Önsel Ünal / Gazeteci-Yazar / [email protected]

Göreve gelmesi ile birlikte büyük bir başarı grafiği çizdi. Ankara'nın Gölbaşı ilçesi Yağlıpınar Mahallesi'nde mülkiyetinin hazineye ait olduğu arazide 39 yıllığına irtifak hakkı alınarak kiralanan arazide temelinin atıldığı 2013 yılında 20 milyon TL'ye yakın bir yatırımla geçtiğimiz yıl Ankara Birlik Süt Fabrikasını üretime açtı.

Süt Birliği, 2011 yılında Başkent Konseyi ve Ankaralılar Federasyonu yöneticileri tarafından takdir ve tebrik edildi. Brüksel'den yüzde 50 İPARD hibe desteği alarak projesi AB ülkelerine örnek yatırım projeler arasında gösterildi.

Yaman çelişki bundan sonra başlıyor. Önce ödüllendir, sonra da görevden al, kayyum ata.

Ankara İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği'nin kayyum tarafından görevden alınan eski Başkanı Cengizhan Yorulmaz'dan bahsediyorum. Yıllardır yorulmadan, gece gündüz demeden çalıştı. 5 Ağustos tarihinde görevden alındı. Gerekçe süt üreticilerinin paralarını alamaması üzerine yaptıkları şikayet kaynaklı.

Doğruluğu mu? Tartışılır.

Türkiye'de yerli sermayenin yatırım potansiyelini anlamak için önce yabancı sermaye profiline ve ülkemize neleri kazandırdığına, neleri kaybettirdiğine bakmamız gerekiyor.

Yabancı sermayeye verilen ilk imtiyazlar Fatih Sultan Mehmet döneminde Venediklilere verilmiş. Ancak özellikle II. Mahmut döneminde 1838 yılında imzalanan Balta Limanı Ticaret Anlaşması ve takip eden dönemde yabancılara verilen imtiyazlar Osmanlı Devleti'ni açık bir pazar haline getirmiş.

Sanayileşme süreci yaşamadan liberalleşme dönemine giren Osmanlı Devleti ekonomik sömürünün merkezi haline gelmiş. Osmanlı, sanayisi gelişmeden, kendisi üretmeye başlamadan tüketim kültürüne kapılarını açmış.

Osmanlı Devleti'nin ekonomik ve mali disiplin alanında özellikle duraklama dönemi ile beraber başarısız bir yönetim sergilemesi ülkenin sahip olduğu toprakların yer altı ve yer üstü kaynaklarının kullanılamaması, üretim için hammadde ihtiyacında olan batının bu kaynaklara sahip olma ve işleme konusundaki iştahı ve baskısı Osmanlı'nın ekonomik direncini daha da kırmış.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün “Türk tarihi incelenirse gerileme ve çöküntü nedenlerinin iktisadi sorunlara bağlı olduğu görülür. Kazanılmış zaferlerin ve uğranılmış başarısızlıkların tümü iktisadi durumla ilgilidir" diyerek Osmanlı Devleti'nden miras kalan iktisadi sorunların çözümünün gerekliliğini vurgulamış.

Güney Kore-Türkiye kıyaslamasına baktığımızda ise kişi başına düşen milli gelirlerinin Türkiye'nin iki katından fazla olduğu Güney Kore'de hem yıl bazında hem de toplamda doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülkemizin oldukça altında olduğu göze çarpar.

Yukarıdaki örnekler tescillidir.

Ankara Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği'nin bünyesindeki Ankara Birlik Süt, Gölbaşı'nın hemen çıkışında modern binasıyla göze çarpıyor. Köylü eliyle kurulmuş Birliğin üye sayısı 1600.

Tesislerde AB süt, MÖ Süt markalarıyla ayran, süt, yoğurt üretimi yapılıyor. Peynir, dondurma, üretimi ise çok yakında başlayacak. Şimdilik 110 personele istihdam sağlanıyor. 70 ton günlük süt üretim yapan fabrikanın kapasitesi ise tam çalıştığında 300 ton.

Ankara'nın en büyük, Türkiye'nin ilk yirmi süt fabrikası arasında yer alıyor.

Modern cihazlarıyla süt ürünleri hijyenik ortamda doğallığı bozulmadan üretiliyor. Yılsonuna kadar her mahalleye 'Tazecim' adı altında bayi sayısını 30'a çıkarmayı hedefliyorlar. İnternet ve Alo Taze Süt Hattı ile tüketicilerin kapılarına kadar sütleri ulaştırıyorlar.

Kayyumun atanma gerekçesi süt paralarının ödenmemesinde...

