Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (TTKKMB) Genel Müdürü İrfan Güvendi, çiftçinin gübre maliyetinin düşürülmesi için yüzde 18 olan KDV'nin yüzde 8'e çekilmesi gerektiğini söyledi. Gübrede döviz kaynaklı fiyat artışlarının bir kısmının gelecek yılki gübre desteklerine eklenmesi gerektiğini belirten Güvendi, arazilerin miras yoluyla bölünmesini engelleyen düzenlemenin bir devrim niteliğinde olduğunu, ancak toplumun henüz bunu kavrayamadığını bildirdi. Dünya gazetesinin Ankara Sohbetleri'ne konuk olan İrfan Güvendi, Ankara Temsilci Ferit B. Parlak ve Ankara Haber Müdürü Hüseyin Gökçe'nin sorularını cevaplandırdı.

► Tarım ürünleri fiyatları çok tartışılmaya başlandı. Bununla ilgili yapılan çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle burada suçlu aramak yerine çözüm bulmak lazım. Sorunun doğru tespit edilmesi ve buna göre çözüm sağlanması gerekiyor. Aynı tıpta olduğu gibi, yani teşhisi ne kadar doğru ve erken koyarsanız tedavide de o kadar başarılı sonuç alırsınız. Enfl asyon rakamlarında da gördüğümüz gibi tarımda çift haneli seviyelere gelinmiş durumda.

► Bunu engellemek için kurulan komite sizce nasıl çalışıyor?

Komisyon çalışmalarında, yapısal değişikler ve pazara yönelik gelişmeler konuşuluyor. Ancak kimsenin elinde sihirli değnek yok. Bugünden yarına arzı da genişletemezsiniz, verimliliği de artıramazsınız. Bu süreklilik arz eden bir durum. Burada artan milli gelir ve değişen harcama kalıplarının öngörülüp buna uygun orta ve uzun vadeli projeler hazırlanması gerekiyor. Bu yöndeki görüşlerimizi koordinasyon toplantılarında da paylaşıyoruz. Bu toplantılarda öncelikle bu konunun bir problem net tespit edildiği, çözülmesi gerektiği, aktörlerin çözümle ilgili irade ortaya koyması gerektiği yaklaşımını görüyorum. Yani kimse “biraz bekleyelim fiyatlar düşer” diye bakmıyor.

► Komite çalışmaları dışında neler yapılmalı sizce?

Tarım enflasyonuyla ilgili yapısal problemlerin çok payı olduğunu düşünüyorum. Yani komitenin görev alanı dışında kalan, başta verimlilik olmak üzere yapısal sorunlarının çözülmesi gerekiyor. Bunların başında da verimlilik geliyor. Devamında ise arazilerdeki ölçek büyüklüğü. Bana göre arazilerin miras yoluyla bölünmesini engelleyen kanun, AK Parti iktidarının tarımda yaptığı en önemli düzenlemedir. Bunun Türkiye'ye yönelik olumlu etkilerini uygulama başladıkça göreceğiz. Bu düzenleme gerçekten önümüzdeki 50-100 yılımızı kurtaracak bir düzenleme. Kamuoyu buna çok ilgi göstermese de tam anlamıyla devrim niteliğinde bir uygulama. Toplum da henüz bunu fark edemedi. Tarım enfl asyonuyla kalıcı mücadelenin en önemli unsurlarından birisi bu. Ayrıca tarım sektöründekilerin, bulundukları yerde kalmalarını sağlayacak sosyal imkanların artırılması gerekiyor. Bu anlamda KÖYDES projelerinden iyi sonuçlar alındı, elektrik, su ve yol problemleri tamamen bitirildi. Bana göre bunun yanına taşımalı eğitimin de eklenmesiyle insanlar büyük şehirdeki bir çok imkanı köylerinde bulmaya başladılar. Hatta taşımalı eğitime üniversitenin de eklenmesi, köylüleri çok daha rahatlatacaktır. Buna sadece öğrencileri taşıma olarak değil, sosyal açıdan bakmak gerekiyor ki bunlar ciddi anlamda yapısal değişikliklere yol açacaktır.

Aynı zamanda tarımda işgücü kalitesinin artırılması da çok önemli. Aile işletmeleri olacak ama klasik değil, modern metodlar uygulanacak. Bu konuda medyaya da büyük görev düşüyor. DÜNYA gazetesi bu işin öncülüğünü yaptığını söyleyebilirim. Diğer gazetelerin de sadece enflasyon veya bir sıkıntı olduğunda değil, bilgilendirme anlamında da DÜNYA gibi yayın yapılması gerekir.

