Ülkemizin en önemli tarım ve hayvancılık merkezlerinden biri olan Trabzon’da  artan maliyetlerden etkilenen  yetiştiriciler geçimini sağlayamamalarından ötürü şikayetçi. Trabzon Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Cemil  Pehlevan ile gerçekleştirdiğimiz röportajda bu nüfusun nereye gittiğini ve nasıl düzelebileceğini konuştuk.

Niyazi Yücel Günel / Trabzon'da geçimini hayvancılıkla sağlayan yerli popülasyon sayısı azalıyor. Artan maliyetler altında ezilen yerli halk  artık sattıkları ürünle  temel geçimlerini sağlayamadıklarından dolayı istemeye istemeye tarım ve hayvancılığı terk etmek zorunda kalıyorlar.

Çiftçi, 1 kilo buğdaya 1 tane ekmek alamıyor! Çiftçi, 1 kilo buğdaya 1 tane ekmek alamıyor!

Bizde tarımdanhaber.com olarak  bu gerçekleşen durumu  Trabzon Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Cemil Pehlevan ile değerlendirdik. İşte Cemil Pehlevan’nın yaptığı değerlendirmeler

1-     Trabzon tarım ve hayvancılığa uygun ortamı kayıp mı ediyor?

İnsanların, sağlıklı ve dengeli beslenmeleri için hayvansal kaynaklı proteinlere ihtiyaç duyar. Bu ihtiyaçlarını da et, süt ve yumurta gibi hayvansal proteinlerden karşılamaktadır. Özellikle hayvansal gıdalar olmazsa olmaz olan hava ve su gibi önemli.

Tarım arazilerinin eğiminin fazla olması ve küçük parçalı olması makineli tarım yapmaya çoğu zaman imkân vermektedir. Bu kısıtlılıktan ana ürün olarak her daim toprak işleme gerektirmeyen çok yıllık fındık ve çay tarımı yapılmaktadır. İklimin vermiş olduğu fırsattan dolayı iki üründe Ülkemiz için stratejik önem arz etmektedir.

Ülke genelinde olduğu gibi Trabzon’da da tarım alanları ve çiftçi sayısında önemli azalmalar görülmektedir. Öncelikle tarım ve hayvancılığın sürdürülebilir olması için öncelik tarımsal üretimin yapıldığı topraklarımızın ve meralarımızın tarım dışına çıkarılması tarımsal üretim etkilemektedir.

2-     Tarımla uğraşan nüfus neden işe olan ilgisini kayboldu?

İnsanların ihtiyaçlarını karşılamayacak bir iş kolunda üretimin sürdürülebilir olması mümkün değil. İlimizde ve bölgemizde tarımsal faaliyetlere ilginin azalmasının en büyük nedeni ana hatlarıyla; tarımsal faaliyetlerin küçük aile işletmeleri şeklinde yapılması, birlikte hareket etme yoksunluğu, maliyetlerin çok yüksek olması, hayvan barınaklarının kalite standartlarının düşük olması, mera yönetimindeki aksaklıklar, hayvan başına maliyetin artması, yem bitkileri teminindeki güçlükler, yem bitkileri üretiminin yetersiz olması, yetiştirme maliyetinin yüksekliği, pazar fiyatları düşük, kaba yen teminindeki güçlükler gibi birçok nedeni var.

Özellikle hayvancılık için kaba yem temin noktaları, hayvanların yaşam alanları olan meralar ve tarım arazilerinin çeşitli nedenlerle tarım dışına çıkarılması, tütün dikiminin kısıtlanması, şeker fabrikalarının kapatılması ayrıca kırsalda değil de şehirde yaşamayı teşvik eden ucuz konut kredileri, iş kur projeleri ve büyükşehir yasası gibi uygulamalar ile birlikte istemeden de olsa kırsaldan şehirlere yönlendirme yaptık. Gelinen nokta ise 6360 Sayılı Yasa kabul edilmeden 2012’de Türkiye’nin kırsal nüfusu yüzde 22,7 iken 2021 yılında yüzde 6.8’e gerilemiştir.

6360 Sayılı Büyükşehir Yasasının 7.Maddesinin (f) bendinde “Büyükşehir ve İlçe belediyeleri tarım ve hayvancılık destekleri için her türlü faaliyette bulunabilirler” denilmektedir. Kanunda da belirtildiği gibi tarımsal üretime sahip çıkmak Tarım ve Orman Bakanlığının görevi olarak düşünülmemelidir. Yerel yönetimlerinde elini taşın altına koymaları ve üretenin yanında ve yakınında olmaları çiftçileri motive edecektir. Sonuç olarak Büyükşehir ve ilçe belediyelerine tarım ve hayvancılığı desteklemek için kanunun verdiği her türlü faaliyet ve hizmet yetkisi olmasına rağmen birçok belediye bu yetkisini kullanmamaktadır.                                                                                                                                                         

Tarımsal üretimin insan yaşam için ne kadar önemli olduğunu gözden geçirmeye, bir daha düşünelim. Beslenme hedeflerine etkili bir şekilde ulaşmak için toprak ve su kaynaklarının sürdürülebilir şekilde kullanılmasının gerektiğidir. Çünkü gıda arzı kesintileri dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de insanlar için ciddi sonuçlara yol açabileceğinden dolayı önemli bir konudur. Bundan dolayı sürdürebilirliğinin sağlanması gerekir.

