Türkiye’de tarım sektörü yüksek girdi maliyetleri, borç sarmalı ve üretim planlaması sorunlarıyla boğuşurken, muhalefet cephesinden ezberleri bozacak radikal bir çıkış geldi. Anahtar Parti (A Parti) Tarım Politikaları Başkanı Hasan Hüseyin Demiröz, bugüne kadar uygulanan tarımsal destekleme politikalarının iflas ettiğini savunarak çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Geçmişte tarım sektörünün kamusal ve profesyonel alanlarında üst düzey yöneticilik yapan ve sahayı çok iyi bilen Demiröz, milyarlarca liralık hibe ve sübvansiyonlara rağmen üreticinin neden sürekli zarar ettiğini sert sözlerle özetledi.
"Destek Üreticiye Değil, Girdi Lobilerine Gitti"
Yıllardır bütçeden ayrılan tarımsal desteklerin doğrudan çiftçinin cebine kalmadığını, sistemsel bir hata nedeniyle paranın dolaylı olarak büyük şirketlere aktığını belirten Hasan Hüseyin Demiröz, şu ifadeleri kullandı:
"Yıllardır destek verdiniz, hibe verdiniz, sübvanse yaptınız; ancak bu kadar destek verdiğiniz sektör defalarca öldü! Neden? Çünkü siz aslında gübreciye, ilaççıya, mazotçuya ve ithalatçıya destek vermişsiniz, üreticiye değil. Para çiftçinin eline değmeden doğrudan girdi maliyetlerini fonlamaya gitti ve günün sonunda üreten adam yine borçlu kaldı."
Çözüm: "Girdiyi Devlet Verecek, Mahsulü Satın Alacak!"
Mevcut destekleme modelleriyle tarımda sürdürülebilirliğin kalmadığını ifade eden Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Demiröz, partisin amiral gemisi niteliğindeki "Bütüncül Tarım Modeli" çözüm önerisini paylaştı. Tarımsal üretimin ve hayvancılığın kurtuluşunun tamamen kamusal bir planlama ve garantörlükten geçtiğini belirten Demiröz, yeni modeli şu sözlerle açıkladı:
"Çözüm net: Tarımsal üretimin, hayvancılık dahil tamamının girdisini biz (devlet) vereceğiz ve günün sonunda mahsulünü biz alacağız. Çiftçiyi gübre bayisinin, yem fabrikasının ya da ithalat lobilerinin insafına bırakmayacağız. Sermaye bizden, üretim sizden olacak!"
Tarımda Yeni Modelin Şifreleri: Çiftçiyi Ne Bekliyor?
Hasan Hüseyin Demiröz'ün işaret ettiği ve Anahtar Parti’nin tarım politikasının temelini oluşturan bu radikal dönüşüm modelinin satır başları şu şekilde planlanıyor:
Sıfır Maliyetli Başlangıç: Çiftçi, ekim döneminde tohum, gübre, ilaç veya hayvancılıkta yem almak için borçlanmak ya da kredi çekmek zorunda kalmayacak. Girdiler üretim öncesi doğrudan karşılanacak.
Alım Garantisi ve Fiyat İstikrarı: Üretici, "Mahsulümü kime, kaç paraya satacağım?" stresi yaşamayacak. Devlet, üretilen tüm tarım ve hayvancılık ürünlerini değerinde alma taahhüdü verecek.
Aracı ve Lobilere Son: Destekler doğrudan üretim bandına (toprağa ve ahıra) entegre edileceği için, spekülatif fiyat hareketleriyle haksız kazanç sağlayan gübre, ilaç ve ithalat lobilerinin piyasa üzerindeki baskısı kırılacak.
Rakamlar Ne Diyor? Girdi Lobileri Nasıl Fonlandı?
Görseldeki analiz verilerine göre, 2022 yılından bu yana tarımsal girdilerde yaşanan fahiş fiyat artışları, devletin sağladığı desteklerin katbekat üzerine çıktı. 2022-2026 döneminde:
-Devletin bütçeden ayırdığı tarımsal hibe ve kredi faiz sübvansiyonları artarken, aynı dönemde gübre, mazot ve ilaç fiyatları bu artışı tamamen yuttu.
-Çiftçiye doğrudan verilen nakdi destekler, üreticinin tarlayı ekmek için gübre fabrikalarına ve petrol şirketlerine ödediği paranın yanında devede kulak kaldı.
-Sistem, üretimi yerlileştirmek yerine ithalatçı firmaları ve küresel girdi tedarikçilerini ihya eden bir sarmala dönüştü.
2022-2026 Sürecinde Üreticinin Kaybettiği 3 Temel Alan
Demiröz’ün işaret ettiği verilere göre mevcut sistemin neden olduğu tahribat şu 3 alanda yoğunlaşıyor:
1) Suni Destek Algısı: Bütçe rakamları yükseliyor gibi görünse de enflasyon ve girdi maliyetleri karşısında çiftçinin alım gücü 2022'nin de gerisine düştü.
2) Borç Sarmalı: Üretici hibe almasına rağmen, faturayı gübre ve ilaç şirketlerine kestiği için borcu borçla kapatma noktasına geldi.
3) Üretimden Kaçış: 2022-2026 yılları arasında maliyetini kurtaramayan binlerce çiftçi toprağını terk etmek zorunda kaldı, hayvancılıkta anaç hayvanlar kesime gitti.





