Gıda fiyatları kendimizi ele veriyor!

Gıda fiyatları, ülkelerin gelişmişlik seviyesini ve tarımına ne kadar önem verdiğini ele veriyor. Türkiye'de ilk ve tek Türkçe istatistik bilgisayar paketinin (TARİST) geliştiricisi olan Nazimi Açıkgöz, gıda fiyatları ile tarım politikaları arasındaki bağlantıyı ortaya koyan önemli bir yazı kaleme aldı.

banner180
Gıda fiyatları kendimizi ele veriyor!

Türkiye'de ilk ve tek Türkçe istatistik bilgisayar paketinin (TARİST) geliştiricisi olan Nazimi Açıkgöz'ün radikal.com.tr'de yayınlanan, 'Ülkelerin gıda harcamalarının sosyo-ekonomiye yansımaları' başlıklı makalesinde ülkelerin gıda tüketimleri ile sosyal gelişmişlik seviyeleri arasında önemli bir bağlantı bulunduğuna dikkat çekti.

TERS BİR ORANTI VAR

Kalkınma ile toplumların gıda harcamaları arasında ters bir orantının bulunduğuna dikkat çeken Açıkgöz, “Toplumların kişi başına gıda harcamalarını azaltmak kalkınma ile sağlanır" dedi.

BÜTÇEDEKİ PAYIN AZALMASI TÜKETİMİN AZALMASI ANLAMINA GELMİYOR

Ancak burada gıda harcamalarının bütçedeki payının azalması tüketimin azalması anlamına gelmiyor. Açıkgöz, makalesinde bu ince ayrıntıyı çok iyi özetlemiş. Gelişmiş ülkelerde tarım, planlı ve programlı yapılmasından dolayı bu ülkelerde gıda maliyetleri düşüyor. Kalkınma ile artan zenginlikten dolayı da gıda giderlerinin toplam giderlerin içindeki payı düşüyor.

ABD VE NİJERYA ÖRNEĞİ

Ülkelerin gıdaya ayırdıkları bütçelerle ilgili de örnekler veren Açıkgöz, “ABD aileleri bütçelerinin ancak yüzde 7'sini gıda için harcamakta, Türkiye'de bu oran yüzde 22'ye, Pakistan'da yüzde 41'e ve Nijerya'da yüzde 57'lere çıkmaktadır" dedi.

Ancak ülkeler arasındaki bir çelişkiye de dikkat çeken Açıkgöz, bir Amerikan vatandaşının yıllık gıda harcamasının 2390 dolar, Nijeryalının ise 1343 dolar olduğunu belirterek, Nijerya'da oran olarak yüksek görülmesinin nedeninin kişi başına düşen milli gelir arasındaki uçurumdan kaynaklandığının altını çizdi.

TÜRKİYE'YE ÖRNEK OLSUN!

Gıdanın toplam bütçedeki payının düşürülmesi konusunda Brezilya'nın tarımda yaptığı atılımları örnek gösteren Açıkgöz, bu atılımların ülkenin tarım ihracatını 10 yıl içinde 5 katından fazla artırırken, ülkede gıda fiyatlarını da aşağıya çektiğini ifade etti. Açıkgöz, “Sonuçta Brezilya vatandaşlarına Avrupa ülkeleri seviyelerindeki kadar düşük bir oranda (yüzde 15) gıda harcama olanağı sağlamıştır"

Nazimi Açıkgöz'ün radikal.com.tr'de yayınlanan söz konusu makalesinde öne çıkan başlıklar:

İnsanoğlunun harcamalarının başında gıda gelmektedir. Aç birey düşünemeyeceğimize göre, harcamalarımızda önceliği gıdaya vereceğimiz açıktır. Fakat geriye kalan paranın insanı özgür yaşama kavuşturma, kültürel gelişme ve yaşam standartlarını yükseltme açısından ne kadar etkili olabildiğini yakın çevremizde sürekli olarak izlemekteyiz.

Toplumda aşırı uçlar, insan kaynaklarına ulaşmada, maddi sıkıntı içinde olan katmanlarla yola çıkmaktadırlar. İnsan, gelişmiş kültürü ile madalyonun iki tarafına bakmayı öğrenmiştir. Demek ki bütçemizden gıda için ne kadar az para ayırabiliyorsak, o kadar fazla meblağı yaşam standardımızı yükseltmek için kullanabiliyoruz.

Ülkelerin gıdaya ayırdıkları bütçelerini karşılaştırdığımızda, onların gelişmişliklerini, vatandaşlarının yaşam kalitelerinin karşılaştırmalı resimlerini görebilmekteyiz. "Euromonitor" verilerinden yola çıkılarak elde edilen sağdaki grafikte, bazı ülkelerde aile bütçelerindeki gıda harcama oranları karşılaştırılmaktadır.

Restoran harcamalarının göz önünde tutulmadığı bu grafikten de anlaşılacağı gibi, ABD aileleri bütçelerinin ancak %7'sini gıda için harcamakta, Türkiye'de bu oran %22'ye, Pakistan'da % 41'e ve Nijerya'da %57'lere çıkmaktadır. Aslında bir Amerikan vatandaşının yıllık gıda harcaması 2390 US$, Nijerya'lının 1343 US

Zengin ülke vatandaşlarının bütçelerinde gıda harcamaları daha az yer tutmaktadır. Ülkelerin zenginleşme sürecinde gıda harcamaları azalmaktadır. Örneğin Güney Kore'nin gıda harcamaları 1975'lerde %66'larda iken günümüzde bu oran %13'lere inmiştir. Tüketim alışkanlığı, devlet desteği gibi faktörlerle söz konusu saptamanın tersi de gözlenebilir. Güney Koreli ailenin, kendisinden daha zengin Japon'dan daha az oranda gıda harcama yapması gibi.

