Haber Merkezi / Türkiye’de etçi damızlık ithalatı ve sütçü sürülerden etçi melez buzağı üretimine yönelik destekler sürerken, bu adımların besilik hayvan ihtiyacına nasıl kalıcı çözüm sağlayacağı tartışılıyor. HAYGEM Eski Daire Başkanı Dr. Ender Burçak, “Boş ahırları kim dolduracak?” başlıklı değerlendirmesinde, desteklenen üretimin besiciye düzenli ve sürdürülebilir bir yerli hayvan kaynağı olarak ulaşmasının önemini ele aldı.

ABD’de sütçü sürülerde etçi melezleme uygulamasını Türkiye’deki destek modeliyle karşılaştıran Burçak, besilik üretimi artırılırken sütçü damızlık kaynağının korunması gerektiğini vurguladı.

Yetiştirici ile besici arasında fiyat, alım ve teslim koşulları önceden belirlenmiş modeller geliştirilmesini öneren Burçak’ın değerlendirmesinde dikkat çeken başlıklar şöyle:

Kendi besilik hayvanımızı düzenli üreten bir yapıya nasıl geçeceğiz?

Türkiye, kırmızı ette ithalat ihtiyacını azaltmak için bir yandan etçi damızlık hayvan getiriyor, diğer yandan sütçü sürülerden etçi melez buzağı üretimini destekliyor. Besilik hayvan ve et ithalatı da sürüyor. Bu uygulamaları birlikte ele aldığımızda, hangi hayvanın hangi kanaldan temin edildiğinden daha önemli bir soruyla karşılaşıyoruz: Dışarıdan besilik sağlayarak işletmeleri çalıştıran yapıdan, kendi besilik hayvanını düzenli üreten bir yapıya nasıl geçeceğiz?

Etçi damızlık yatırımları, besilik hayvan ihtiyacını karşılayacak anaç sürüler oluşturmayı; melezleme ise mevcut sütçü hayvan varlığından et üretimi için daha fazla yararlanmayı amaçlıyor.

Fakat buzağının doğmasıyla besicinin ihtiyacının karşılanması arasında büyütme, alım ve pazarlama kararları var. Bakanlığın üretime yönelik adımlarının ithalata bağımlılığı azaltabilmesi, bu aşamaların da birbirine bağlanmasına bağlı.

ABD’de yükselen et fiyatlarına rağmen sürülerin büyütülmesinde yaşanan güçlükleri anlamamız açısından, sütçü sürülerde etçi melezleme (Beef-on-Dairy) modeline ve damızlık üretimiyle ilişkisine bakmakta yarar görüyorum.

ABD’de üretimi alıcının talebi yönlendiriyor

Sütçü sürülerde etçi melezleme (Beef-on-Dairy) uygulaması, sütçü anaçların bir bölümünün etçi boğa spermasıyla tohumlanmasına dayanıyor.

Süt işletmesi kendi damızlık ihtiyacını karşılarken besi sektörünün istediği melez yavruları da üretiyor. Besicinin bu buzağılara beklediği besi ve karkas özelliklerine göre daha yüksek bedel ödemesi, süt yetiştiricisinin tohumlama tercihini değiştiriyor. Et piyasasındaki talep böylece süt işletmesinin üretim kararına kadar uzanıyor.

Sütçü ırklarda dişi buzağı elde etmeye yönelik cinsiyeti belirlenmiş spermanın yaygınlaşması, bu ayrımı kolaylaştırdı. İşletme, sürüyü yenilemek için ihtiyaç duyduğu dişi yavruları daha sınırlı bir anaç grubundan karşılayabildiği ölçüde, damızlık dişi elde etmeyi düşünmediği ineklerini etçi melez üretimine ayırabiliyor.

Böylece sütçü damızlık ihtiyacının üzerinde kalan yavru üretme kapasitesi, besi sektörünün talebine yöneliyor. Etçi sperma kullanımının genişleyebileceği alanı da bu denge belirliyor.

ABD Ulusal Hayvan Yetiştiricileri Birliğinin (NAAB) 2024 verilerine göre ABD iç pazarında satılan 9,7 milyon doz etçi spermanın 7,9 milyon dozu sütçü sürülere yönelikti.

