Haber Merkezi / Gülçubuk’un verdiği bilgilere göre Türkiye’de büyükbaş hayvanların yaklaşık yüzde 56’sı sigortalıyken, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı 2 milyon 363 bin çiftçinin yalnızca 616 bini, yani yaklaşık yüzde 26’sı SGK kapsamında bulunuyor.

Ekonomim Gazetesi’nden Hüseyin Gökçe’ye değerlendirmelerde bulunan Gülçubuk, iklim değişikliği, su kıtlığı, artan üretim maliyetleri, savaşlar, jeopolitik gerilimler ve piyasa belirsizliklerinin Türkiye’nin tarımsal destekleme politikasında kapsamlı bir değişimi zorunlu hale getirdiğini söyledi.

DESTEK MİKTARINDAN ÖNCE ÇİFTÇİNİN GELECEĞİ SORGULANMALI

Mevcut sistemde tartışmaların çoğunlukla çiftçiye ne kadar destek verildiği üzerinden yürütüldüğüne işaret eden Gülçubuk’a göre artık farklı bir sorunun sorulması gerekiyor.

Tarımsal desteklerin yalnızca üretim miktarına ve çiftçinin bugünkü girdilerine odaklanmasının yeterli olmadığını belirten Gülçubuk, desteklerin çiftçiyi ve kırsal kesimi gelecekte karşılaşacağı risklere ne ölçüde hazırladığının da dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Yeni modelde üretimin yanında çiftçinin asgari yaşam ve refah koşullarının da destekleme politikasının bir parçası olması gerektiğini ifade etti.

ÜRETİM ARTIYOR AMA ÇİFTÇİNİN REFAHI AYNI ORANDA ARTMIYOR

Türkiye’de tarım politikalarının temel hedeflerinden birinin üretimin devamlılığı olduğunu kaydeden Gülçubuk, mazot, gübre, ürün ve prim destekleri ile sübvansiyonlu kredilerin önemini koruduğunu ancak mevcut şartların bundan daha kapsamlı bir modele ihtiyaç doğurduğunu belirtti.

Yüksek enflasyon, tarımsal girdi fiyatlarındaki artış, piyasalardaki belirsizlik ve çiftçinin örgütlenme sorunları nedeniyle üretim artışının çiftçinin gelir ve refahına aynı ölçüde yansımadığına dikkat çekildi.

Gülçubuk’a göre tarım artık yalnızca ürün üreten bir sektör olarak da değerlendirilemez. Güvenli gıdanın sağlanması, kırsal istihdamın korunması, biyolojik çeşitlilik, genç nüfusun kırsalda tutulması ve sanayiye hammadde temini tarımın üstlendiği diğer önemli işlevler arasında bulunuyor.

BÜYÜKBAŞ HAYVANLARIN YÜZDE 56’SI SİGORTALI, ÇİFTÇİLERİN SADECE YÜZDE 26’SI SGK KAPSAMINDA

Gülçubuk’un destekleme sistemine ilişkin dikkat çektiği en çarpıcı başlıklardan biri ise çiftçinin sosyal güvencesi oldu.

Türkiye’de büyükbaş hayvanların yaklaşık yüzde 56’sının sigortalı olduğunu belirten Gülçubuk, ÇKS’ye kayıtlı çiftçilerde ise tablonun çok farklı olduğunu kaydetti.

Verilen rakamlara göre 2 milyon 363 bin kayıtlı çiftçinin sadece 616 bini SGK kapsamında bulunuyor. Bu da kayıtlı çiftçilerin yaklaşık yüzde 26’sına karşılık geliyor.

Gülçubuk, bu tablo üzerinden tarımsal risk yönetiminin yalnızca ürünü veya hayvanı güvence altına alan bir sistem olarak ele alınmaması gerektiğini, üretimi gerçekleştiren çiftçinin yaşam koşulları ve sosyal güvencesinin de sistemin bir parçası olması gerektiğini vurguladı.

