Haber Merkezi / Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, Avustralya tarımındaki son görünümü değerlendirirken, ülkede tarımsal üretim değerinin yüzde 5 gerilemesinin, çiftlik işletme karlarının ise yüzde 39 düşmesinin beklendiğine dikkat çekti.
Kahveci'ye göre Avustralya'da ortaya çıkan tablo, yüksek girdi maliyetleriyle üretim yapan ve tarımsal dış ticarette hammadde ithalatına ihtiyaç duyan Türkiye açısından da önemli mesajlar içeriyor.
AVUSTRALYA TARIMINDA 99,4 MİLYAR DOLARLIK ÜRETİM
Kahveci'nin değerlendirmesine göre Avustralya'nın geleneksel tarımsal üretim değerinin, bitkisel ve hayvansal üretim toplamında 2026-2027 döneminde yüzde 5 gerileyerek 99,4 milyar Avustralya Dolarına (AUD) düşmesi bekleniyor.
Bunun 54,2 milyar AUD'sini bitkisel üretim, 45,2 milyar AUD'sini ise hayvancılık ve hayvansal ürünler oluşturuyor.
Su ürünlerinde 3,7 milyar AUD ve ormancılıkta 3,4 milyar AUD'lik üretim de hesaba katıldığında, Kahveci'nin “genişletilmiş toplam üretim değeri” olarak tanımladığı büyüklük 106,5 milyar AUD'ye ulaşıyor.
ÜRETİMDEN DAHA ÇARPICI RAKAM: ÇİFTÇİ KARI YÜZDE 39 DÜŞÜYOR
Avustralya tarımındaki asıl dikkat çekici göstergelerden biri ise çiftçinin karlılığında beklenen sert gerileme.
Kahveci, yakıt, gübre ve işçilik başta olmak üzere artan girdi maliyetleri ile tarımsal gelirlerdeki gerilemenin geniş alan tarımı yapan işletmeleri doğrudan etkilediğine dikkat çekti.
Buna göre ortalama çiftlik işletme karının yüzde 39 azalarak çiftlik başına 133 bin AUD seviyesine gerilemesi öngörülüyor.
Bu tablo, üretim değerindeki yüzde 5'lik gerilemenin çiftçinin bilançosuna çok daha ağır yansıdığına işaret ediyor.
76,3 MİLYAR AUD'LİK İHRACAT
Avustralya'nın yalnızca işlenmemiş ve çiftlik düzeyindeki tarımsal ürünlerden oluşan dar kapsamlı tarımsal ihracatının 66,8 milyar AUD seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor.
Su ürünleri, ormancılık ve işlenmiş gıda ürünleri de dahil edildiğinde ise genişletilmiş toplam ihracatın 76,3 milyar AUD seviyesine ulaştığı hesaplanıyor.
Ancak güçlü ihracat kapasitesine rağmen üreticinin karşı karşıya bulunduğu maliyet baskısı dikkat çekiyor.
Kahveci; Avustralya Doları'nın ABD Doları karşısındaki dirençli seyrinin ihracat marjlarını baskıladığını, yüksek akaryakıt ve gübre fiyatlarının üreticinin kârını daralttığını, Süveyş ve Kızıldeniz güzergâhındaki lojistik sorunların neden olduğu yüksek navlun maliyetlerinin de dış ticaret üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti.
PAMUK VE SORGUMDA DİKKAT ÇEKEN KAYIP
Kahveci'nin analizinde bitkisel üretimdeki görünüm de ayrıca ele alındı.
İklim koşulları ve kuraklığın bazı ürünlerde ekim alanlarını ve üretim potansiyelini aşağı çektiğine işaret eden Kahveci, özellikle pamukta yüzde 29, sorgumda ise yüzde 22'lik değer kaybına dikkat çekti.
Hayvancılık tarafında ise yüksek kesim hacmine rağmen ABD ve Çin gibi önemli pazarlardaki ticaret kısıtlamalarının fiyatlar üzerinde baskı oluşturduğu, sığır eti üretim değerinde yüzde 9'luk kayıp yaşandığı değerlendirmesinde bulundu.
“ÇOK ÜRETMEK ARTIK TEK BAŞINA YETMİYOR”
Kahveci'ye göre Avustralya'nın içinde bulunduğu süreç, tarım politikaları açısından önemli bir değişime işaret ediyor.
2024-2025 döneminde küresel jeopolitik gerilimlerin ve gümrük tarifelerinin oluşturduğu ticari fırsatları değerlendiren Avustralya tarımının, 2026-2027 sezonunda üretimdeki kayıplarla küresel pazarlardaki kısıtların aynı anda oluşturduğu baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Kahveci, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Girdi maliyetlerindeki kronik yüksek seyrin çiftlik kârlılıklarını yüzde 39 oranında erittiği bu tablo, sektör politikalarının arz miktarını artırma odaklı büyüme modelinden pazar çeşitlendirmesi, biyogüvenlik ve kriz yönetimi eksenli bir savunma ve bekle-gör stratejisine evrilmesini zorunlu kılıyor.”
TÜRKİYE İÇİN İLK RİSK: BUĞDAY
Kahveci, Avustralya'daki gelişmelerin Türkiye açısından iki önemli sonucu olabileceğine dikkat çekti.
Bunlardan ilki buğday.
Avustralya'da buğday rekoltesindeki düşüş ve küresel stoklardaki daralmanın uluslararası fiyatlara yukarı yönlü baskı oluşturduğunu belirten Kahveci, dünya buğday fiyatının ton başına 315 dolar seviyesine çıkmasının özellikle Dahilde İşleme Rejimi kapsamında ithal buğday kullanan un ve makarna sektörü açısından maliyetleri artırabileceğini kaydetti.
Bu nedenle küresel buğday fiyatlarındaki hareketlilik, yalnızca üretici ülkeleri değil, Türkiye'nin buğday ithalat maliyetini ve işlenmiş ürün ihracatını da yakından ilgilendiriyor.
İKİNCİ BAŞLIK SIĞIR ETİ
Türkiye açısından ikinci önemli başlık ise küresel sığır eti ticareti.
Kahveci'ye göre Avustralya'nın bazı büyük pazarlarda karşılaştığı kısıtlamalar nedeniyle farklı pazarlara yönelen sığır eti arzı, dünya fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir.
Bu durum Türkiye'nin canlı hayvan ve besilik sığır ithalatında maliyet avantajı yaratabilecek bir unsur olarak değerlendirilirken, yüksek navlun ve liman maliyetleri söz konusu avantajı sınırlandırıyor.
KAHVECİ: TÜRKİYE İÇİN DE ÖNEMLİ BİR UYARI
Kahveci, Avustralya örneğinin Türkiye açısından yalnızca dış piyasalardaki fiyat hareketleri üzerinden okunmaması gerektiğini vurguladı.
Avustralya'nın yaşadığı sürecin, tarımda yüksek üretim miktarının tek başına çiftçi refahını ve sektörün sürdürülebilirliğini garanti etmediğini ortaya koyduğunu belirten Kahveci, değerlendirmesini şöyle tamamladı:
“Uluslararası pazarlarda sadece çok üretmek yetmiyor. Girdi maliyetlerinin esnemediği ve korumacı ticaret duvarlarının yükseldiği 2026 konjonktüründe tarım politikalarının ana ekseni miktar artışından ziyade pazar çeşitlendirmesi, lojistik risk yönetimi ve çiftçi kârlılığını muhafaza edecek koruyucu mekanizmalar olmak zorundadır.”




