Haber Merkezi / Küresel ticarette korumacılık rüzgarları eserken, hayvancılık ve kırmızı et sektöründe ülkelerin izlediği farklı stratejiler meclis ve sektör koridorlarında tartışılmaya devam ediyor. ABD Uluslararası Ticaret Komisyonu (USITC), yerli kuzu eti üreticilerinin ithalat nedeniyle zarar gördüğü iddiası üzerine Avustralya ve Yeni Zelanda’yı kapsayan küresel bir koruma soruşturması başlattı.

ABD’li koyun ve kuzu üreticileri; Avustralya’dan gümrüksüz yapılan ithalatın adil olmadığını, yüksek sübvansiyonlarla üretilen ucuz etin yerli üretimi baltaladığını savunarak Trump yönetimine baskı yaptı.

Duruşması Cuma günü gerçekleştirilen soruşturmada Avustralya Büyükelçisi Greg Moriarty ve sektör temsilcileri ise ABD’deki üretim düşüşünün ithalattan değil; kuraklık, yün sübvansiyonlarının kaldırılması ve pandemi gibi yerel faktörlerden kaynaklandığını iddia etti.

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kuralları çerçevesinde meşru bir hak olan "koruma soruşturmaları", ülkelerin kendi yerli üreticilerini korumak adına kullandığı en önemli araçlardan biri olarak öne çıkıyor.

ERGİN KAHVECİ: "TÜRKİYE İTHALATI SÜRDÜRMEYİ TERCİH EDİYOR"

ABD ve AB’nin iç piyasadaki ve yerli üreticideki kan kaybını durdurmak için gümrük ve soruşturma zırhlarını devreye soktuğunu belirten Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, Türkiye’nin 2010 yılından bu yana tam tersi bir eksende ilerlediğine dikkat çekti.

Türkiye'de canlı sığır ve kırmızı et ithalatının 2010 civarında kuraklık ve fiyat artışları gerekçesiyle yoğunlaştığını hatırlatan Kahveci, Et ve Süt Kurumu (ESK) üzerinden yürütülen bu sürecin bir gelenek haline geldiğini belirtti. Kahveci, son planlamalarda yıllık 450 bin baş besilik sığır ve on binlerce ton et ithalatının hedeflendiğini vurguladı.

"YERLİ ÜRETİCİ YEM VE MALİYET KISKACINDA"

Yerli üretici örgütlerinin yüksek yem maliyetleri, damızlık hayvanların kesime gitmesi ve küçük işletmelerin kapanması gibi yapısal krizlere dikkat çeken Ergin Kahveci, devlet tarafının ise ithalatı “kontrollü arz ve fiyat yönetimi” olarak tanımladığını aktardı.

ESK’nın sıfır veya düşük gümrük vergisiyle tek yetkili kılınarak ithalat yapmasının bu tercihin bir parçası olduğunu söyleyen Kahveci, şu kritik değerlendirmede bulundu:

"DTÖ kuralları açısından ithalat yapmak kurala aykırı değil; tersine koruma soruşturması veya önlem almak da meşru bir hak. Ancak ABD ve AB bu koruma haklarını yerli üreticisi lehine kullanırken, Türkiye ithalatı sürdürmeyi tercih ediyor. Bu tercih farkı, kısa vadeli arz-fiyat dengesini, yerli üretimin uzun vadeli güçlendirilmesinden daha öncelikli görmekle ilgili."

ABD buğdayında 55 yılın en düşük üretimi! Küresel ticarette dengeler değişiyor
ABD buğdayında 55 yılın en düşük üretimi! Küresel ticarette dengeler değişiyor
İçeriği Görüntüle

"BİZ İTHALATI HANGİ ÇİFTÇİYE KARŞI KORUYORUZ?"

Dünyadaki korumacılık refleksleri ile Türkiye’nin tarım politikalarını kıyaslayan Ergin Kahveci, paylaşımını zihinleri meşgul eden şu çarpıcı soruyla tamamladı:

"Ülkeler, DTÖ çerçevesinde kendi üreticilerini korumak için farklı araçlar kullanabiliyor. ABD koruma soruşturması, AB sağlık ve bitki sağlığı (SPS) önlemleri alıyor; ihracatçı ülkeler ise kendi çıkarlarını savunuyor. Türkiye ise 2010’dan beri canlı hayvan ve et ithalatını, yerli üretimin yapısal sorunlarını çözmeden sürdürme yönünde bir tercih izliyor. Şimdi asıl soru şu: Herkes kendini korurken, biz ithalat odaklı politikayı kime, hangi ülkeye ve hangi çiftçiye karşı koruyoruz?"