GDO iznine tepkiler çığ gibi büyüyor

Biyogüvenlik Kurulu'nun üç yıl önce 'zararlı' diyerek ithalatına izin vermediği, Resmi Gazete'nin 16 Temmuz 2015 tarihli sayısında yayınlanan yeni karara göre bu kez izin verilen GDO'lu mısır çeşitlerine tepkiler çığ gibi büyüyor.

banner180
GDO iznine tepkiler çığ gibi büyüyor

Milliyet'ten Mert İnan'ın haberine göre, Biyogüvenlik Kurulu, kamuoyunda tartışma yaratacak bir karara imza atarak Genetiği Değiştirilmiş(GD) 3 Mısırtürüne ithalat izni verdi. Kurul, 26 Mart 2012 tarihinde yaptığı toplantıda “zararlı" diye izin vermediği T25, MIR604, MON863 ürünlerine 3 yıl sonra bu kez, “zararlı değil" diyerek ithalat izni verdi. İzin çıkan mısır çeşitlerinden biri için Kurul, “immün sistem, genito-uriner sistem dahil çoklu organ ve sistem zedelenmesini rapor eden yayınlar var" demişti.

Resmi gazete'nin 16 Temmuz 2015 tarihli sayısında yayınlanan yeni karara uzmanların tepkili olduğunun belirtildiği haberde, T25, MIR604, MON863 ürünlerine ithalat izni verilmesini eleştiren Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Ahmet Atalık, “Kurul kararında çelişki çok. Bu ürünlerin hayvan yemi olarak ithalatına izin veriyorlar ancak gıda tüketim olarak ithalat izni yok. GDO zararsız deniliyor. Öyleyse küçük çocukların mamalarında neden kullanılmıyor? Türkiye'nin GDO'ya ihtiyacı yok. Alınan yanlış kararlardan dönülmeli" diye konuştu.

İthalatı Destekleme Girişimi

İnan'na açıklamalarda bulunan Atalık, Biyogüvenlik Kurulu'nun GD'li 3 mısır ve 2 soya ürününe izin verdiğini belirterek, “GDO öyledir, böyledir kısmını bir kenara koyalım. TÜİK rakamlarına göre son 10 yıllık süreçte çiftçi 27 milyon dönüm tarım arazisini ekmekten vazgeçti. Çiftçi kazanamadığı için ekim yapmaz oldu. 2014'de 2 milyon ton soya, 1.5 milyon ton mısır ithal ettik. Bunların ne kadarı GDO'lu bilmiyoruz. 27 milyon dönüm arazinin sadece 5.5 milyon dönümünü soya ve mısır tarımına ayırmış olsak yurtdışından ithal etmemize gerek kalmayacak. GDO'ya verilen her izin soya ve mısır ithalatını destekleyici politikadır" ifadelerini kullandı.

3 Yılda Ne Değişti

Konuyu 'skandal' olarak nitelendiren Greenpeace Tarım ve Gıda Kampanyası Sorumlusu Tarık Nejat Dinç ise İnan'a şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu 3 çeşit ile ilgili belki de en skandal karar MON863 kodlu GD mısır çeşidinin onaylanmasıdır. MON863 içerisinde antibiyotik direnç geni taşıyan bir GDO çeşididir. Bilindiği gibi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2011 tarihinde antibiyotik direnç geni içeren GDO'ların yasaklanması gerektiğine hükmetmişti. Biyogüvenlik Kurulu da, 2012 yılında İDDK'nın bu kararına paralel olarak MON863 ile ilgili başvuruyu reddetmişti. Sormamız gereken soru şudur; Şimdi ne değişmiştir de, Biyogüvenlik Kurulu'nun kendi komite raporlarında dalak, immün sistem, çoklu organ sistemi zedelenmesi riski taşıdığı ifade edilen bu GDO, birden bire 'temiz' ve ithal edilebilir hal almıştır? Kanamisin ve Neomisin antibiyotikleri birden bire Dünya sağlık Örgütü'nün 'kritik antibiyotik' listesinden mi çıkartılmıştır da Biyogüvenlik Kurulu bu antibiyotiklere direnç taşıyan bir GDO'ya izin vermiştir? Üstelik de bunu İDDK'nın bağlayıcı hukuki kararına muhalefet etmek suretiyle yapmıştır."

TARIMDAN HABER

YORUM EKLE
banner151