Sözcü Gazetesi’nden Sayime Başcı’nın haberine göre depremin ağır yıkım yarattığı 11 ilde barınma ve göç temel sorun olurken, önemli bir tarımsal üretim alanı olan bölgede kalmaya devam üreticilerin geleceği tehlikede.

Sahte gübre, gübre takip sistemine takıldı! Sahte gübre, gübre takip sistemine takıldı!

Başta narenciye olmak üzere gelen alım desteklerinin yetersiz kaldığını ve ürünlerinin tarlada, hasatların ise elde kaldığını kaydeden üreticiler, yaz dönemi hasadına kadar devam edebilmek için destek istedi. Özellikle tarımsal sulama nedeni ile faturalar bölgede altından kalkılamaz  bir sorun oluştururken, üretimin devamlılığı için başta zincir marketler olmak üzere alım desteği, hasat döneminde ödemek üzere gübre, tohum ve fatura kolaylığı talep ediliyor.

“Pazar kurulamaz oldu…”

TÜİK verilerine göre 23.8 milyon hektar tarım alanının 3.8 milyon hektarı 11 il sınırları içinde yer alıyor. Bölgenin bitkisel üretim değeri ise 64.1 milyar lira seviyesinde.

Antakya'da yaşayan ve çiftçilik yapan üretici Murat Rüstemoğlu, Antakya'da oturduğunu kayıplarını ve cenazelerini çıkarıp defnettikten sonra bahçelere gittiklerini dile getirdi. Reyhanlı ve Altınözü Bölgesi'nde üretim yaptıklarını kaydeden Rüstemoğlu 1.000 dönümlük arazide sebze ağırlıklı üretim yaptıklarını belirterek şöyle devam etti:

”Sebze hali çökünce hiçbir yere veremez olduk, pazar kurulamaz oldu. Şu an elimde beyaz ve kırmızı lahana var. Pazarlaması için çaba sarf ettik. Birçok firma aradı ama arkasını getirmedi. Mazot olsun gübre olsun elektrik faturaları olsun bunlarla ilgili desteğe ihtiyacımız var. Bu desteği karşılıksız istemiyoruz. Hasada kadar kontratlı anlaşmalar olsun. Güçlü firmaların desteğine ihtiyacımız var. Alımların devam etmesini istiyorum. Bu faturaların altından kalkamayız. 4-5 seneden önce Antakya'ya dönebileceğimizi zannetmiyoruz” dedi.

“5-6 yıla kadar kendimizi toparlamamız zor”

Yaklaşık 55 yıldır aile mesleği olarak Hatay'da beyaz kabak üreten ve tatlı olarak satışa sunan üretici Mehmet Ergin, yıllık 1500 tonluk hasada ulaştıklarını dile getirdi. Tüm üretim makinelerinin göçük altında kaldığını anlatan Ergin, “Bundan sonraki süreçte makine ihtiyacımız var. Bu duruma göre biz 5-6 yıla kadar kendimizi toparlamamız zor” diyerek, konuşan Ergin, zincir marketlerin alım yaptığını ancak bölgede daha fazla alım yapılmasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Diğer taraftan deprem bölgesindeki üreticileri kooperatiflerle ürünleri ise mağazalarında üreticiler ile buluşturan Metro Market, eylül ayı itibarıyla başlayacak yeni sezonda bölgeden 4.000 tonluk meyve sebze alımı hedefliyor. Üreticilerle bağlantı kuran Metro, bugüne kadar bölgeden 300 tonluk sebze meyve alımı yaptığını açıkladı.

“EYT kapsamında başvuru yapan birçok çiftçi geri çevrildi”

CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, Adana'nın Kozan ilçesinde, emeklilik şartlarını yerine getirmesine rağmen çok sayıda çiftçinin emekli edilmediğini belirtti. Şevkin, “BAĞ-KUR sigortasının SGK'ya geçişinin ardından 4/B kapsamında emekli olmak için başvuran birçok çiftçimiz, ‘Pardon, yanlışlık yapıldı' gerekçesiyle emekli olamamaktadır. Kozan BAĞ-KUR İlçe Müdürlüğü, geçmişten kalan borcunu yapılandırıp emekliliği bekleyen ve sonra EYT kapsamında başvuru yapan birçok çiftçiyi geri çevirmiştir” dedi.

Çiftçilere “İsterseniz mahkemeye başvurun” denildiğini söyleyen Şevkin, konuyu TBMM gündemine taşıyarak, “Üç yıl daha bekleyeceksiniz demesini bilen BAĞ-KUR İlçe Müdürlüğü'nün bu fütursuzluğunun önüne geçilmeli. Kozanlı çiftçilerimizin mağduriyeti giderilmelidir” diye konuştu.

“Yeni yılın mahsulü de zarar görecek”

Arsuz Bölgesi'nin yüzde 95'inin narenciye üretiminde olduğunu kaydeden limon üreticisi Semir Yıldız, “Limonu kesip depolayamıyoruz. Ürünlerimiz ağaçta kaldı. 6.5 tona yakın bir hasat yapıldı, tüccar artık bahçeye girmek istemiyor. Kimse hasada girmek istemiyor. Mart ayında bu ağaçlar yeniden çiçek açmış durumdalar. Limonlar toplanırken çiçekler dökülecek. Yeni yılın mahsulü de zarar görecek” dedi.

“Yerli üreticinin desteklenmeli”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci'nin yanıtlaması istemiyle TBMM'ye daha önce verdiği yazılı soru önergesinde, her yıl ABD, Şili ve Orta Asya ülkelerine ortalama 150-200 milyon dolar karşılığında ceviz ve badem ithal edildiğine dikkat çekmişti. Yabancı üreticilerin ülkelerinde gerekli önlemlerin alındığını ancak Türkiye'de bunun yapılmadığını vurgulayan Gürer, yerli üreticinin desteklenmesi çağrısında bulundu. Gürer, “Niğde'de ceviz ağaçları dahi dondan etkilendi. Ceviz ağaçlarında bu yıl ürün yok. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın önlem alması lazım” dedi.