Haber Merkezi / Hayvancılıkta bir ülkenin sahip olduğu sığır sayısı yalnızca istatistiklerden ibaret değil. Sürü büyüklüğü aynı zamanda o ülkenin gelecekte ne kadar et üretebileceğini belirleyen biyolojik üretim kapasitesini ifade ediyor.

ABD'nin bugün yaşadığı gelişmeler bunun çarpıcı örneklerinden birini oluşturuyor.

Tarım politikaları uzmanı Ergin Kahveci'nin ABD Tarım Bakanlığı verileri üzerinden yaptığı değerlendirme, sığır sürüsündeki küçülmenin et piyasasının farklı noktalarında nasıl birbirini besleyen sorunlara dönüştüğünü ortaya koyuyor.

ABD'DE SIĞIR VARLIĞI 86,2 MİLYON BAŞA GERİLEDİ

ABD Tarım Bakanlığına (USDA) bağlı Ulusal Tarım İstatistikleri Servisi NASS'ın verilerine göre, 1 Ocak 2026 itibarıyla ülkedeki toplam sığır ve buzağı varlığı 86,2 milyon başa geriledi.

Daha önemlisi, gelecekteki et üretiminin temelini oluşturan etçi anaç inek sayısı 27,6 milyon başa düştü. Etçi anaç sayısı bir önceki yıla göre de yüzde 1 azalırken, 2025'te doğan buzağı sayısı yüzde 2 gerileyerek 32,9 milyon baş oldu.

Besi işletmelerindeki sığır varlığı da yüzde 3 azaldı.

Bu rakamlar yalnızca bugünkü et arzını değil, önümüzdeki dönemde kesime gelecek hayvan sayısını da doğrudan ilgilendiriyor.

Sigir Surusu Kaybi Turkiye Abd

SÜRÜYÜ KÜÇÜLTMEK KOLAY, YENİDEN BÜYÜTMEK ZOR

Kahveci'nin analizinde dikkat çektiği temel nokta da burada ortaya çıkıyor.

Bir sanayi tesisinde kapasite azaltıldıktan sonra şartlar değiştiğinde üretim yeniden artırılabilir. Hayvancılıkta ise aynı esneklik bulunmuyor.

Sığır sürüsünü yeniden büyütmek için dişi hayvanların kesime gönderilmemesi, damızlıkta tutulması, gebe kalması, buzağılaması ve doğan hayvanların büyüyerek üretim zincirine girmesi gerekiyor.

Bu nedenle sürü varlığında yıllar içinde oluşan kayıp kısa sürede yerine konulamıyor.

Kahveci bu durumu, “Gidişinin maliyeti bir ise gelişinin maliyeti üç olur” sözleriyle özetledi.

Üstelik sürüyü yeniden büyütmeye karar verildiğinde dişi hayvanların kesimden çekilmesi gerekiyor. Bu da kısa vadede piyasaya sunulacak et miktarını daha da sınırlayabiliyor.

SÜRÜ AZALDI, ABD'NİN ET İTHALATI ARTIYOR

Sığır varlığındaki daralmanın sonuçlarından biri ABD'nin dışarıdan aldığı ette görülüyor.

USDA Ekonomik Araştırma Servisinin uluslararası hayvancılık ve et ticareti verilerine göre ABD, iç piyasadaki arz açığını giderek daha fazla ithalatla dengelemeye çalışıyor. USDA'nın Ağustos ayında güncellediği veri seti ülke bazında sığır eti ticaretindeki değişimi de ortaya koyuyor.

Kahveci'nin USDA verilerinden yaptığı hesaplamaya göre, 2026'nın ilk altı ayında ABD'nin sığır eti ithalatı yaklaşık 3,3 milyar pounda, yani 1,5 milyon tona ulaştı. İthalat geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 12 arttı.

Haziran ayında ise ithalatın yıllık bazda yüzde 24 arttığına dikkat çekiliyor.

USDA'nın Temmuz ayındaki piyasa görünümünde de 2026 yılı toplam sığır eti ithalatının 6,059 milyar pounda ulaşacağı tahmin ediliyor. Aynı raporda 2026 ve 2027 et üretim beklentileri aşağı yönlü revize edilirken, sığır fiyat beklentileri yukarı çekildi.

ABD DAHA FAZLA ET İTHAL ETMEK ZORUNDA KALIYOR

İthalattaki artışın ülke dağılımı da dikkat çekiyor.

Kahveci'nin aktardığı verilere göre 2026'nın ilk yarısında özellikle Avustralya'dan yapılan sığır eti ithalatı belirgin şekilde yükseldi. Avustralya'yı Meksika izlerken Yeni Zelanda, Arjantin, Paraguay ve Nikaragua'dan yapılan alımlarda da artış yaşandı.

Dolayısıyla dünyanın en büyük tarım ekonomilerinden biri, kendi sığır sürüsündeki daralmayı dışarıdan daha fazla et satın alarak dengelemeye çalışıyor.

