Buğdayda Kök ve Kök Boğazı Çürüklüğü Hastalığına dikkat

Geçtiğimiz günlerde Türkiye'nin bazı bölgelerinin fazla yağış alması buğday ve arpada Kök ve Kök Boğazı Çürüklüğü Hastalığı tehlikesini ortaya çıkardı.

banner255
Buğdayda Kök ve Kök Boğazı Çürüklüğü Hastalığına dikkat
banner200

Önlem alınmazsa %50'ye varan verim kayıbı ve bitki ölümlerine sebep olan hastalığı uzmanı değerlendirdi.

Çiftçilerimizin dikkatini sunduğumuz yazıyı Ziraat Mühendisi Mustafa Öztop hazırladı.

Yazarın konuya ilişkin yazısı:

Buğdayda Kök ve Kök Boğazı Çürüklüğü Hastalığı

%50 ye varan verim kayıpları ve Bitki Ölümlerine Sebep olur

Toprak Kökenli bu hastalıklara Ülkemizin her bölgesinde rastlamak mümkündür, bu hastalığın oluşmasında bir çok mantar türü etkili olmaktadır yapılan bilimsel araştırmalarda özellikle ;

  • Kök ve Kök boğazı çürüklüğü - Fusariun culmorum- Fungus
  • Kök ve Kök boğazı çürüklüğü - Bipolaris Culmorum – Fungus
  • Kök ve Kök boğazı çürüklüğü- Rhizoctonia cerealis- Fungus
  • Kök ve Kök boğazı çürüklüğü - Preudocercosporella herpotrichoides – Fungus

Türlerindeki patojenlerin hastalığın ortaya çıkmasında etkin oldukları gözlemlenmiştir.

KÖK VE KÖK BOĞAZI ÇÜRÜKLÜĞÜ HASTALIĞI

Toprak kökenli bir hastalıktır , Topraklarımızda hastalığa neden olan zararlı mikroorganizmalar organik maddeler üzerinde 3 yıla kadar varlıklarını sürdürebilirler.

Ülkemiz genelinde yapılan teknik çalışmalarda hastalıkla ilgili birçok bölgemizde çiftçilerimizin bilinçsiz, hastalığa karşı her hangi bir mücadele yapmadığı tespit edilmiştir.

Kök ve kök boğazı çürüklüğü ileri derece verim kayıplarına ve bitki ölümlerine sebep olmaktadır, bitkinin hemen hemen tüm evlerinde gözlemlenebilir.

“Kök ve kök boğazı hastalıklarına karşı ilaçlama, kardeşlenme başlangıcı ile sapa kalkma dönemi arasında koruyucu olarak yapılmalıdır"

“Zirai Reçete yazma yetkisine" sahip kişi veya kişilerce yazılacak fungusitler kullanılmalıdır, Fungusitlerin karışabilirlik durumlarına bakılarak ilaçlama ile birlikte, bitkiye Çinko ve iz elementlerin( Bakır, Demir,Bor, Molibden) verilmesi bitkinin gelişim sürecine, dayanıklılığına ve kalitesine etki edecektir

Yapılan çalışmalarda mevsim yağış geçişlerinin düzensiz gittiği, sık sık yağış alan ve arkasından güneş ışığıyla buluşan bölgelerde yapılan ilaçlamalarda fungusitlerin hastalık üzerindeki etkisinin kısa süreli olduğu hastalığın tekrar yayılmaya başladığı gözlemlenmiştir. Böyle durumlarda kullanılan fungusit değiştirilmeli ve tekrar ilaçlama yapılmalıdır. Fungusitlerin yetersiz kaldığı durumlarda özel olarak üretilen bitki, hayvan ve insan sağlığına olumsuz etkiye sahip olmayan, bitki üzerinde kalıntı bırakmayan, biyolojik yöntemlerle üretilen dezenfektanların kullanıldığı ve başarılı sonuçlar elde edildiği tecrübe edinilmiştir.

