Tohum ıslahında Türkiye’nin acı karnesi!

Tohum üretim ve ihracatında pembe tablolar ortaya konurken asıl önemli olan tohum ıslahında Türkiye'nin acı durumu gözler önüne serildi. Akça Tohumculuk ARGE A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Metin Yerlikaya, Türkiye'nin tohumculukta esas eğilmesi gereken meselenin yüzde 100 yerli tohum ıslahı olduğunu kaydetti.

Tohum ıslahında Türkiye’nin acı karnesi!

Üretim ile ıslahın birbirinden ayrı konular olduğunu vurgulayan Yerlikaya, “Türkiye'de, yüzde 100 yerli tohum ıslahı yapanların payı yüzde 1-2 civarında" dedi.

Akça Tohumculuk ARGE A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Metin Yerlikaya'nın Yeni Şafak gazetesinde kaleme aldığı yazıda dikkat çeken başlıklar şöyle:

ÜRETİM İLE ISLAH ARASINDAKİ FARKI AYIRT ETMELİYİZ

Türkiye tohum üretimi ve ıslahı arasındaki farkı ayırt etmelidir. Türkiye'nin esas eğilmesi gereken nokta yüzde yüz yerli tohum ıslahı yapmaktır. Türkiye'nin yerli tohum ıslahı hedefi yine kendi yerli otomobil hedefiyle özdeştir. Ülkemiz ancak bu şekilde tohumda, yabancı firmalara ve dışa bağımlılığa son verebilir.

Dünya nüfusunun artması, gıda güvenliği, sağlıklı gıda, yeterli beslenme, ilaç gibi başlıkları insanlık için daha önemli bir noktaya taşımıştır. Bütün bu ana başlıkların çözümünde başlangıç tohumdur. Tohum ayrıca, kimya, tekstil sektörlerinin de önemli bir unsurudur.

TOHUMLAR KAÇA AYRILIR?

Tohumlar, a) Tarla bitkileri tohumları, (Buğday, arpa, ayçiçeği, mısır, pirinç,vb.) ve b) Bahçe bitkileri tohumları (Domates, biber, hıyar, kabak, karpuz, marul, patates vb.) olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Ayrıca bu tohumlara da, a) standart tohum (Herhangi bir ıslah safhalarından geçirilmemiş, verimi daha düşük, hastalık dayanımları yetersiz.) b) Islah edilmiş-Hibrit (Belli bir süre çeşitli usullerle ıslahı yapılan tohumlar. Verimleri yüksek, hastalık dayanımı kazandırılmış) olmak üzere de bir sınıflandırma yapmak mümkündür.

HEM BAŞLANGIÇ HEM DE MERKEZ

Nüfusun artması, verimi yüksek, zor şartlara ve hastalıklara dayanıklı, çiftçinin emeğinin karşılığını daha fazla almasını sağlayacak tohumların geliştirilmesini beraberinde getirmiştir. Aslında nitelikli tohum elde etme çabaları tarımın başlamasıyla beraber insanlık tarihinde hep olmuştur.

Tohum ıslahı; uzun süre, yeterli donanım ve bilgiye sahip ekip çalışması ve maddi imkan isteyen ve dolayısıyla geri dönüşü zaman alan bir iştir. Bu süre de en az 5 seneden başlamaktadır.

Türkiye ciddi tarımsal üretim yapan, önemli ve nitelikli çiftçi nüfusuna sahip, aynı zamanda nüfusu artan, kendi insanının temel gıda ihtiyacını stratejik olarak dışa bağımlı olmadan karşılaması gereken, tarımsal ihracat yapan bir ülkedir. Tohum da tüm bu anlatılanların başlangıcı ve merkezindedir.

TOHUM SEKTÖRÜ MAALESEF DIŞA BAĞIMLIDIR

Tohum konusunda, Amerika, Hollanda, Çin, Japonya, İsrail, Fransa, İspanya gibi bilimsel çalışmaların önemini bilen ülkeler ciddi mesafeler almışlardır. Bu ülkeler kendi tohum ihtiyaçlarını karşıladıkları gibi diğer ülkelere ciddi tohum ihracatı yapmaktadır.

Bizde ise “Tohum Sektörü" şu an itibari ile maalesef dışa bağımlıdır. Ülkemizde sahada çiftçilerimizin ticari üretimde kullanmış oldukları tohumların büyük çoğunluğu yabancı ülke menşeilidir. Kafa karışıklığına meydan vermemek ve konuyu doğru aktarabilmek için, tohum piyasasındaki durumumuzu aktarmakta fayda vardır.

Tohum sektöründe;

Tohum ithalatı yapan firmalar;

1- Direkt yabancı firmaların kendileri tarafından ülkemize yapılan İTHALAT.

2- Yabancı tohum firmalarının Türkiye'deki mümessilleri kanalıyla yapılan İTHALAT.

Türkiye'de tohum üretim tesisi olup, ülkemizde “ÜRETİM" yapıp, yurt içine ve dışına tohum satan yabancı ülke firmaları.

Tohumların ana-baba hatlarını yurt dışından alıp ülkemize getiren ve yurt içindeki tesislerde “ÜRETİM" yapan yerli firmalar.

Kendi çabalarıyla sınırlı çeşitlerde, imkânları ölçüsünde “YERLİ ISLAH" yapmaya çalışan firma ve kişiler.

