TİGEM’e bağlı Akçadağ Sultansuyu Tarım İşletmesi’nde aylardır gündeme gelen skandal iddialarına bir yenisi daha eklendi. Edinilen bilgilere göre işletmede bulunan yaklaşık 50 ton yulafın siloda çürütüldüğü, bir kısmının araziye döküldüğü, bir kısmının ise toprak altına gömülerek imha edildiği iddia edildi. Hayvan ölümleri, ihmaller ve hırsızlık vakalarıyla anılan işletmede yaşanan bu zayiat, “kamu zararı” ve sorumluluk zinciri tartışmalarını beraberinde getirdi.
Son dönemde TİGEM’e bağlı Sultansuyu Tarım İşletmesi; tay ölümleri, ihmaller ve hırsızlık iddialarıyla sık sık gündeme gelmişti. Geçtiğimiz haftalarda kum padoktan kaçan 19 taydan 8’inin otoyolda araçlara çarparak hayatını kaybetmesi kamuoyunda büyük tepki çekmiş, ancak olayla ilgili ne Genel Müdürlükten ne de işletme yönetiminden tatmin edici bir açıklama yapılmamıştı. Ankara’dan gelen müfettişlerin kısa süreli incelemenin ardından herhangi bir cezai işlem uygulamadan Malatya’dan ayrılması ise soru işaretlerini artırmıştı.
Bu olayın ardından gerekli önlemlerin alınmadığı da ortaya çıktı. Aynı görevlinin bulunduğu ve aynı locada, geçtiğimiz gün bir tayın dikkatsizlik sonucu takılıp boğularak can verdiği iddia edildi. Söz konusu ölümün işletme tarafından “hastalık” gerekçesiyle raporlandığı öne sürüldü.
Hayvan ölümlerinin yanı sıra işletmede hırsızlık vakalarının da yaşandığı iddialar arasında. Yeniköy Sığırcılık Tesisleri’nde yaklaşık 18 yıldır çalışan T.K. isimli personelin süt çaldığı, bu sütleri peynire çevirerek personele sattığı gerekçesiyle yakalandığı ve iş akdinin feshedildiği belirtildi. Aynı personelin, 6 Şubat depremlerinin ardından gece vardiyasında tek başına çalıştığı ve bu durumun suistimale zemin hazırladığı iddia edildi.
Öte yandan Çiftçibaşı mevkiinde yeni yapılan sulama havuzunda bulunan ve 400 kW’lık çayır sulama pompasını çalıştıran makinenin altın krom kablosunun çalındığı, kablonun uzunluğunun ise 350–400 metre civarında olduğu ileri sürüldü.
Tüm bu gelişmelerin ardından ortaya çıkan 50 ton yulaf zayiatı, işletmedeki yönetim ve denetim sorunlarını daha da görünür hale getirdi. Siloda çürüyen, araziye dökülen ve toprağa gömülerek imha edilen yulafın, devletin doğrudan zarara uğratılması anlamına gelip gelmediği sorusu kamuoyunda yüksek sesle sorulmaya başlandı.
Uzmanlar, kamuya ait tarım işletmelerinde bu ölçekte bir zayiatın basit bir ihmal olarak geçiştirilemeyeceğini vurgularken; sorumluların tespiti, fiziki ve idari denetimlerin etkinliği ve kamu zararının hesabının verilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Sultansuyu Tarım İşletmesi’nde yaşananlar, yalnızca tek bir işletmenin değil, TİGEM bünyesindeki denetim ve yönetim anlayışının da sorgulanmasına neden olurken; gözler, Tarım ve Orman Bakanlığı ile TİGEM Genel Müdürlüğü’nden gelecek olası açıklamalara çevrilmiş durumda.





