Haber Merkezi / Dünya tarımında son 23 yılda önemli bir dönüşüm yaşanırken Türkiye'ye ilişkin veriler dikkat çekici bir tablo ortaya koydu.
Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci'nin 2001-2024 dönemini kapsayan küresel tarım arazisi kullanım verileri üzerinden yaptığı analize göre dünyada toplam tarım arazisi azalmasına rağmen ekili alanlar genişledi.
Dünyadaki ekili alan 2001 yılında 1 milyar 496 milyon hektarken 2024 yılında 1 milyar 588 milyon hektara çıktı.
Böylece dünya, 23 yılda ekili alanlarına 92 milyon hektar daha ekledi.
Artış oranı yaklaşık yüzde 6'yı buldu.
Türkiye'de ise bunun tam tersi bir gelişme yaşandı.
Dünya ekili alanını artırdı, Türkiye yüzde 9 kaybetti
Kahveci'nin analizine göre dünyanın en fazla ekili araziye sahip 15 ülkesi arasında bulunan Türkiye, 2001-2024 döneminde ekili alanlarının yaklaşık yüzde 9'unu kaybetti.
Kayıp yaklaşık 2 milyon hektar düzeyinde hesaplanıyor.
Başka bir ifadeyle dünya ekili alanlarını yüzde 6 büyütürken Türkiye'nin ekili alanı yüzde 9 küçüldü.
En fazla ekili alana sahip ülkeler içerisindeki değişimler de dikkat çekiyor.
ABD'de ekili alan yüzde 13, Türkiye ve Meksika'da yüzde 9, Kanada'da yüzde 7, Kazakistan'da yüzde 5 azalırken; Nijerya'da yüzde 70, Avustralya'da yüzde 29, Arjantin'de yüzde 27 ve Brezilya'da yüzde 14 artış yaşandı.
Bu tablo Türkiye açısından önemli bir soruyu gündeme getirdi.
Türkiye neden dünyadaki genişleme eğiliminin aksine ekili tarım arazisi kaybediyor?

Türkiye'de alan azalıyor ama hektar başına üretim değeri yüksek
Türkiye açısından analizin belki de en dikkat çekici bölümü ise arazi başına oluşturulan tarımsal üretim değerinde ortaya çıkıyor.
Kahveci'nin paylaştığı verilere göre 2024 yılında dünya genelinde hektar başına tarımsal üretim değeri ortalama 930 dolar seviyesinde bulunuyor.
Türkiye'de ise bu rakam 2 bin 186 dolar.
Buna göre Türkiye'nin hektar başına oluşturduğu tarımsal üretim değeri dünya ortalamasının yaklaşık 2,3 katına ulaşıyor.
Karşılaştırmada Hindistan hektar başına 3 bin 6 dolar, Çin 2 bin 604 dolar, Pakistan 2 bin 394 dolar üretim değeriyle Türkiye'nin üzerinde bulunurken; Endonezya bin 869 dolarla Türkiye'nin altında yer alıyor.
Geniş tarım arazilerine sahip Kazakistan'da bu değer 82 dolar, Avustralya'da ise 144 dolar seviyesinde bulunuyor.
Ancak hektar başına üretim değerinin ürün deseni, fiyatlar, sulama imkanları ve üretim yapısından etkilendiğini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu nedenle söz konusu gösterge, tek tek ürünlerde alınan fiziksel verimden ziyade bir hektar tarım alanından oluşturulan ekonomik üretim değerini ifade ediyor.
Kahveci: Türkiye'nin sorunu birincil üretim verimliliği değil
Ergin Kahveci, verilerden hareketle Türkiye tarımındaki temel sorunun çiftçinin üretim kabiliyetinde aranmasına karşı çıkıyor.
Türkiye'nin kişi başına ekili alan bakımından dünya ortalamasında bulunmasına karşın birim alandan oluşturduğu üretim değerinin yüksek olduğuna dikkat çeken Kahveci, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türkiye'nin kişi başına ekili alanı ortalama düzeyde, ama verimliliği yüksek. Bu, Türkiye'nin tarımda yoğun kullanım ve modernleşme eğilimini gösteriyor. Sınırlı alanı daha verimli kullanıyor.”
Kahveci, Türkiye'deki çiftçilerin üretim kültürü ve üretime bağlılığına da dikkat çekerek tarım politikalarındaki tartışmanın başka bir noktaya odaklanması gerektiğini savundu.
Kahveci'ye göre Türkiye'nin temel problemi, birincil üretimde çiftçinin verimsizliği değil; arazi varlığının korunması ve çiftçinin üretime devam edebilmesini sağlayacak şartların oluşturulması.
Kişi başına düşen ekili alan da azalıyor
Küresel veriler bir başka önemli soruna daha işaret ediyor.
2001 yılında dünyada kişi başına 0,24 hektar ekili alan düşerken, 2024 yılında bu rakam 0,19 hektara geriledi.
Kişi başına ekili alan 23 yılda yaklaşık yüzde 19 azaldı.
Bunun temel nedenlerinden biri, dünya nüfusundaki artışın ekili alan artışından çok daha hızlı gerçekleşmesi.
2024 verilerine göre Türkiye'de de kişi başına yaklaşık 0,19 hektar ekili alan bulunuyor.
Böylece Türkiye dünya ortalamasına yakın bir seviyede yer alıyor.
