Haber Merkezi / 2027 üretim yılına yönelik bitkisel üretim desteklerinde katsayı değeri 442 TL/dekara çıkarılırken, desteklerdeki artışın çiftçinin bugün yaşadığı fiyat ve gelir sorunlarını ne ölçüde çözebileceği tartışılıyor.

Tarım politikaları uzmanı Ergin Kahveci, destekleme politikalarının piyasa düzenlemesinin yerine konulmaması gerektiğini belirterek, çiftçinin üretim yılında karşı karşıya kaldığı zarar ve gelir kayıplarına ayrı ve zamanında müdahale edilmesi gerektiğini savundu.

Ergin Kahveci

“2027 bütçesi 2026 üretiminin hak edişi”

Kahveci'nin değerlendirmesinin önemli ayaklarından birini desteklerin ödeme takvimi oluşturuyor.

2026 yılı bütçesindeki tarımsal destek ödeneğinin ağırlıklı olarak 2025 üretim döneminde oluşan hak edişlerin ödenmesinde kullanıldığını belirten Kahveci, aynı şekilde 2027 yılı ödeneğinin de 2026 üretim döneminin hak edişlerini karşılayacağını ifade etti.

Bu nedenle 2026 yılında üreticinin karşılaştığı olağanüstü zarar veya piyasa kaynaklı kayıpların bir sonraki yılın rutin destekleme sistemi içinde eritilmesine karşı çıkan Kahveci, bu tür durumların ayrı bir “acil müdahale” mekanizmasıyla karşılanması gerektiğini savundu.

“Kriz varsa müdahale aynı yıl yapılmalı”

Kahveci, ABD ve Avrupa Birliği gibi büyük tarım ekonomilerindeki uygulamalara işaret ederek, piyasa krizlerine yönelik olağanüstü ödemelerin normal tarımsal desteklerden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Türkiye'de 2026 yılı için böyle ayrı bir kaynak bulunmaması halinde dahi üreticinin kaybının bekletilmemesi gerektiğini belirten Kahveci, 2027 için belirlenen destek katsayısıyla 2026 katsayısı arasındaki fark üzerinden bir ödeme yapılabileceğini gündeme getirdi.

2026 destek katsayısının 310 TL, 2027 için açıklanan katsayının ise 442 TL olduğunu hatırlatan Kahveci, aradaki 132 TL/dekar farkın 2026 yılında zarar yaşayan üreticiye acil ödeme olarak verilmesinin tartışılması gerektiğini belirtti.

Kahveci: Destekleme fiyatı garanti etmez

Kahveci'nin değerlendirmesindeki temel itiraz ise destek tutarından çok tarımsal fiyatların nasıl oluştuğuna yönelik oldu.

“Destekleme ödenekleri fiyatı, yani sürdürülebilirliği garanti etmez. Asıl olan fiyat ve piyasa düzenlemesidir.”

Üreticinin sattığı ürünün fiyatının teknik maliyeti ve üretimin devamını sağlayacak makul kârlılığı karşılamaması halinde destek miktarını artırmanın tek başına çözüm olmayacağını savunan Kahveci, yanlış fiyat oluşumunun desteklerle telafi edilmeye çalışılmasının arz-talep dengesini de bozabileceğine dikkat çekti.

Kırsalda 10 milyarlık dev hamle: Başvurular başladı, hibe limiti 30 milyon TL'ye çıktı!
Kırsalda 10 milyarlık dev hamle: Başvurular başladı, hibe limiti 30 milyon TL'ye çıktı!
İçeriği Görüntüle

“Piyasa düzenlemesi yoksa destekler bütçenin yüküne dönüşür”

Kahveci'ye göre tarım politikasının temel hedefi, üreticinin gelirini yalnızca kamu desteği üzerinden oluşturmak yerine ürün fiyatının üretimin sürdürülebilirliğini sağlayabileceği bir piyasa yapısını kurmak olmalı.

Kahveci bu noktadaki eleştirisini şöyle dile getirdi: “Piyasa düzenlemesi yoksa desteklemeler bütçenin ve hazinenin yüküdür. Politika değil siyasetin aracıdır.”

Üretici fiyatının maliyet ve sürdürülebilir karlılığı karşılamadığı bir sistemde verilen desteklerin esas sorunu çözmeyeceğini belirten Kahveci, desteklerin yanlış arz-talep yapısını finanse eden bir araca dönüşebileceğini savundu.

“Destek maliyet unsuru değildir”

Kahveci ayrıca tarımsal desteklerin üretim maliyetinin bir parçası gibi değerlendirilmesine de karşı çıktı.

Desteklerin üreticinin maliyet hesabının içine sokulmaması gerektiğini belirten Kahveci, “Desteklemeler maliyet unsuru değildir. Desteklemeler sürdürülebilirlik için ödüldür” değerlendirmesinde bulundu.

Kahveci, açıklanan destek artışının çiftçi açısından olumlu olduğunu da teslim ederek, “Bunu da vermeseydik?” yaklaşımıyla destek artışına teşekkür etti ancak bunun tarım piyasalarındaki temel yapısal sorunun üzerini örtmemesi gerektiğini vurguladı.