Satışların büyük bölümünün bu alana yönelmesi, süt işletmelerinin besilik tedarikindeki rolünün değiştiğini gösteriyor. Sütçü erkek yavruların değerlendirildiği bir kaynağın yanında, alıcının talebine göre melez buzağı üreten işletmeler gelişiyor.

Bugünkü buzağı geliri, yarının damızlık giderine dönüşmemeli

Etçi melez buzağının yüksek satış değeri, sütçü dişi üretimini ikinci plana ittiğinde, bugün elde edilen ilave gelir ilerleyen yıllarda artan damızlık yenileme giderleriyle eriyebilir.

USDA’nın Eylül 2026 değerlendirmesinde, damızlık düve bulunabilirliğinin sürü büyümesini etkilediği, melez buzağı gelirinin ise mevcut ineklerin işletmede tutulmasını teşvik ettiği belirtiliyor. Türkiye için de besilik üretimini artırırken sütçü damızlık kaynağını korumak önemli. Besilik ithalatını azaltmaya çalışırken damızlık ihtiyacını dışarıya taşımak, bağımlılığı ortadan kaldırmaz; başka bir aşamaya aktarır.

Türkiye’de desteklenen üretim, besiciye ulaşmalı

Türkiye’de süt üretimi için oluşmuş sürüler, besilik arzını da besliyor. Holstein erkek buzağılar bunun önemli örneklerinden biri. Etçi melezlemeyle amaçlanan, bu hayvanların besiye alınamaması sorununu çözmek değil; aynı sütçü anaçlardan besi ve karkas özellikleri daha uygun yavrular elde etmek. Beklenen katkı, hayvan sayısının yanında kesime ulaşma süresi ve ekonomik sonuçlarda da aranmalı.

Bakanlığın Şubat 2024’te açıkladığı hayvancılık yol haritasında, yerli kırmızı et üretiminin artırılması ve besilik ithalatına duyulan ihtiyacın azaltılması hedeflendi. Ağustos 2025’te açıklanan Güçlü Besi Güçlü Üretim Projesi bu hedefin uygulama adımlarından biri oldu. Eylül 2026 düzenlemesiyle proje kapsamında etçi spermayla elde edilen buzağılara 1.000 lira ilave destek getirildi.

Etçi ve kombine sperma geçmişte de destekleniyordu. Nitekim 2023 yılı uygulamasında bu spermalardan elde edilen buzağılara 450 lira ilave destek öngörülmüştü.

Bugünkü farkı teşvikin ilk kez verilmesinde aramıyorum. Belirlenen sütçü anaç grubunun yerli besilik üretimine yönlendirilmesi, doğacak yavruların nasıl büyütüleceğinin ve besiciye hangi koşullarda ulaşacağının da uygulamaya katılmasını gerektiriyor.

2025–2028 dönemini kapsayan projede yaklaşık bir milyon baş sütçü dişi sığırın etçi melezlemede değerlendirilmesi öngörülüyor.

Bu kapsam, besicinin düzenli alabileceği buzağı sayısıyla aynı değil. ABD’de alıcı talebinin oluşturduğu tercihi Türkiye’de kamu desteğiyle geliştirirken, desteğin besi işletmesine ulaşan yerli hayvana dönüşmesini de sağlamalıyız. Desteklerin yeterliliğini, yetiştiriciyi etçi melez üretimine yöneltmesi ve bu üretimin destek sonrasında da satış geliriyle sürdürülebilmesi üzerinden değerlendirmeliyiz.

Damızlık ithalatı, kendini yenileyen sürülere dönüşmeli

Melezleme desteklenirken etçi anaç kaynağı da ithalatla geliştiriliyor. TİGEM, gebe olmayan etçi damızlık dişileri ithal edip tohumladıktan sonra gebe olarak yetiştiricilere satıyor. Özel sektör kanalında ise yetiştiriciler firmalar aracılığıyla gebe etçi damızlık hayvan temin ediyor. Her iki yolun yerli üretime katkısı, getirilen hayvanların sonraki yıllarda sağlayacağı yavru üretimine bağlı.

Bu nedenle damızlık ithalatını, besilik hayvan veya doğrudan et ithalatıyla aynı işlevde değerlendirmiyorum. Et ve besilik temini mevcut arzı tamamlarken, damızlık hayvan ithalatı ülke içinde hem besilik hem de damızlık sığır üretimini artıracak anaç varlığını geliştirmeyi amaçlıyor.