Ancak ülkeler arasında büyük farklılıklar bulunuyor.
Kişi başına ekili alan Kazakistan'da 1,49 hektar, Avustralya'da 1,18 hektar, Arjantin'de 1,07 hektar ve Kanada'da 0,96 hektara kadar çıkarken; Çin'de 0,09, Hindistan ve Pakistan'da 0,12 hektara kadar geriliyor.
Dünyada tarım arazisi azalırken ekili alan nasıl arttı?
Küresel verilerin dikkat çeken bir başka sonucu da toplam tarım arazisi ile ekili alanın farklı yönlerde hareket etmesi oldu.
Dünya genelinde toplam tarım arazisi 2001 yılında yaklaşık 4,8 milyar hektarken 2024 yılında yaklaşık 4,65 milyar hektara geriledi.
Yaklaşık 147 milyon hektarlık kayıp yaşandı.
Buna karşılık ekili alan 92 milyon hektar arttı.
Bu farklılığın temelinde çayır ve mera alanlarındaki büyük gerileme bulunuyor.
Kalıcı çayır ve mera alanları 2001'de 3 milyar 297 milyon hektarken 2024'te 3 milyar 59 milyon hektara düştü.
Böylece dünyada 23 yılda yaklaşık 238 milyon hektar kalıcı çayır ve mera alanı kaybedildi.
Afrika ve Güney Amerika ekili alanlarını büyüttü
Ekili alanlardaki değişimin coğrafi dağılımı da dünya tarımının yön değiştirdiğini gösteriyor.
2001-2024 döneminde Afrika'nın ekili alanı yaklaşık 78 milyon hektar büyüdü. Özellikle Sahra Altı Afrika'daki genişleme dikkat çekti.
Güney Amerika'da yaklaşık 35 milyon hektarlık artış yaşanırken bunda mısır ve soya üretimindeki genişlemenin önemli rol oynadığı değerlendiriliyor.
Güneydoğu Asya'da ise pirinç ve palm yağı üretiminin de etkisiyle ekili alan yaklaşık 19 milyon hektar arttı.
Buna karşılık Kuzey Amerika'da 26 milyon hektar, Doğu Avrupa ve Güney Avrupa'da ise yaklaşık 7'şer milyon hektarlık daralma yaşandı.
Dünyada sulanan alan yüzde 20 büyüdü
Dünya tarımının yalnızca ekili alanı değil, sulama altyapısı da büyüyor.
2001 yılında yaklaşık 294 milyon hektar olan sulama altyapısına sahip alan, 2024 yılında 351 milyon hektara yükseldi.
Artış 57 milyon hektarı, yani yaklaşık yüzde 20'yi buldu.
Bugün dünya ekili alanlarının yaklaşık yüzde 22'si sulama altyapısına sahip.
Sulamada en büyük alan 119 milyon hektarla Güney Asya'da bulunurken Doğu Asya 80 milyon hektarla ikinci sırada yer alıyor.
Türkiye'nin de içinde bulunduğu Batı Asya'da sulama altyapısına sahip alan 2024 yılında yaklaşık 19 milyon hektara ulaşırken, 2001'e göre yaklaşık 4 milyon hektarlık artış gerçekleşti.
Dünya daha az kişi başı araziyle daha fazla değer üretiyor
Küresel tablonun belki de en önemli sonucu üretim değerinde görülüyor.
Kahveci'nin analizine göre hektar başına tarımsal üretim değeri 2001 yılında 553 dolarken 2024 yılında 930 dolara yükseldi.
Artış yaklaşık yüzde 68 oldu.
Yani dünya bir taraftan kişi başına daha az ekili araziye sahip olurken diğer taraftan birim alandan daha yüksek ekonomik değer oluşturuyor.
Türkiye ise 2 bin 186 dolar/hektarlık değeriyle bu göstergede dünya ortalamasının oldukça üzerinde bulunuyor.
Türkiye tarımında asıl soru: Verim mi, üretimde devamlılık mı?
Bütün veriler yan yana getirildiğinde Türkiye açısından dikkat çekici bir çelişki ortaya çıkıyor.
Dünya ekili alanı: +%6
Türkiye ekili alanı: -%9
Türkiye'de kişi başına ekili alan: Dünya ortalaması düzeyinde
Türkiye'de hektar başına üretim değeri: Dünya ortalamasının yaklaşık 2,3 katı
Kahveci'ye göre bu tablo, Türkiye tarımında yıllardır yapılan “verimlilik” tartışmasına farklı bir açıdan bakılması gerektiğini ortaya koyuyor.
Türkiye, sahip olduğu ekili alanlardan yüksek ekonomik üretim değeri oluştururken aynı zamanda ekili arazi varlığını kaybediyor.
Dolayısıyla önümüzdeki dönemde tarım politikalarının cevap vermesi gereken temel sorulardan biri şu olacak:
Türkiye, yüksek üretim değeri oluşturduğu tarım arazilerini neden kaybediyor ve mevcut arazilerini üretimde tutmak için ne yapacak?
Kahveci'nin analizinin ortaya koyduğu temel uyarı da burada yatıyor:
Sorun yalnızca bir dekardan ne kadar ürün aldığımız değil, yarın o dekarın üretimde kalıp kalmayacağı.





