Haber Merkezi / Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, küresel tahıl ticaretinde yaşanan gelişmelerin Türkiye açısından önemli bir fırsata dönüştürülebileceğini belirterek dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu.
Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte Karadeniz'deki tahıl ticaretinde ortaya çıkan yeni risklere dikkat çeken Kahveci, Türkiye'nin geçmişte Tahıl Koridoru Anlaşması ile kullandığı fırsattan daha büyük bir fırsat penceresinin bugün yeniden ortaya çıktığını savundu.
Kahveci'ye göre bu kez mesele yalnızca Rusya ve Ukrayna limanlarından tahıl çıkarılması değil. Karadeniz'deki gemi trafiğinin güvenliği, yükselen sigorta ve risk maliyetleri, limanların ve tahıl depolama altyapısının savaş nedeniyle zarar görmesi küresel tahıl ticaretinde yeni bir lojistik sorun oluşturuyor.

“Şimdi daha büyük bir pencere karşımızda”
Rusya-Ukrayna savaşının başladığı 2022 yılında Türkiye'nin coğrafi konumunun önemli bir avantaja dönüştüğünü hatırlatan Kahveci, o dönemde Karadeniz ve Türk boğazlarının tahıl ticaretindeki önemine dikkat çektiğini belirtti.
Daha sonra hayata geçirilen Tahıl Koridoru Anlaşması'nın Türkiye açısından önemli sonuçlar ortaya çıkardığını kaydeden Kahveci, bugün ise şartların farklılaştığını belirtti.
Kahveci değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Şimdi daha büyük bir pencere karşımızda duruyor. Bu defa sorun sadece Rusya ve Ukrayna'nın limanlarını kullanabilmesi değil.”
Kahveci, Karadeniz'e çıkan gemilere yönelik güvenlik riskleri, deniz taşımacılığında artan maliyetler, sigorta sorunları ve liman altyapısındaki hasarın ticaret üzerindeki baskıyı büyüttüğünü ifade etti.
Avrupa'daki üretim sorunlarına dikkat çekti
Kahveci'nin değerlendirmesinde ikinci önemli başlığı ise Avrupa'daki tarımsal üretim oluşturdu.
Avrupa ve İngiltere'deki kuraklığın buğday ve mısır başta olmak üzere bazı temel tarım ürünlerinde üretim baskısı oluşturduğunu belirten Kahveci, bunun Avrupa'nın ithalat talebini artırabileceğine dikkat çekti.
Ancak Avrupa'nın yakınındaki iki önemli tahıl tedarikçisi olan Rusya ve Ukrayna'nın savaş nedeniyle lojistik ve ticari sorunlarla karşı karşıya bulunması, Kahveci'ye göre Türkiye'nin jeopolitik ve lojistik önemini daha da artırıyor.
“Rusya ve Ukrayna'nın ürünleri depolarda sıkışıyor”
Kahveci, Rusya ve Ukrayna'nın dünya tahıl ticaretindeki ağırlığına da dikkat çekerek, savaş nedeniyle iki ülkenin ürünlerinin dünya pazarlarına ulaştırılmasında ciddi sorunlar yaşandığını savundu.
Özellikle buğdayda iki ülkenin küresel ticarette önemli bir paya sahip olduğuna işaret eden Kahveci, Karadeniz'deki lojistik sıkışmanın uluslararası fiyatlar ve navlun maliyetleri üzerinde de baskı oluşturduğunu belirtti.
Kahveci'ye göre ortaya çıkan tablo yalnızca bir üretim sorunu değil; aynı zamanda ürünün üretildiği bölgeden dünya pazarına nasıl ve hangi maliyetle ulaştırılacağı sorunu.
Türkiye'nin bu kez önemli bir avantajı var
Kahveci'nin analizinde Türkiye açısından en dikkat çekici bölüm ise mevcut üretim sezonuna ilişkin değerlendirmesi oldu.
2021-2022 dönemindeki şartlarla bugün arasında önemli bir fark bulunduğunu belirten Kahveci, Türkiye'nin bu sezon tarımsal üretim açısından güçlü bir dönem yaşadığını ve buğday, mısır ve ayçiçeğinde yüksek üretim beklentisinin ithalat ihtiyacını azaltabileceğini savundu.
Kahveci, bu nedenle Türkiye'nin Rusya ve Ukrayna ürünlerine geçmiş yıllardaki ölçüde ihtiyaç duymadan küresel tahıl ticaretindeki konumunu güçlendirme imkanına sahip olduğunu belirtti.
Bu durumun Türkiye'yi yalnızca ürün satın alan bir ülke olmaktan çıkarıp ticaret, işleme, depolama ve lojistik açısından bölgesel bir merkez haline getirebileceğini ifade etti.
Türkiye'ye “Gıda Lojistiği Koridoru” önerisi
Kahveci'nin önerisinin merkezinde ise yeni bir “Gıda Lojistiği Koridoru” bulunuyor.
Türkiye'nin Karadeniz'e açılan konumu, İstanbul ve Çanakkale boğazları, liman altyapısı, depolama kapasitesi ve çevre pazarlara erişim avantajının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kahveci, küresel piyasanın alternatif ticaret güzergahları geliştirmesinden önce harekete geçilmesi gerektiğini söyledi.
Kahveci şu çağrıda bulundu: “Çok zamanımız yok. Sezon sıkışıyor. Dünya boş durmuyor. Birileri başka bir çıkış bulmadan biz Gıda Lojistiği Koridoru'nu kuralım.”
“Bu pencereyi önce çiftçilerimiz için açalım”
Kahveci'nin değerlendirmesindeki en önemli vurgu ise oluşabilecek ekonomik fırsatın çiftçiye yansıtılması gerektiği yönünde oldu.
Küresel piyasalardaki sıkışmanın Türkiye'ye sağlayabileceği ticari avantajın yalnızca tüccar, sanayici veya lojistik sektörünün kazancına dönüşmemesi gerektiğini savunan Kahveci, üreticinin de bu süreçten doğrudan pay alması gerektiğini belirtti.
Ürün fiyatlarında çiftçinin gelirini destekleyecek referansların oluşturulmasını isteyen Kahveci:
“Bu pencereyi önce çiftçilerimiz için açalım. Onların bu özel sezonda kâr/kazanç düzeltmeleri için ayrıca pencereler oluşturalım. Fiyatlarını yüksek referans noktaları olarak belirleyelim. Krizin ülkemize getireceği gelirlerden pay verelim. Biraz bellerini doğrultsunlar.” ifadelerini kullandı.
Türkiye küresel tahıl ticaretinde yeni bir merkez olabilir mi?
Kahveci'nin değerlendirmesi, Türkiye açısından daha kapsamlı bir tartışmayı da beraberinde getiriyor.
Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz ticaretinde neden olduğu güvenlik sorunları devam ederken Türkiye'nin coğrafi konumu, boğazları, limanları, depolama altyapısı ve tarımsal sanayi kapasitesi küresel gıda ticaretinde stratejik bir avantaja dönüştürülebilir mi?
Daha önemlisi, böyle bir ticari model oluşturulduğunda ortaya çıkacak katma değerin ne kadarı üreticiye aktarılabilir?
Kahveci'nin çağrısının merkezinde de tam olarak bu iki soru bulunuyor:
Türkiye küresel gıda ticaretindeki yeni fırsat penceresini değerlendirmeli; ancak bu pencere açılacaksa ilk faydalananlardan biri üretici olmalı.