Ancak ithal edilen hayvanlarla kurulan sürüler kendi damızlığını yenileyemiyor ve devamlılığı yeniden ithalata dayanıyorsa, yerli besilik kaynağı oluşturma hedefi eksik kalır.

Etçi damızlık hayvan getirmek, anaç kaynağını oluşturmanın ilk adımı. Bu kaynağın büyümesi, doğan dişilerin ne kadarının yeniden damızlığa ayrılacağına bağlı.

Yavrunun bugünkü satış değeri, onu damızlıkta tutmanın gelecekte sağlayacağı gelire göre daha cazip kalırsa, ithal edilen anaçlardan besilik üretilebilir; fakat kendini yenileyen ve genişleyen bir damızlık tabanı oluşmayabilir. Bu nedenle desteğin yönü, hayvan temininin yanında ülke içinde yetiştirilen dişilerin damızlıkta tutulmasına da uzanmalı.

Yetiştirici, damızlıkta bırakacağı dişiden hemen gelir elde etmiyor; onu yetiştirip yavru alacağı döneme kadar sermaye bağlıyor. Bu yüzden damızlık teminine verilen desteğin, sürünün kendi içinden yenilenmesini sağlayacak ekonomik koşullarla tamamlanması önemli.

Etçi sürülerden elde edilen dişilerin damızlık devamlılığına, besilik yavruların da mevcut besi kapasitesine katkısı birlikte izlenmeli.

Desteği doğumda bırakmayalım

Besi işletmelerinde mevcut kapasitenin önemli bölümü boşken, öncelik yeni besi kapasitesi oluşturmaktan çok bu kapasitenin yerli hayvanla çalışmasını sağlamak olmalı.

ESK’nin ithal besilik programında hayvan teminiyle karkasın geri alımı sözleşmeli ilişki içinde düzenleniyor. Yerli melez üretiminde de yetiştiriciyle besicinin kararını birbirine bağlayan, alım ve teslim koşulları önceden belirlenmiş modeller geliştirilebilir.

Damızlık sığır yetiştiricileri birlikleriyle kırmızı et üretici birlikleri bu bağlantıda görev alabilir. Yaş, ağırlık, kayıtlı köken ve sağlık durumu alım koşullarında tanımlanabilir. Besi ve kesim sonuçlarının üretildiği işletmeyle ilişkilendirilmesi de sonraki alımlara dayanak oluşturur.

Böylece besici yalnızca “melez” tanımına değil, bilinen üretim sonuçlarına değer verir; yetiştirici de sağladığı niteliğin karşılığını satışta görür. Sözleşmede teslim şartlarıyla birlikte fiyatın nasıl belirleneceği de baştan kararlaştırılmalı; yetiştirici üretim kararını, besici de alım hesabını buna göre yapabilmeli.

Etçi melezleme desteği, damızlık yatırımları ve yerli hayvan alımını geliştirecek sözleşmeler aynı üretim hedefinde buluşmalı. Sütçü sürülerden gelen melez buzağılarla etçi sürülerden gelen yavrular, mevcut besi kapasitesini düzenli olarak beslemeli; damızlıkta bırakılan dişiler de bu kaynağın devamını sağlamalı. Böylece kamu kaynağı yalnızca bugünün hayvan ihtiyacını karşılamaz, gelecek yılların yerli üretim kaynağını da büyütür.

Süt üreticisinden kritik uyarı: Fiyat artışı gecikirse anaç hayvanlar kesime gidecek!
Süt üreticisinden kritik uyarı: Fiyat artışı gecikirse anaç hayvanlar kesime gidecek!
İçeriği Görüntüle

İthalat sarmalından çıkış, besicinin her kesimden sonra yeniden dışarıdan hayvan beklemek zorunda kalmadığı bir üretim düzeni kurmaktan geçiyor. Bakanlığın başlattığı adımların kalıcı sonucu, bu düzeni oluşturabilmesi olacaktır. Hedefimiz, her yıl hayvan getiren değil, kendi damızlığını yenileyen ve besiliğini üreten bir hayvancılık olmalı.

Dr. Ender Burçak
HAYGEM Eski Daire Başkanı