Hastalık Belirtisi

Buğday ve arpada kök ve kök boğazı yanıklığına neden olmaktadır.

Kurak geçen uzun ilkbahar periyodundan sonraki yağışlarda şiddetli hastalık oluşturur. Oksijenin yetersiz olduğu ağır topraklarda ve zayıf topraklarda hastalık daha fazla ortaya çıkar.

Bitkilerin alt yaprak kınlarında sap ve boğumda bal rengi bir görünüm olur. Bazı dönemlerde bitki gelişme döneminin ortasında bitkiler ve kardeşlerinde veya fide döneminde sararma ve ölüm meydana gelir. Hastalıklı bitkilerin başakları bükülür bazı başaklarda tane oluşmaz.

Bitkilerde tüm gelişme dönemlerinde ve tüm organlarda hastalık meydana getirmektedir. Bu nedenlerle tane ölümleri, fide yanıklığı, kök ve kök boğazı çürüklüğü; yapraklarda noktalar halinde nekrotik lekeler; başakta kavuz ve tane yanıklığı, embriyo kararmasına ait belirtiler meydana getirmektedir.

Hastalık kök ve kök boğazında meydana getirdiği lekeler koyu veya soluk kahverengi görünümdedir.

Bitkilerde gelişme geri kalır.

Hastalıklı bitkiler donuk, mor veya koyu yeşil bir renk alır.

Bitkilerin kök sistemleri daha kısa olur ve kökleri kahverengi bir görünüm alır.

Bitkilerin saplarında kenarları belirgin oval lekeler oluşur.

Hastalık buğdayın çeşitli gelişme dönemlerinde etkili olur. Bu nedenle bitkilerde fide yanıklığı, kök ve kök boğazı yanıklığı ile sap çürüklüğü de meydana getirir.

Genç yaprak kınlarında, daha sonra da bitki sapında hastalığın tipik belirtisi olan donuk oval lekeler meydana getirir.

Bitkiler bu çürük kısımlardan kıvrılmakta ve çeşitli yönlere doğru gelişi güzel yatmaktadır.

Ayrıca hasat döneminde boş başaklar ve cılız, buruşuk tanelerin oluştuğu başaklar göze çarpmaktadır.

Kültürel Önlemler

• Geççi Çeşitlerin hastalık için daha dayanıklı olduğu gözlemlenmiştir, Erken ekimden kaçınılmalıdır

Dayanıklı çeşitlerin ekimi tercih edilmelidir.

İyi bir toprak işlemesi uygulanmalı, ekim derinliği ve toprak tavı uygun olmalıdır.

Ekimden önce topraktaki yeşil bitki ve bitki artıklarını yok etmek amacı ile toprak işlemesi yapılmalı ya da herbisit uygulaması ile ortadan kaldırılmalıdır.

İyi bir gübreleme ile bitkide dayanıklılık oluşması sağlanmalıdır.

İz elementlerin eksikliği giderilmelidir.

Hastalığın yoğun olduğu tarlalarda bu etmenlerin konukçusu olmayan bitkilerin yanında yulafta ekilebilir. Yulaf bu etmenlerin saldırısına hassastır ancak bu funguslar (mantarlar) yulaf içinde çok yavaş geliştiği için kısa sürede yok olmaktadır. Hastalık için 2-3 yıllık rotasyon uygun olur.

Dayanıklı çeşitlerin yetiştirilmesi önemlidir.

Anızların gömülmesi hastalığın seviyesini düşürür.

Kimyasal Mücadele

Reçete yazma yetkisine sahip ziraat mühendisleri tarafından önerilen fungusitleri kullanılmalıdır.

“Bir Başak Kurtulur, Memleket kurtulur “

Mustafa Öztop

Ziraat Mühendisi

TARIMDANHABER

Güncelleme Tarihi: 27 Mayıs 2019, 01:39
YORUM EKLE
banner151

banner251