3-     Hayvancılıktan ve tarımdan uzaklaşan çiftçilere hangi sektöre geçiş sağlıyor?

Bitkisel ve hayvansal üretimle iştigal eden çiftçilerimizin çalıştığı, dolayısıyla bildiği iş tarım. Belli bir süre emek vererek öğrendiği bu sektörden kopan belli bir yaştan sonra tekrar başka sektörde kalifiye eleman olmaları çok zor. Bildiği işten ayrılan çiftçi, ister istemez vasıfsız daha çok beden gücüne dayalı işlerle iştigal etmek zorunda kalıyorlar. Onlar işi değil, iş onları seçer duruma geliyor. Aslında belli yaştan sonra çokta seçme şansı kalmıyor. Yapılması gereken bulundukları ortamların yaşam standartlarını iyileştirecek bulunduğu yerde istihdamın çarelerini bulmalıyız. Aksi durumda şehre gelen her bireye hizmet getirmek için bir maliyet gerekiyor ve üretici durumdan tüketici duruma düşmektedirler.

4-     Trabzon halkı neden hayvancılığı ve çiftçiliği bırakmıyor?

İlimiz ana ürün deseni fındık ve çaydır. Bu faaliyetler belli dönemlerde yapıldığı için izinlerini ve tatillerini hasat dönemlerine ayarlar. Fakat arazilerin küçük ve parçalı olması ve yeterli kazanç elde edememesine rağmen asla bağını koparmıyor.  Bölgemiz insanı için ata toprağı kutsal olarak değerlendirir. Dolayısıyla çok değer verir, onun için kıymetlidir ve toprak kültüründen taviz vermek istemez.

5-     Tarıma ve hayvancılığa ilgi sizce ne zamandan beri düşüşe geçti?

Ülkemizde;1991 yılında 27 milyon nüfus olduğu zaman büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısı 63 milyon iken,2022 yılında ise 85 milyon nüfusa karşılık 73 milyon hayvan varlığı mevcuttu. Rakamlar bize 1991 yılında kişi başına düşen hayvan sayısı 1.15’iken,2022 yılında 0.85 ‘e düşmüştür.

Trabzon’da ise 2000 yılında 700 bin nüfus olduğu zaman büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısı 316 bin iken,2023 yılında 322 bin büyükbaş ve küçükbaş hayvan mevcuttu. Rakamlar 2000 yılında kişi başına düşen hayvan sayısı 0.45’a iken,2023 yılında 0.39’a gerilediğini gösteriyor.

Görülen o ki yıllara sarih hayvan sayılarında görülen düşüş köylerdeki istihdamı azaltacağından dolayı göçü tetiklemektedir.  

6-     Kaybolan üretici nüfusunun eksikliğini nasıl azaltacaksınız?

Artık kırsala alıcı göz ile bakmalıyız. Kırsalda üretimde bulunanların yaşam kalitesinin artırılması gerekli yatırımlar yapılmalı. Genç kadın-Genç çiftçiler daha cazip şekilde teşvik edilmeli ve köyde ikamet eden belli kapasitenin üstündeki işletme sahiplerinin sigortası devlet tarafından ödenmeli. Yerel yönetimler ve merkezi hükümet eşgüdüm şeklinde çalışmalı ve iş gücü temini için kalifiye eleman temin firmaları devlet tarafından desteklenmeli. Her köye ziraat mühendisi ve veteriner hekim istihdamı, artık daha fazla zaman kaybetmeden okullarda toprak ve tarımsal üretim bilincinin belletilmesidir.

7-     Tarım ve hayvancılıktan uzaklaşan nüfus en çok nereye göç ediyor?

Elimizde çok da veri olmamasına rağmen sanayi istihdam sağlayacak sanayi alanlarımızın yeterli olmadığından genellikle beklendi Avrupa ülkeleri, kamuda istihdamı talepleri karşılanmadığında yöneliş sonrasında ise iş kur projeleri hedefleri de gerçekleşmeyince İl dışına göç serüveni başlıyor. Kırsalda düzeni yıkıldığından dolayı, geri dönmek istese de, köyde düzeni bozulduğundan bir daha aynı düzeni kurması zorlaşıyor. Sonuç olarak artık üretken durumdayken tüketici konumunda oluyor.