Ancak ithalat, kaybedilen üretim kapasitesini geri getirmiyor.

Besicinin beklediği soru Meclis'e taşındı: Hayvan ithalatının üreticiye etkisi araştırıldı mı?
Besicinin beklediği soru Meclis'e taşındı: Hayvan ithalatının üreticiye etkisi araştırıldı mı?
İçeriği Görüntüle

ET PAHALI AMA KESİMHANELER DE ZARAR EDİYOR

ABD'deki paradoks yalnızca üretici ve tüketici arasında yaşanmıyor.

Sığır sayısının azalması, ülkenin dev et işleme şirketlerini de zorlamaya başladı.

Sığır arzı daraldıkça kesimhanelerin hayvan temin maliyeti yükselirken tesislerin kapasite kullanım oranları baskı altında kalıyor. Böylece tüketicinin yüksek fiyatla et satın aldığı bir piyasada, eti işleyen şirketler de zarar edebiliyor.

Bu durumun en çarpıcı örneklerinden biri Tyson Foods'ta yaşanıyor.

Şirket ağustos ayında ABD'deki üç sığır eti tesisini kapatma veya satma kararı aldı. Tyson'ın sığır eti bölümünde 2026 yılı faaliyet zararının 650 milyon dolara kadar çıkabileceği belirtiliyor. Şirketin karşı karşıya bulunduğu temel sorunlardan biri de tarihsel olarak düşük seviyelere inen sığır arzı ve buna bağlı yüksek canlı hayvan maliyetleri.

SIĞIR AZALIYOR, ET PAHALANIYOR, İTHALAT ARTIYOR, TESİSLER KAPANIYOR

ABD'deki gelişmeler yan yana getirildiğinde hayvancılıktaki zincir daha net görülüyor.

Sığır sürüsü küçülüyor → buzağı arzı azalıyor → kesilecek hayvan sayısı daralıyor → canlı hayvan fiyatları yükseliyor → et üretimi baskılanıyor → tüketici daha pahalı etle karşılaşıyor → ithalat ihtiyacı artıyor.

Aynı süreç et sanayisini de etkiliyor:

Sığır arzı azalıyor → kesimhanelerin hayvan maliyeti yükseliyor → kapasite kullanımı düşüyor → işleme maliyeti artıyor → şirketlerin zararları büyüyor → bazı tesisler kapanıyor.

Böylece sürü büyüklüğündeki sorun yalnızca çiftliği değil, üreticiden kesimhaneye, ithalattan tüketici fiyatlarına kadar bütün et piyasasını etkiliyor.

ET FİYATI SORUNU ASLINDA SÜRÜ YÖNETİMİ SORUNU MU?

ABD örneğinin Türkiye açısından taşıdığı en önemli mesaj da burada bulunuyor.

Et fiyatlarının yükseldiği dönemlerde tartışmalar çoğunlukla kısa vadeli arz açığına ve ithalata odaklanıyor. Oysa ABD'nin yaşadığı süreç, hayvancılık politikasının yalnızca bugün piyasaya kaç ton et sunulduğuyla değerlendirilemeyeceğini gösteriyor.

Çünkü ithal edilen et kısa vadede piyasadaki arzı artırabilir ancak ülkedeki anaç hayvan varlığının yerini tutmaz.

Anaç sürünün küçülmesi, gelecekte doğacak buzağı sayısının ve dolayısıyla birkaç yıl sonraki et üretim kapasitesinin de azalması anlamına geliyor.

Bu nedenle hayvancılık politikasında kritik gösterge yalnızca mevcut et üretimi veya tüketici fiyatı değil, üretimin devamlılığını sağlayacak anaç sürünün büyüklüğü ve sürdürülebilirliği.

TÜRKİYE İÇİN ASIL SORU: YARININ ETİNİ ÜRETECEK KAÇ ANAÇ HAYVAN VAR?

ABD'nin bugün karşı karşıya kaldığı tablo, hayvancılıkta kaybedilen sürünün yeniden oluşturulmasının ne kadar maliyetli ve zaman alıcı olduğunu gösteriyor.

Kısa vadeli arz açığı ithalatla kapatılabilir. Ancak sürdürülebilir gıda arzı, ülkenin kendi biyolojik üretim kapasitesini korumasına bağlı.

Bu nedenle Türkiye açısından da tartışılması gereken mesele sadece “Bugün kaç ton et üretiyoruz?” olmamalı.

Asıl soru şu olmalı;

Yarın ihtiyaç duyacağımız eti üretecek kaç anaç hayvanımız var ve bu sürüyü koruyacak bir hayvancılık politikamız bulunuyor mu?

ABD'nin 75 yılın en düşük seviyelerine gerileyen sığır varlığının bugün ortaya çıkardığı maliyet, bu sorunun önemini bütün açıklığıyla ortaya koyuyor.

Abd Anac Sigir Varligi