Sosyal medyada paylaşılan röportaj, Türkiye’deki tarımsal üretim gerçekleri ile medya etiği arasındaki uçurumu bir kez daha gözler önüne serdi. Gazeteci Sinan Burhan’ın Kayseri’nin Kemer Köyü’nde gerçekleştirdiği röportajda, mazot fiyatlarını "kola fiyatı" ile kıyaslayarak "ucuz" bulan görüşlere yer vermesi, tarım sektöründe şaşkınlıkla karşılandı.
Tarlayı Kola mı Sürüyor?
Röportajda Ali Yıldız isimli vatandaşın, 1 litre kolanın 60-70 lira olduğunu hatırlatarak, ithal edilen mazotun aynı fiyatta olmasını "normal" karşılaması, ekonomi biliminin temel kurallarıyla çelişiyor. Zira kola bir "keyfi tüketim" maddesiyken; mazot, ekmekten süte, etten sebzeye kadar her türlü gıda ürününün en temel stratejik girdisi konumunda.
Traktörün deposuna konulan mazotun maliyeti sadece çiftçiyi değil, doğrudan doğruya 85 milyon vatandaşın mutfağındaki yangını körüklüyor.
Sayın Sinan Burhan, Ali Bey'e sorsaydınız keşke: Tarlayı kola ile mi sürüyor?
— Tarımdan Haber (@tarimdanhaber) March 23, 2026
Traktör kola ile çalışsa belki bu kıyaslama mantıklı olurdu. Mazot ithal ediliyor diye 70 TL olmasını normal karşılayan 'çiftçi', ürettiği buğdayın, sütün fiyatı artınca 'mazot çok ucuz ya' diyebilecek… https://t.co/Kz8qwNW428
Gazeteci Sadece Kayıt Cihazı mıdır?
Bu röportajın ardından akıllara şu soru geldi: Gazetecilik, önüne gelen her görüşü "filtresiz" bir şekilde kamuoyuna servis etmek midir?
Tarımsal üretim maliyetlerinin (gübre, tohum, ilaç, sulama) rekor kırdığı ve çiftçi borçlarının katlandığı bir dönemde, rasyonel olmayan bir kıyaslamanın "çiftçi görüşü" olarak sunulması meslek etiği açısından tartışmaya neden oldu. Gazetecinin görevi, sadece mikrofon uzatmak değil; uzatılan o mikrofona konuşulan bariz mantık hatalarını ve veri eksikliklerini deşifre ederek kamuoyunu doğru bilgilendirmektir.