ISLAH VE ÜRETİM FARKI

Özellikle ISLAH ve ÜRETİM kelimelerinin önemini vurgulamak için büyük yazdım. Türkiye'nin yapması gereken şey, her şeyiyle, her safhasıyla “ISLAHI “ yurt içinde yapmaktır.

ÜRETİM–ISLAH arasında çok önemli fark vardır. Bunu da otomotiv sektöründen örnek vererek açıklayalım. Türkiye Gölcük'te, Bursa'da İzmit'te, otomobil üretiyor. Bu üretim miktarları da Türkiye ihtiyacından da fazla ve çoğu ihraç edilmektedir. Peki öyleyse biz niye YERLİ OTOMOBİL yapmaya kalkışıyoruz?

İşte aynı bu nedenlerle biz de ciddi bir tarım ülkesi olarak, yetişmiş insan gücü bulunan, iklimi, toprağı her şeyi müsait bir ülke olarak, yüzde yüz yerli ıslah çalışmalarını Türkiye'de yapmalı ve kendi ürünlerimizle hem kendi çiftçimizin ihtiyacını karşılamalı, hem de ihracat yapmalıyız.

Şu an ülkemizdeki tohum sektöründe yukarıdaki D şıkkında, yüzde yüz yerli tohum ıslahı yapanların payı yüzde bir, iki civarındadır.

Devletimiz ve insanımız tohum meselesinin önemini kavramıştır. Ama kafa ve sistem karışıklığı, Bilgi kirliliği had safhadadır.

PETROL ŞİRKETLERİNDEN BÜYÜKLER

Bunları da şu başlıklarda toplayabiliriz;

Ata tohumlarını saklayalım. (Islah edip bunları geliştirmeyeceksek kimin için saklayacağız?)

Ata tohumlarını kullanalım. (Evet, kullanalım ama ata tohumlarımızın verimi düşmüş, hastalık dayanımı yok. Çiftçi ekerse emeğinin karşılığını alamıyor.)

Hibrit tohumlara karşı bilinçsiz bir kampanya. (Hibrit tohum demek ıslah edilmiş, geliştirilmiş tohum demektir. GDO'lu tohum demek değildir.)

Bu şekildeki yalnız söylemde kalan konuların neticesi fiili olarak şu olmaktadır: Bizim yerli tohumların ıslahı yine yapılamamakta, piyasayı yine yabancı menşeli tohumlar tutmaktadır.

Uluslararası tohum firmaları çok büyük firmalardır. BAYER-Alman, SYGENTA - İsviçre (Çinliler aldı), TOBAYASHI-Japon vb. Bazıları petrol şirketlerinden de büyüktür.

Tohum mevzuatı, Tohumculuğu geliştirmiş ülkelerin mevzuatlarına göre tanzim edilmektedir. Halbuki kendi pozisyonumuza göre mevzuat oluşturulmalıdır. En büyük zaaf noktamız budur.

Tohumda üretim desteklenmektedir. Yukarıda belirttiğimiz gibi üretimi desteklemek dolayısıyla yabancı firmaları desteklemek şeklinde olmaktadır. Esas “YERLİ ISLAH DESTEKLENMELİDİR."

Tohum sektöründe, Tohum üreticileri birliği, tohum ıslahçıları birliği, tohum fidecileri birliği benzeri sekiz dokuz alt birlik oluşturulmuş ve bunlar resmi mevzuatta nedense yer almışlardır. Yerli ıslahçının yüzde bir ikilerde olduğu sektörde bu alt birliklerde yerli müteşebbislerin sözünün geçmesi mümkün müdür?

Tarım bakanlığında tohumla ilgili birçok birim, bölüm ve binlerce çalışan vardır. Üniversitelerimizde yüzlerce ziraat fakültesi binlerce öğretim üyesi vardır. Türkiye'nin kullandığı tohumun büyük ekseriyeti maalesef yabancı ülkelerin geliştirmiş olduğu tohumlardır."

TARIMDANHABER

YORUM EKLE
YORUMLAR
YÖNETENLER EHİL OLMALIDIR.
YÖNETENLER EHİL OLMALIDIR. - 6 ay Önce

BU KONUDA PASİF KALAN ÜNİVERSİTELER VE KULLANDIKLARI KAYNAKLAR SORGULANMALIDIR.
DEVLETİN CİDDİ KAYNAK AKTARDIĞI ARAŞTIRMA KURULUŞLARI ACİLEN REVİZE EDİLMELİ. SORGULANMALIDIR.

Minübüs Hattı
Minübüs Hattı - 6 ay Önce

Bir veteriner bir imama gel beraber tohum ıslah edelim demiş.

Kesinlikle doğru bir analiz
Kesinlikle doğru bir analiz - 6 ay Önce

kesinlikle katılıyorum. Türkiyede özellikle sebzecilikte yabancı firmaların geliştirdiği tohumlar kullanılmaktadır.Destek dolaylı olarak onlara gitmektedir. Tamamen yerli tohum ıslahı çok azdır. Bunun önüne geçilmelidir. Dokuz alt birliğin bilerek yada bilmeyerek neye hizmet ettiği sorgulanmalıdır. Düzen, yerli firmaların lehine yabancı firmaların aleyhine olacak şekilde değiştirilmelidir.