Yazının başına dönecek olursak, Ankara İli Damızlık Süt Sığırı Yetiştirici Birliği'ni hatırı sayılır bir noktaya getiren Başkan Cengizhan Yorulmaz, Devletin tam da sahip çıkmasını beklediği bir dönemde görevden alındı. Nedenini ise henüz bilmiyor. Süt paralarını ödemedin deniliyor.

Oysa ki Devlet-Millet işbirliği ile çok şeylerin yapılabileceğine kanaat getiren bir isimdi. Halkın, hayvan yetiştiricileri ile süt üreticilerinin de tam desteğini arkasına almıştı.

Çünkü projesinde köylü vardı, üretici vardı, doğal olan her şey vardı. Ancak, işler istedikleri gibi gitmedi. Pazarlamada istenilen verimin alınamaması işletmeyi istenilen ciro hedefine ulaştıramadı ve sonuçta süt paraları geç ödenmeye başlandı.

Örnek proje gösterilen birliğe geçtiğimiz ayın başında Tarım Bakanlığı Ankara İl Müdürlüğü'nce kayyum atandı. Müfettişler soruşturma başlattı, 3 aylık inceleme sonucunda süt paralarının ödenmemesinin dışında bir şey bulunamadı.

Kayyum köy köy gezip işletme hakkında propaganda yapıyor...

Ocak ayından bu yana teftişlerle boğuştuklarını söyleyen Başkan Yorulmaz, kendi işlerini yapamamaktan yakınıyor ve 'Bizi dinlemiyorlar, kendimize bırakmıyorlar. İşletmeye yazık oluyor' diyor.

Suçlarının ne olduğunu dahi bilmeden kayyum atandığını belirten Birlik Başkanı, Kayyum heyetinin köy köy gezip borçlarını ödemedikleri yönünde işletmeleri hakkında propaganda yaptıklarını, birlikten çok sayıda üyenin istifa ettiği algısı oluşturulmaya çalışıldığını vurguluyor.

Başkan Yorulmaz, işletmenin baskılarla başarısızlığa itildiğini, böyle olduğu taktirde bundan sonra kolay kolay birlik oluşumlarının gerçekleşemeyeceği endişesini taşıyor.

“Çiftçiler artık bir araya gelip çiftçi birliği kurmaz. Ama her ne olursa olsun fabrikamızı da elimizden alamayacaklar" diye konuşan Yorulmaz, işletmenin Atatürk Orman Çiftliği'ne ya da Tarım Kredi Kooperatifine devredilmeye çalışıldığı bilgilerinin kendilerine geldiğinin altını çiziyor.

Şeker fabrikalarında sergilenen oyunun bir benzeri...

İşletme üzerinde dolaşan kara bulutlar bir zamanlar Şeker Fabrikaları üzerinde oynanan oyunların bir benzerinin Ankara Birlik Süt üzerinde de oynandığını hatırlattı bana. Hatırlanacağı üzere Türkiye'de çok büyük bir istihdam ve katma değer yaratan şeker sektörüne yıllardır suni gündemlerle özelleştirme sancısı çektirildi.

Gizli bir el yıllardır kamuoyuna fabrikaları sürekli zarar ediyor gibi göstererek, şekerin pahalı tüketildiğini, buna karşılık tatlandırıcıların ucuz ve masum olduğunu hatta ve hatta doğal şekere alternatif olduğunu aşıladılar. Toplumun sağlığını düşünmeden, siyaset kurumunu da yanıltarak Nişasta Bazlı Şekerlerin kotalarını her yıl önemli oranda artırdılar. Milli olduğu kadar stratejik bir sektör olan pancar sektörü ve beraberinde şeker sektörünü neredeyse tu kaka etmeye çalıştılar.

Konu gerçekten üzücü olduğu kadar ciddi. Yerli yatırım milli sermayelerimiz üzerinde adını koymakta zorlandığımız türlü oyunlar sergileniyor. Öyle görülüyor ki Ankara Birlik Süt'ün, yeni bir işletme olmasına rağmen yarattığı önemli katma değeri birilerinin kovanına şimdiden çomak sokmuş durumda.

İşletme, sudan bahanelerle kapsamı dışına çıkartılarak Bakanlık yetkililerini de etkilemiş durumda. Yapılması gereken, mevcut yönetime süt paralarının ödenmesi konusunda bir süre tanınması ve yeni bir ödeme planının çıkartılması.

Umarız ve temenni ederiz ki, Tarım Bakanlığı ve Tarım İl Müdürlüğü yetkilileri bir zamanlar takdir ve teşekkür ettikleri işletmenin geleceği hakkında doğru bir karar versinler. Yoksa kişileri hedef alan stratejilerde kurumlar zarar görür. Yabancı sermayenin yerli sermayeye galip geldiği bir ülkede ise kazananı belli, kaybedeni her zaman kendi müteşebbüsü, kendi üreticisi, kendi işçisi olur.

TARIMDAN HABER