KASTAMONU – Türkiye’nin en stratejik çeltik üretim merkezlerinden biri olan Devrez Vadisi, bugünlerde maden arama ve sondaj faaliyetlerinin neden olduğu gerilimle çalkalanıyor. Tosya’nın Karaköy ve Ortalıca köyleri çevresinde başlatılan çalışmalar, bölge halkının su güvenliği ve tarımsal geleceği üzerinde kara bulutlar estiriyor.

Köylülerin başvurularına gelen resmi yanıtlar ise tartışmayı dindirmek bir yana, daha da derinleştirdi. Ortaya çıkan tablo; çevre, mera ve su kaynakları yönetimi açısından büyük soru işaretlerini beraberinde getiriyor.

Bölgede yaşanan bu gerilim aslında yeni değil. Daha önce gündeme getirdiğimiz veriler, sondaj faaliyetlerinin tarımsal üretimin kalbine ne kadar yaklaştığını gözler önüne sermişti. Özellikle çeltik tavalarının dibinde yürütülen çalışmaların boyutu için Çeltik tarlalarına 100 metre mesafede altın madeni sondajı: Devrez Vadisi’nde üreticiler endişeli başlıklı haberimizdeki detaylar, bugün köylülerin neden bu kadar kararlı bir direniş sergilediğini açıkça ortaya koyuyor.

RESMİ YANITLARDAKİ ÇELİŞKİ: MERA İZNİ YOK, FAALİYET VAR!

Bölge sakinlerinin başvurularına verilen yanıtlarda, maden arama faaliyetlerinin ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) yönetmeliği kapsamında değerlendirilmediği belirtildi. Daha da çarpıcı olanı ise mera alanları için herhangi bir izinlendirme bulunmadığı yönündeki açıklamalar oldu.

Vatandaşlar haklı olarak şu soruyu soruyor: "Mera izni yoksa, sahadaki faaliyet hangi hukuki dayanakla yürütülüyor?"

DEVREZ VADİSİ SADECE BİR SAHA DEĞİLDİR!

Bölge halkı için Devrez Vadisi sadece bir maden sahası değil; çeltik tavalarıyla, hayvanların otladığı meralarıyla ve yeraltı su havzalarıyla bir yaşam döngüsü. Sondaj çalışmalarının tarım arazilerine olan yakınlığı, köylülerde "yeraltı sularımız kirlenirse üretim biter" kaygısını zirveye taşımış durumda.

Kırsal yaşamın geleceğinden endişe eden vatandaşlar, konunun bir "prosedür" meselesi değil, doğrudan bir yaşam alanı mücadelesi olduğunu vurguluyor.

KÖYLÜNÜN TALEBİ NET: ŞEFFAFLIK VE GÜVENCE

Tosya halkı, yetkililerden geçiştirici cevaplar değil, denetlenebilir ve şeffaf bilgiler bekliyor. İşte bölge halkının masadaki 4 temel talebi:

-Hukuki Dayanak: Faaliyetlerin idari dayanağı kamuoyuna açıkça ilan edilsin.

Kenevir yetiştiriciliğinde önemli duyuru! Tarım Bakanı ektiniz ne yapacağız demişti!
Kenevir yetiştiriciliğinde önemli duyuru! Tarım Bakanı ektiniz ne yapacağız demişti!
İçeriği Görüntüle

-Kurumsal Sorumluluk: Hangi kurumun, hangi şartla izin verdiği belgelensin.

-Bağımsız Değerlendirme: Tarım, mera ve su kaynakları üzerindeki etkiler bağımsız uzmanlarca incelensin.

-Yaşam Hakkına Saygı: Köylünün kaygıları "teknik süreç" denilerek geçiştirilmesin.

GÖZLER YETKİLİLERDE: ÜRETİM HAVZASI KİME EMANET?

Bugün Tosya’da yükselen tepki, Türkiye genelinde madencilik faaliyetleri ile tarımsal üretimin karşı karşıya geldiği kritik bir örneği temsil ediyor. Çeltik üretimi gibi suyun hayati olduğu bir havzada, su kaynaklarına dair güçlü bir güvence verilmemesi en büyük eksiklik olarak görülüyor.

Şimdi tüm bölge aynı sorunun yanıtını bekliyor: Bir üretim havzasının geleceği, hangi kamusal denetim altında ve kimlerin kararıyla şekilleniyor?