Tarım Kredi olarak biz de ziraat mühendislerimiz ve sahadaki elemanlarımızla verimliliği artırmak için çalışıyoruz. İnsanların daha düşük maliyetle yüksek verim elde ederek, tarımsal üretimden ayrılmamalarını sağlamaya çalışıyoruz.

'TARIMSAL KREDİDE ZİRAAT BANKASI'NDAN SONRA EN BÜYÜK KURULUŞUZ'

► Biraz da Tarım Kredi'nin genel çalışmalarından bahseder misiniz?

Türkiye'nin 35 bin 333 yerleşim biriminde, 16 bölge birliği, bin 625 kooperatif, 183 hizmet bürosu ve 7 bin 244 personelimizle 1 milyon 54 bin ortağımıza hizmet veriyoruz. Tarımsal kredi pazarında Ziraat Bankası'ndan sonra en büyük kuruluşuz. Kredilerin geri dönüş oranı ise yüzde 71'lerden yüzde 98'e yükseldi. Geçen yıl 500 bin lira olan kredi üst limitini, bu yıl 1 milyon liraya çıkardık.

'KDV'NİN YÜZDE 18'DEN YÜZDE 8'E İNDİRİLMESİ GEREKİYOR'

► Girdi maliyetleri de fiyatı artıran bir unsur değil mi?

Kesinlikle doğru, tarımsal üretimimizin yüzde 60-65'ini oluşturan hububatta temel maliyet gübre, mazot, işçilik ve ilaçlama. Bunların da en önemlisi gübre ve mazot. İkisinde de dışa ve dolayısıyla dövize bağımlıyız. Petrol fiyatlarına bağlı olarak çiftçi mazotu geçen yıla göre daha ucuza kullanıyor ama gübre fiyatları yüzde 30 arttı. Dolar yüzde 36 civarında arttı. Dolayısıyla doların artışı gübre fiyatlarına tam olarak yansımadı. Çiftçilerin gübre maliyetinin düşürülmesi için öncelikle KDV'nin yüzde 18'den yüzde 8'e indirilmesi gerekiyor. Maliye Bakanlığı buna vergi kaybı olarak baksa da başta çiftçi örgütleri olmak üzere tüketici örgütleri dahil herkesin bu konuda baskı grubu oluşturması gerekiyor. Nihayetinde yükselen maliyet tüketicileri de doğrudan etkiliyor. Bir de işin sosyal boyutu var, tarım enfl asyonu toplumun yüksek gelir gruplarını değil, daha çok düşük gelirlileri olumsuz etkiler. Çünkü bu grubun toplam gelir içinde gıdaya ayırdığı pay çok daha yüksek. Bir de gübrede çiftçilerin döviz artışı kaynaklı katlandıkları enfl asyonun üzerindeki maliyetin gelecek yılki gübre desteklerine eklenmesi ve bunun da şimdiden duyurulması gerekir. Biz Tarım Kredi olarak Türkiye'nin en güçlü gübre üreticisi olmakla birlikte hammadde de dışa bağımlı olduğumuz için fiyatları biz belirlemiyoruz, dünya pazarında belirleniyor. Buna rağmen iç piyasaya çok uygun fiyatlarla satış yapıyoruz. Ancak Türkiye'nin her noktasında kooperatifimiz var ve bunların operasyonel maliyetlerini de karşılamak durumundayız. Ayrıca fiyatları artırmak istediğiniz anda yabancı rakipler devreye giriyor ve hemen piyasayı ithal ürünler dolduruyor.

'YASAKLAR KALKTIĞINDA HERKES ER MEYDANINA ÇIKACAK'

► Ambargonun kalkmasıyla birlikte İran'da bulunan gübre fabrikanızda değişiklik olmaya başladı mı?

Öncelikle halen yüzde 52 olan kapasite kullanım oranımız artacak. Çünkü yedek parça sıkıntısı sebebiyle bakım, onarım, revizyon yapamıyorduk. Bankacılık sisteminden kaynaklanan zorluklar ve artan komisyon maliyetleri oluyordu, bunlar ortadan kalkacağı için rahatlayacağız. İran'da düşecek enflasyon da maliyetlerimizi aşağı çekecek. Gemilerde ambargo sebebiyle ulaşamadığımız pazarlar artık açılacak. Ayrıca birlikte hareket etmek isteyen çok sayıda firma var, yeni yatırımlar için de fırsatlar çıkacak. Ancak şunu söylemeliyim ki İran'da henüz her şey tam olarak normale dönmedi. Bugün İran'da yaşananlar, yağlı güreş öncesi elense çekmeye benziyor. Yasaklar kalktığında herkes er meydanına çıkacak.