Haber Merkezi / Mustafa Kemal Atatürk’ün 1913 yılında Sofya’da bir pastanede şahit olduğu "üreten köylü" bilinci, 1925 yılında Ankara’da devrimci bir vizyona dönüştü. Genç Cumhuriyet’in ekonomik bağımsızlığını sağlamak için dev bir adım atan Gazi, herkesin kaçtığı bataklık bir araziyi "vatan toprağıdır, kaderine terk edilemez" diyerek ıslah ettirdi.

Hollanda modeli Türkiye'ye neden uymaz? Tarımda ezber bozan analiz
Hollanda modeli Türkiye'ye neden uymaz? Tarımda ezber bozan analiz
İçeriği Görüntüle

Sadece bir çiftlik değil; meyve bahçelerinden Amerikan asma fidanlıklarına, Boz Sığır Irkı ıslah çalışmalarından süt, yoğurt, bira ve deri fabrikalarına uzanan entegre bir sanayi ağı kuruldu. Laboratuvarlarda kuraklığa dayanıklı tahıllar geliştirilmesi için bilim insanları ABD’ye gönderildi. Atatürk’ün 1937’de hazineye bağışladığı bu çiftlikler, aslında Türkiye’nin "gıda egemenliği" sigortasıydı.

Ancak bugün, Atatürk’ün "en zor olanı yapayım da arkamdan kolayları siz yapın" diyerek bıraktığı bu mirasa; "mirasyedi" bir yaklaşımla, betona ve fonksiyonel olmayan "dinozor parklarına" feda edilerek yaklaşıldı. Sait Faik’in "Kör Mustafa"sının kayalıkları dişle tırnakla işlemesi gibi, 1925’in kurucu aklı da aslında aynı "vahşi bilimsel emeğin" bir ürünüydü.

Ergin Kahveci'nin kaleme aldığı makalenin tamamını okumak için → Ya orman çiftliği, Atatürk Orman Çiftliği olsaydı?