100*’ü uzun süreli depolama koşullarında muhafaza edilmekte olup, büyük kısmı Türkiye’nin farklı ekolojik bölgelerinden (özellikle Doğu Anadolu, Karadeniz ve İç Anadolu) toplanmış yerel çeşitler ve ata tohumlarından oluşmaktadır.

Türkiye, Anadolu’nun kadim tarım kültürü sayesinde fasulye genetik çeşitliliğinde zengin bir mirasa sahiptir.

Kuru fasulyede yaklaşık 39 tescilli çeşidi bulunmakta olup; İspir, Yedisu Horoz, Erzincan Şeker, Göynük 98, Batallı gibi coğrafi işaretli veya tescilli yerel çeşitler gastronomi ve kültürel mirasımızın önemli parçalarıdır.

Kuru fasulye, Anadolu mutfağının vazgeçilmezi olarak pilavdan kuru fasulyeye, İnegöl piyazından yöresel yemeklere kadar geniş bir yelpazede yer alır. Bu çeşitlilik hem gıda güvenliği hem de kültürel kimlik açısından büyük değer taşır.

5. Tartışma ve Yorumlar

Türkiye’nin izlediği strateji — önce ulusal koruma, tescil ve karakterizasyon, ardından kontrollü uluslararası paylaşım — son derece rasyonel bir yaklaşımdır.

5.1. MLS Durumu ve Stratejik Egemenlik:

Raporda Türkiye’nin Çok Taraflı Sistem (MLS) kaydının belirsiz görünmesi, aslında stratejik bir tercihtir. Türkiye, genetik mirasımızı "otomatik erişime" açmak (MLS) yerine, ulusal çıkarlarını korumayı seçmektedir. Ancak bu durum bilimsel paylaşıma engel değildir; raporun da işaret ettiği gibi Türkiye *SMTA (Standart Materyal Transfer Anlaşması) protokollerini kullanmaktadır. Teknik olarak bu; "Genetik mirasımı kontrolsüz bir açık büfeye sunmuyorum (MLS dışı), ancak bilimsel araştırma ve ıslah için başvuruda bulunanlara, kullanım amacını kayıt altına alarak (SMTA) kontrollü bir şekilde kapımı açıyorum" demektir.

5.2. Ata Tohumu, Yerel Çeşit ve Türkiye’nin Korumacı Yaklaşımı:

Türkiye’de son yıllarda ata tohumu ve yerel çeşitlerin korunması kamuoyunda önemli bir yer tutmaktadır. Burada net bir ayırım yapmak gerekir: “Yerli tohum ile yerel çeşit yani ata tohumu aynı değildir. Ülke içinde yapılan ıslah çalışmaları sonucunda tescil edilen tohumlar ‘Yerli tohum’ olur. Yerel çeşit olmaz.”

“Yerel çeşitler, yani sosyal algıdaki adıyla ata tohumları uluslararası otomatik erişime açıldığında (MLS), hele hele kayıt/tescil/saklama kodu gibi o ülke, yer, coğrafyaya ait olduğu tescillenmeden otomatik ya da bilimsel erişimlere açıldığında, o çeşitlerin yerelliklerini, ata tohumu özelliklerini uluslararası insafa terk etmiş olmaktayız.

Bu görüş, tarafımca 2022’de kaleme alınan “Yusufeli’nin Gezici Bahçıvanları” yazısında da güçlü bir şekilde vurgulanmıştır. Crop Trust 2025 Fasulye Raporu ile bu yaklaşım büyük ölçüde örtüşmektedir. Rapor, gen bankalarındaki aksesyonların %52,1’inin yerel çeşit (landrace) olduğunu ve bunların korunmasının stratejik önemine işaret etmektedir.

Türkiye’nin önce koruma, tescil ve karakterizasyon stratejisi hem ulusal genetik egemenliği korumakta hem de gelecek nesillere sağlıklı bir genetik miras bırakmayı hedeflemektedir.

Son derece doğru bir stratejidir.

Yanlış olan ise yerel çeşitlerin, uluorta dağıtılması, paylaşılması, takaslarla yerelliklerinin kaybedilmesi, çeşit özelliklerinin yitirilmesi, kısacası medyadaki tartışmalarla, tam anlamıyla, yerelliklerin korunmasına değil, savrulmasına, kaybedilmesine hizmet edilmesidir.

Sonuç

Crop Trust 2025 raporu, fasulye genetik kaynaklarının küresel ölçekte iyi korunduğunu ancak yabani akrabalar ve MLS entegrasyonu konularında iyileştirmeye ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır.

Türkiye, 2.408 aksesyonluk yüksek kaliteli koleksiyonu, Anadolu’dan gelen zengin yerel çeşit mirası ve korumacı yaklaşımıyla bu alanda önemli bir aktördür. “Koruma önce gelir” stratejisi, ulusal genetik egemenliği korurken, uzun vadede sürdürülebilir bir yol haritası sunmaktadır.

Kaynakça:

Khoury CK, Gora S, Giovannini P (2025) Global crop conservation and use metrics: Beans (Phaseolus L.). Global Crop Diversity Trust, Bonn, Germany.