Bazı ülkelerde tarım değişik biçimlerde desteklenmektedir. Endüstriyel tarımla gelen düşük maliyetlerin de katkısıyla, söz konusu ülke fertleri gıda için daha az para harcamaktadırlar. Nitekim bir Amerikan vatandaşı, değinilen nedenlerle, gıda için yılda 2390 US$ harcarken, Norveç vatandaşı 4454 US

Gıda harcama oranlarının yüksek olduğu ülkelerde beslenme bozukluklarının topluma maliyeti de göz önünde tutulursa, sosyoekonomik yansımaların gıda krizlerine ve ülke içi, hatta ülke dışı çatışmalara varabileceğini gözlemeye çoktan başladık.

BESLENME BOZUKLUĞUNUN MALİYETİ 3,5 TRİLYON DOLAR

Beslenme bozukluğunun -sosyal maliyetinin ötesinde- üretkenlikteki düşüş ve tedavi harcamaları ile birlikte yıllık dünya gayrisafi hâsılsının %5'i olan 3,5 trilyon US

YETERLİ TARIMSAL ÜRETİMİ OLMAYAN ÜLKELERDE GIDA FİYATLARI YÜKSEK OLUYOR

Gıda harcamalarının yüksek oluşunun ana nedenlerinden biri de, ülkenin yeterli miktarda tarımsal üretimlerinin olmamasıdır. Geri kalmış ülkelerde gözlenen, yönetimlerin yeteri titizlikte konuya eğilemeyişi, çarpıcı olarak Suriye örneğinde öne çıkmaktadır. Kuraklığın kol gezdiği bu ülkede, taban suyunun dahi takip edilmeyişi, su tüketimi fazla olan bitkilere geçişe engel olunmaması (pamuk tarımı!) gibi, üst yönetimleri ilgilendiren önemli konulara eğilinmemiştir.

SUUDİ ARABİSTAN BUĞDAY ÜRETİMİNİ YASAKLADI

İlginçtir, su kullanım plan ve projeleri olan bazı ülkeler, gerekli tedbirleri çoktan almıştı. Nitekim Suudi Arabistan 2013 yılında, 2016'dan itibaren, ülke su varlığını tasarruf amacı ile buğday tarımını yasaklama kararı getirdiğini duyurmuştu.

GIDA HARCAMASI İLE KALKINMA TERS ORANTILI

Toplumların kişi başına gıda harcamalarını azaltmak kalkınma ile sağlanır. Gelişmekte olan ülkelerin bazıları endüstriyel ve tarımsal kalkınmayı birlikte sağlamıştır.

Peki, tarımsal ilerleme nasıl gerçekleştirilmiştir?

Bu konuda Brezilya çarpıcı bir örnektir. "The Economist", ülkenin ithalatçı konumundan ihracat liderleri arasına girebilmesini, "bilimden yararlanma, yeni girdilere başvurabilme ve ulusal stratejiler geliştirebilme" üçlüsünün kombinasyonuna bağlamaktadır.

Ülkenin 2001 yılında 17 milyar dolarlık tarımsal ürün ihracatının 2011'de 97 milyar dolarlık ulaşması gerçekten bir mucizedir. Bu konuda tüm yazar ve analiz uzmanlarının birleştiği bir nokta öne çıkmakta: Yenilikçilik ve araştırma. Asidik savanaların toprak ıslahı ile başlatılan atılımları, her ekoloji için yeni çayır ve mera bitkisi çeşitlerinin ıslahı takip etti. Afrika'nın SAKALLI DARIsından geliştirilen yeni çeşitlerle öyle yüksek verimliliğe ulaşıldı ki, açık alan sığırcılığında dört yıl olan kesim ağırlığına ulaşım 20 aya düşürüldü; Hindistan'nın zebu ırkından geliştirilen nelore sığır sürüleri ile dünya kırmızı et piyasalarında söz sahibi oldu. Ilıman Uzak doğunun soyasını, tropik Brazilya'ya adapte edilmesi ülkeyi soya pazarında dünya liderleri arasına yükseltmiştir. Burada Brezilyanın yeni bitki ve hayvan türlerinin ülke koşullarına adaptasyonunu nasıl sağladığı, yani diğer ülkelerin genetik kaynaklarından nasıl akıllıca yararlandığı dikkat çekmektedir.

Bunu sağlayan bir kamu kuruluşu EMBRAPA'dır (Brasileira de Pesquisa Agropecuaria - Brezilya Tarımsal Araştırma Organizasyonu). Devletten yarı bağımsız bir statüyle kurulan bu kurum, kurulduğu 1973 yılından beri, Üniversitelerin insan kaynakları dâhil, tüm özel sektör ve kamu AR-GE kaynaklarını koordine ederek ülke tarımında değinilen ilerlemeyi sağlamıştır. Sonuçta Brezilya vatandaşlarına Avrupa ülkeleri seviyelerindeki kadar düşük bir oranda (%15) gıda harcama olanağı sağlamıştır.


banner192
YORUM EKLE
banner151