TARIMSAL DESTEKLER İÇİN ÜÇ AYAKLI YENİ MODEL ÖNERİSİ

Gülçubuk, yeni destekleme politikasının üç temel ayak üzerine kurulabileceğini belirtti.

İlk ayakta, üretimin devamlılığını sağlayan mazot, gübre, ilaç ve benzeri mevcut desteklerin sürdürülmesi bulunuyor.

İkinci ayakta ise çiftçinin karşı karşıya bulunduğu risklerin yönetilmesi öne çıkıyor. Gelir güvencesi, tarım sigortaları ve piyasa dalgalanmalarına karşı gelir istikrarını sağlayacak mekanizmaların güçlendirilmesi öneriliyor.

Modelin üçüncü ve en önemli ayağını ise “dönüşüm desteği” oluşturuyor.

GİRDİ DESTEĞİNDEN DÖNÜŞÜM DESTEĞİNE GEÇİŞ

Gülçubuk’a göre kamu kaynakları yalnızca çiftçinin bugün kullandığı girdilerin maliyetini azaltmak amacıyla kullanılmamalı.

Desteklerin aynı zamanda çiftçinin gelecekteki üretim maliyetlerini ve karşılaşacağı riskleri azaltacak yatırımlara yönelmesi gerekiyor.

Bu nedenle mevcut “girdi desteği” ağırlıklı yapıdan kademeli biçimde “dönüşüm desteği” modeline geçilmesi öneriliyor.

Bu yaklaşım; suyu daha verimli kullanan üretim yöntemlerinden teknoloji yatırımlarına, iklim değişikliğine uyumdan üreticinin gelir dayanıklılığına kadar daha geniş bir destekleme politikasını gündeme getiriyor.

HER BÖLGEYE AYNI DESTEK MODELİ DEĞİŞMELİ

İklim değişikliğinin tarımsal destek politikalarının yeniden şekillendirilmesinde belirleyici faktörlerden biri haline geldiğini ifade eden Gülçubuk, Türkiye’nin bütün bölgelerine aynı mantıkla destek verilmesi yaklaşımının da değişmesi gerektiğini belirtti.

Yeni sistemde bölgenin su bütçesi, iklim riski, toprak kapasitesi, ürün deseni, sosyoekonomik yapısı ve kırsalda yaşayanların asgari refah düzeyinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Gülçubuk, gelecekte yalnızca iklim değişikliğine uyum sağlayan üretimin değil, iklim krizinin etkilerinin azaltılmasına katkı sunan tarımsal üretim modellerinin de desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

GENÇLER TARIMDAN SADECE DÜŞÜK GELİR NEDENİYLE UZAKLAŞMIYOR

Yeni destekleme modelinin genç çiftçiler açısından da yeniden ele alınması gerektiğini belirten Gülçubuk, gençleri tarımda tutmak için yalnızca arazi veya hibe verilmesinin yeterli olmayacağını söyledi.

Gençlerin tarımdan uzaklaşmasının sadece düşük gelirle açıklanamayacağını belirten Gülçubuk; gelir belirsizliği, kırsaldaki sosyal yaşam olanakları, eğitime erişim, teknoloji kullanımı ve çiftçiliğin geleceğine ilişkin beklentilerin de gençlerin kararlarında etkili olduğuna dikkat çekti.

Hangi çiftçiye ne kadar destek ödendi? İşte kalem kalem destek haritası
Hangi çiftçiye ne kadar destek ödendi? İşte kalem kalem destek haritası
İçeriği Görüntüle

Bu nedenle yeni tarımsal destekleme modelinin yalnızca “hangi ürünün ne kadar destekleneceği” sorusuna değil, çiftçinin nasıl ürettiğine, üretimden nasıl bir gelir elde ettiğine ve işletmesini geleceğin risklerine ne ölçüde hazırladığına da cevap vermesi gerektiği belirtiliyor.

Kaynak: Prof. Dr. Bülent Gülçubuk’un Ekonomim Gazetesi’nden Hüseyin Gökçe’ye yaptığı değerlendirmelerden der