HaberTürk'ten Bülent Aydemir'in haberine göre, Türkiye genelinde özellikle Ankara, İstanbul ve İzmir çevresinde mantar gibi türeyen, tarım arazilerini 200-500 metrekarelik parsellere bölerek "villa-bahçe" adıyla pazarlayan sistem için yolun sonu göründü. Meclis’e sunulan yeni kanun teklifi, tarımsal amaç dışında faaliyet gösteren kooperatiflerin tarım arazisi edinmesini tamamen yasaklıyor.
Yıllardır süregelen "kooperatif üyeliği" üzerinden tapu devri illüzyonu, bu düzenleme ile hukuki zeminini kaybediyor. Hedef; milyonlarca metrekarelik birinci sınıf tarım arazisini yeniden üretime kazandırmak.
Kaçak Yapılara Aylık 100 Bin TL Ceza!
Düzenleme sadece yeni satışları engellemekle kalmıyor, mevcut yapılar için de ağır yaptırımlar getiriyor:
Abonelik Cezası: Hobi bahçesi görünümlü kaçak yapılara elektrik, su ve doğalgaz abonelikleri üzerinden aylık 100 bin TL’ye varan cezalar uygulanabilecek.
Tahribat Bedeli: Tarım arazisinin üretim niteliğine zarar verildiği tespit edilirse, işletilen her metrekare için 2 bin 500 TL idari para cezası kesilecek.
Yıkım ve Rehabilitasyon: Tarım dışı kullanılan alanların eski haline getirilmesi için yerel yönetimlere ve valiliklere geniş yetkiler tanınıyor.
30 Milyon Metrekare Tehdit Altında
Resmi olmayan verilere göre Türkiye genelinde 10 binden fazla hobi bahçesi yerleşimi bulunuyor. Bu alanların toplam büyüklüğünün 20 ile 30 milyon metrekare arasında olduğu tahmin ediliyor. Özellikle gıda güvenliğinin milli güvenlik meselesi haline geldiği bu dönemde, bu büyüklükteki bir alanın üretim dışı kalması "kabul edilemez" olarak değerlendiriliyor.
"Tarım Arazisi Yatırım Aracı Değildir"
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler tarafından açıklanan teklif, bir idari düzenlemeden öte; “Tarım arazisi yatırım aracı değildir” yaklaşımının yasal ilanı niteliğinde. Tarım politikası uzmanları, parçalanmış arazilerin modern tarım yapılmasını imkansız hale getirdiğini ve verimliliği düşürdüğünü vurguluyor.
Mağduriyet mi, Kararlılık mı?
Düzenleme, "Emekliliğimde küçük bir bahçem olsun" diyen orta sınıf vatandaşlar için ciddi bir mağduriyet riski taşısa da, tarım savunucuları "toprağın korunması" için bu adımın atılmasının zorunlu olduğunu belirtiyor. Yerel yönetimlerin denetim kapasitesini artırması, yasanın kağıt üzerinde kalmaması için en kritik eşik olarak görülüyor.