Aslında plansız aşırı ve dengesiz bir şekilde kırsaldan şehirlere göç, kentlerde içinden çıkılmaz sorunları beraberinde getirmektedir. Şehre her gelen bireyin oluşturacağı sorunlar arasında konut, trafik, eğitim, sağlık, güvenlik, alt yapı, üst yapı, iş bunlara benzer daha çok hizmete gereksinim duyulmaktadır. Şehre göç etmek zorunda kalan çiftçilere, şehirde yapılacak yatırımın çok küçük bir miktarı ile bulunduğu yerde doymasını, hem de üretim devan etmesini sağlayabiliriz. Dolasıyla, bireyleri bulundukları ortamlarda istihdamının çarelerini bulmalıyız. Aksi durumda şehre gelen her bireye hizmet getirmek için bir maliyet gerekiyor ve üretici durumdan tüketici duruma düşmektedirler.

8-     Tarım ve hayvancılık eski altın çağına dönmesi için sizce neler yapılmalı?

Öncelikle 2006 yılında çıkan kanun ile çiftçilere ayrılacak kaynak, “gayrisafi millî hasılanın yüzde birinden az olamazın gereği yapılmalıdır. Sonrasında işi ehline verildiği zaman kırsalda yaşam kalitesinin artırılması için; öncelikle tarım arazilerinin korunması ile işe başlanmalıdır. Yerel yönetimler ve merkezi hükümet eşgüdüm şeklinde çalışmalı, üretim planlanmalı. Birim alandan alınacak ürün ve kalitesi için üretin şekline göre her köye ziraat mühendisi veya veteriner istihdam edilmeli. Genç kadın-genç çiftçiler daha cazip şekilde teşvik edilerek; üretim maliyetlerinin düşürülmesinin yanında kırsalda ikamet eden ve belli kapasitenin üstündeki işletme sahiplerinin sigortası devlet tarafından ödenmelidir. Yaş ortalaması yüksek olan çiftçilerin kalifiye eleman tedariki için firmalar kurulmalı, birlikte hareket etme kültürü (kooperatif) geliştirilmeli. AR-GE çalışmaları ile geliştirilen katma değerli ürünler tarımsal organize sanayi bölgeleri kurularak desteklenmelidir.

Model köy oluşturma, fidan fide ve yem bitkileri temini ve desteklemeler İl ve İlçelerin ürün desenine göre planlanması yapılarak bu planlara göre ürüne destek verilmelidir.

Artık planlamalar yapılırken iklim değişikliği verileri göz önüne alınmalıdır. Artık daha fazla zaman kaybetmeden okullarda toprak ve tarımsal üretim bilincinin belletilmelidir.

9-     Trabzon halkı için tarım ve hayvancılık ne ifade ediyor?

Şehirde ikamet etse dahi toprak ile bağını koparmayan, geleneklerine bağlı yaşantısını düzenler. İmkânı olan herkes şehirde, köyde ve mezere’de bir ev sahibi olma arzusu taşımaktadır. Bu istek küçük kapsamlı da olsa tarımsal faaliyet yaparsak kendi ihtiyaçlarını karşılar. Bu gelenekler arasında geçmişten gelen görgü ve alışkanlıklarını imkânları doğrultusunda yerine getirmek isterler. Kısaca tarımsal üretim ve hayvancılık geçmiş görgülerden kalma yaşam biçimidir.

10- Trabzon zengin hayvan çeşitliliği ve iklimini sizce kaybediyor mu?

Tarımın doğal koşullara bağlılığı kaçınılmaz bir gerçektir. Tarımsal üretim deseni iklim olaylarına, arazi yapısına göre ve diğer ögelerin durumuna göre biçimlenir. Trabzon’un topografik yapısı denizden başlayarak hemen dağlar yükselmeye başlar.

Bölgemizde çoğunlukla jersey ırkı hayvanlar tercih edilmektedir. Çünkü Simental, holstain ve diğer hayvan türlerine göre küçük cüsseli olduklarından jersey iklim koşullarına ve zor doğa şartlarında yaşamaya elverişlidir. Bulunduğu ortama kolay adapte olan bakım maliyeti ve uysal yapısından dolayı tercih nedenidir. Bölgede tüketiciler tarafından sütünün yağ oranı yüksek olduğundan tereyağı ve peyniri talep görmektedir. Trabzon’da toplam büyükbaş ve küçükbaş popülasyonuna baktığımızda Rakamlar 2000 yılında kişi başına düşen hayvan sayısı 0.45’a iken,2023 yılında 0.39’a gerilediği görülmektedir.

Sonuç olarak; Türkiye’de ve bölgemizde iklim değişikliğinin tarıma etkisi konusunda yapılan çalışmalar verimde azalma ile kuraklık, sel gibi aşırı hava olaylarının artması sonucu ürün kayıplarında artışa işaret etmektedir. İklim değişikliğinin tarım ve hayvancılıkta yaratacağı olumsuz etkilerin azaltılması ve önlenmesi için uyum çalışmalarının hızlandırılması gereklidir.