Haber Merkezi - ABD’de yaklaşan ara seçimler öncesi "mutfak enflasyonu" Trump yönetiminin bir numaralı gündemi oldu. Son 5 yılda kıyma fiyatlarının yüzde 40 artması üzerine Beyaz Saray, radikal bir "ithalat genişleme" paketini devreye alıyor.
İşte Trump’ın et fiyatlarını düşürmek için imzalayacağı kararnamelerin detayları ve Türkiye ile benzerlikleri:
Gümrük Vergileri Askıya Alındı, Kotalar Kalktı
Çarşamba gününden itibaren geçerli olacak kararla, sığır eti ithalatındaki gümrük vergileri geçici olarak düşürülüyor. Yıllık ithalat kotalarının askıya alınmasıyla; Brezilya, Avustralya ve Kanada gibi dev tedarikçilerin ABD pazarına sınırsız et sokmasının önü açıldı.
Sığır Sürüsü 75 Yılın En Düşüğünde
ABD’deki arz sorununun temelinde, sığır varlığının son 75 yılın en düşük seviyesine gerilemesi yatıyor. Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi, üretimdeki düşüş piyasada fiyat patlamasına yol açmış durumda. Trump, kısa vadeli çözümü ithalatta, uzun vadeli çözümü ise sürünün yeniden oluşturulmasında arıyor.
Üreticiye "Esneklik" Müjdesi: Kulak Küpesi Zorunluluğu Kalkıyor
Trump yönetimi sadece ithalat yapmıyor, aynı zamanda yerli üreticinin maliyetini düşürmek için bürokrasiyi de tırpanlıyor:
- Bazı çevresel düzenlemeler gevşetilecek.
- Kulak küpesi takma zorunluluğu esnetilecek.
- Mera ve otlatma alanlarına erişim kolaylaştırılacak.
- Çiftçilere yönelik kredi olanakları artırılacak.
Brezilya Etinin Yeni Rotası: ABD
Çin’deki kota sınırlamaları nedeniyle elinde stok bulunan dünyanın en büyük et üreticisi Brezilya, rotayı tamamen ABD’ye kırdı. Uzmanlar, bu yoğun ithalatın hem tüketiciyi rahatlatacağını hem de et işleme sanayisinin kar marjlarını koruyacağını belirtiyor.
TÜRKİYE MODELİ ABD’YE Mİ SIÇRADI?
Yıllardır Türkiye'de uygulanan ve "üretimi artırmak yerine ithalatla yangını söndürme" stratejisi, bugün dünyanın süper gücü ABD’de karşımıza çıkıyor. Trump’ın kararnamesindeki "geçici vergi indirimi" ve "kota askıya alma" ifadeleri, Türk üreticisinin yıllardır aşina olduğu kavramlar.
Ancak ABD modelinde dikkat çeken bir fark var: Trump, ithalat kapısını açarken eş zamanlı olarak "üretici üzerindeki bürokratik baskıyı (küpe ve çevre düzenlemesi gibi) azaltma" sözü veriyor. Türkiye’nin uzun yıllardır süren ithalat serüveninde fiyatlar bir türlü kalıcı olarak düşmezken, ABD’nin bu "ithalat + üretim desteği" karışımının nasıl bir sonuç vereceği merak konusu.




