Haber Merkezi / Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tarımsal üretimde arz-talep dengesinin sağlanması ve stratejik ürünlerde arz güvenliğinin korunması amacıyla hayata geçirilen planlı üretim modeli tartışılmaya devam ediyor.
Bakanlık, tarımsal üretim planlamasıyla ülke ihtiyacına göre asgari ve azami üretim miktarlarının belirlenmesini, böylece ürünlerde arz fazlası veya eksikliğinin önüne geçilmesini hedefliyor. Bitkisel üretim planlaması 2024-2025 üretim sezonuyla uygulanmaya başladı.
Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Tarım Politikaları Başkanı Hasan Hüseyin Demiröz ise planlı üretimin ilk iki yıllık dönemini, 2023, 2024 ve 2025 ürün denge raporlarındaki yeterlilik oranları üzerinden değerlendirdi. Demiröz'ün çalışmasına göre bazı stratejik ürünlerdeki değişim dikkat çekti.
İhtiyaç fazlası veren ürün sayısı 6'dan 3'e düştü
Demiröz'ün yaptığı karşılaştırmaya göre 2022-2023 döneminde yeterlilik derecesi yüzde 100 ve üzerinde bulunan 6 ürün vardı.
Bunlar nohut yüzde 117,8, yulaf yüzde 113,7, pamuk yüzde 105,9, patates yüzde 103,6, çavdar yüzde 102,1 ve şeker pancarı yüzde 100 olarak sıralandı.
2023-2024 döneminde ise yüzde 100 ve üzerinde bulunan ürün sayısı 8'e yükseldi. Yulaf yüzde 126,8, buğday yüzde 118,4, arpa yüzde 115,7, nohut yüzde 115,3 seviyesinde bulunurken patates yüzde 102, çavdar yüzde 101,9, kolza yüzde 100,3 ve şeker pancarı yüzde 100 olarak hesaplandı.
Ancak Demiröz'ün paylaştığı 2024-2025 tablosunda yüzde 100'ün üzerinde yalnızca nohut, patates ve buğday kaldı. Şeker pancarı ise yüzde 100 seviyesinde yer aldı.
Demiröz bu değişime dikkat çekerek, “2023 yılı itibarıyla 6 farklı ürün grubunda ihtiyaç fazlası varken 2025 yılında bu sayı 3'e düşmüştür” değerlendirmesinde bulundu.
Pamukta yüzde 105,9'dan yüzde 96,6'ya
Demiröz'ün özellikle üzerinde durduğu ürünlerden biri pamuk oldu. Paylaşılan verilere göre pamukta yeterlilik derecesi 2022-2023 döneminde yüzde 105,9 iken 2023-2024 döneminde yüzde 97,7'ye, 2024-2025 döneminde ise yüzde 96,6'ya geriledi.
Demiröz, tarıma dayalı sanayinin önemli hammaddelerinden biri olan pamuktaki bu değişimi “endişe verici” olarak değerlendirdi.

Mısırda dikkat çeken gerileme
Üç yıllık karşılaştırmada dikkat çeken ürünlerden biri de mısır oldu. Demiröz'ün paylaştığı tablolara göre mısırın yeterlilik derecesi: 2022-2023'te yüzde 85,8 → 2023-2024'te yüzde 96,5 → 2024-2025'te yüzde 73,1 olarak gerçekleşti.
Böylece bir önceki dönemde yüzde 100 sınırına yaklaşan mısırda son tabloda belirgin bir gerileme ortaya çıktı.

Ayçiçeği yüzde 63,2, soya yüzde 4,2
Demiröz, Türkiye'nin tarıma dayalı sanayisi açısından önem taşıyan yağlı tohumlardaki yeterlilik oranlarını da eleştirdi. Paylaşılan verilere göre ayçiçeğinde yeterlilik derecesi 2022-2023 dönemindeki yüzde 51,3'ten, 2023-2024 döneminde yüzde 71,9'a yükseldi. Ancak 2024-2025 döneminde yeniden gerileyerek yüzde 63,2 oldu.
Soyada ise üç dönem boyunca oldukça düşük oranlar dikkat çekti: Yüzde 5,2 → yüzde 4,1 → yüzde 4,2.
Demiröz, soya ve ayçiçeği gibi tarıma dayalı sanayinin önemli hammaddelerinde yeterlilik oranlarının düşük kalmasının planlı üretim modelinin geleceği açısından olumlu sinyal vermediğini kaydetti.

“PLANLI ÜRETİMİN SONUÇLARINI GÖRMEK İÇİN ERKEN AMA YÖNÜNÜ GÖRMEK İÇİN ÖNEMLİ”
Planlı üretimin kesin sonuçlarını değerlendirmek için henüz erken olduğunu özellikle belirten Demiröz, iki yıllık sürecin sistemin gidişatını kontrol etmek açısından dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Demiröz, değerlendirmesinde şu görüşü dile getirdi: “Planlı üretimin sonuçlarını tam olarak gözlemlemek için erken olduğunun farkındayız. Ancak geride kalan 2 yıllık süreçteki durum, yeni sistemin çek edilmesi ve yönünün olumlu ya da olumsuz hangi tarafa doğru olduğunu göstermesi açısından önemlidir.”
Demiröz, amaçlarının planlı üretim modelindeki sorunları tek tek sıralamak değil, alternatif bir model ortaya koymak olduğunu kaydetti.
“MEVCUT ARZIN NE OLDUĞUNU BİLMEDEN PLAN YAPILAMAZ”
Planlamanın sağlıklı yürütülebilmesi için öncelikle ülkedeki mevcut üretim ve arz miktarının doğru şekilde belirlenmesi gerektiğini savunan Demiröz, Türkiye tarımındaki yapısal sorunların da planlamayla birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
Demiröz: “Arz fazlası ya da eksikliğini giderebilmek için öncelikle mevcut arzın ne olduğunu bilmek gerekir. Ayrıca tarımımızın onlarca yıldır devam eden yapısal sorunlarını çözmeden yapacağınız hiçbir plan tutmayacaktır.” dedi.
Bakanlığın mevcut yaklaşımını yeterli bulmadığını belirten Demiröz, uygulanan politikayı “eski bir binayı boyamaya” benzetti.
BAKAN YUMAKLI'YA “HAVZA BAZLI BİRLİKTE ÜRETİM MODELİ” ÇAĞRISI
Demiröz açıklamasının sonunda Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'ya seslenerek Anahtar Parti'nin yaklaşık iki yıldır üzerinde çalıştığını belirttiği “havza bazlı birlikte üretim modeli” önerisini gündeme getirdi.
Demiröz, Bakan Yumaklı'ya yönelik çağrısında şu ifadeleri kullandı: “Sayın Bakan, inadınızdan vazgeçin. Milletin sabrı, devletimizin kaybedecek günü kalmadı. Bir an önce havza bazlı birlikte üretim modeline geçiş yapmalıyız.”
Demiröz ayrıca Anahtar Parti'nin tarım politikalarını Bakanlıkla görüşmeye hazır olduklarını belirterek, “Yaklaşık 2 yıldır parti olarak ortaya koymuş olduğumuz politikaları sizlerle istediğiniz bir ortamda görüşmeye açığız. Yeter ki memleket faydalansın” dedi.




