Haber Merkezi / Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Tarım Politikaları Başkanı Hasan Hüseyin Demiröz, GDO’lu ürünlerin yem amaçlı ithalatı ve Türkiye’nin mısır ile soyada dışa bağımlılığına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Demiröz, 24 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Biyogüvenlik Kurulu kararıyla daha önce yem amaçlı kullanımına izin verilen MIR604, MON863 ve T25 mısır çeşitleri ile MON87701 soya çeşidine ilişkin izinlerin 10 yıl uzatılmasını gündeme taşıdı.

İlgili Haber: GDO’lu 3 mısır ve 1 soya çeşidinin yem amaçlı ithalat izni 10 yıl uzatıldı

Türkiye’nin ihtiyacını yerli üretimle karşılayabilecek tohum çeşitlerine sahip olduğunu kaydeden Demiröz, GDO’lu yem hammaddesi ithalatının temelinde üretimdeki yetersizlik ve dışa bağımlılığın bulunduğunu söyledi.

“GDO’LU ÜRÜNLER YEM AMAÇLI ÜLKEYE GİRİYOR”

GDO’lu ürünlerle ilgili işlemlerin 2010 yılında yürürlüğe giren Biyogüvenlik Kanunu ve ilgili yönetmelik kapsamında yürütüldüğünü hatırlatan Demiröz, 2015 yılında da bilimsel ve sosyoekonomik değerlendirmeler sonucunda çeşitli soya ve mısır genlerinin yem amaçlı kullanımına izin verildiğini belirtti.

Son kararın yeni bir GDO çeşidine ilk kez izin verilmesi anlamına gelmediğine işaret eden Demiröz, daha önce izin verilen 3 mısır ve 1 soya çeşidine ilişkin sürenin 10 yıl daha uzatıldığını kaydetti.

DEMİRÖZ GDO’LARIN SAĞLIK ETKİLERİNE DİKKAT ÇEKTİ

Demiröz açıklamasında GDO’ların sağlık üzerindeki olası etkilerine ilişkin endişelerini de dile getirdi.

Bazı GDO’ların ve bunlardan üretilen yemlerin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin tartışılmaya devam ettiğini belirten Demiröz, kanser ve alerji başta olmak üzere çeşitli sağlık riskleri bulunduğunu savundu.

“GIDA ÜRÜNLERİNDE YASAK AMA TAKİP SİSTEMİ YETERLİ Mİ?”

Demiröz’ün üzerinde durduğu bir başka konu ise yem amacıyla ithal edilen ürünlerin ülkeye girdikten sonraki takibi oldu.

Türkiye’de GDO’lu ürünlerin doğrudan insan gıdası amacıyla kullanımına izin verilmediğini belirten Demiröz, yem amacıyla ithal edilen GDO’lu mısır ve soyanın kullanım alanlarının etkin biçimde takip edilip edilmediğinin sorgulanması gerektiğini söyledi.

Mısır ve soyanın gıda sanayisinin çok geniş bir bölümünde kullanılan hammaddeler olduğuna dikkat çeken Demiröz, bu nedenle denetim ve izlenebilirliğin önem taşıdığını vurguladı.

“PEKİ NEDEN GDO’LU ÜRÜN İTHAL EDİYORUZ?”

Demiröz, sorunun temelinde Türkiye’nin özellikle soya başta olmak üzere bazı yem hammaddelerinde ithalata bağımlı olmasının bulunduğunu belirtti.

Soğan üreticisine ithalat şoku! 31 Ağustos’ta bitecekti 31 Ocak’a uzatıldı
Soğan üreticisine ithalat şoku! 31 Ağustos’ta bitecekti 31 Ocak’a uzatıldı
İçeriği Görüntüle

Dünya piyasalarında GDO’suz soya ve mısıra erişimin giderek zorlaştığını ifade eden Demiröz, Türkiye'nin ihtiyacını karşılayacak düzeyde üretim gerçekleştirememesinin ithalatı zorunlu hale getirdiğini belirtti. Demiröz, Türkiye'nin kendi üretim kapasitesini artırması gerektiğinin altını çizdi.

“GDO’SUZ TOHUMUMUZ VAR MI? OLMAZ MI EFENDİM”

Demiröz, Türkiye'nin GDO’suz mısır ve soya üretmek için gerekli yerli çeşitlere sahip olduğuna dikkat çekerek, TAGEM'e bağlı araştırma enstitülerinin geliştirdiği çeşitlere dikkat çekerek, “GDO’suz tohumumuz var mı? Olmaz mı efendim, biz muz cumhuriyeti değiliz ya.” dedi.

Demiröz, Milli Çeşit Listesi'nde yalnızca TAGEM'e bağlı enstitüler tarafından geliştirilen 21 soya fasulyesi ve 18 mısır çeşidinin bulunduğunu belirterek bu çeşitler arasında ana ürün, ikinci ürün, erkenci ve geççi üretime uygun seçeneklerin bulunduğunu söyledi.

Söz konusu çeşitlerin verim açısından da uluslararası çeşitlerle rekabet edebilecek seviyede olduğunu dile getirdi.

“TOHUMUMUZ VAR, TOPRAĞIMIZ VAR; NEDEN ÜRETMİYORUZ?”

Demiröz, tartışmanın yalnızca GDO üzerinden yapılmasının yeterli olmadığını belirterek asıl meselenin Türkiye'nin üretim politikası olduğunu söyledi.

Türkiye'nin uygun tohumlara ve tarım arazilerine sahip olduğunu ifade eden Demiröz, ithalata harcanan kaynakların yerli üretimi artırmak amacıyla kullanılabileceğini savundu.

Demiröz, “Tohumumuz var, toprağımız var, ithalata milyarlarca dolar harcıyoruz; neden üretmiyoruz?" diye sordu.

Türkiye'nin mısır ve soya ihtiyacını karşılayacak bir üretim planlamasına gitmesi gerektiğini belirten Demiröz, yerli üretim artırılmadığı sürece GDO’lu yem hammaddesi ithalatının ve dışa bağımlılığın devam edeceğini söyledi.

Demiröz, Türkiye’nin üretim potansiyeline dikkat çekerek açıklamasını, “Yani un var, yağ var, şeker var; Anahtar Parti yok. Helva yapmayı öğreteceğiz” sözleriyle tamamladı.