Raporun en çarpıcı vurgusu, Dünya’nın enerji dengesizliği. İlk kez temel iklim göstergesi olarak dahil edilen bu ölçüm, 1960’tan beri gözlemlenen en yüksek seviyeye 2025’te ulaştı. Son 20 yılda okyanuslar, insanların yıllık enerji tüketiminin yaklaşık 18 katı kadar ısıyı emdi. Fazla enerjinin %91’inden fazlası okyanuslarda depolanıyor, %3’ü ise buzulları eritiyor.
Arktik deniz buzu rekor düşük seviyelerde seyrederken, Antarktika deniz buzu yayılımı da kayıtlardaki en düşük üçüncü seviyede kaldı. Buzulların erimesinde yavaşlama belirtisi yok. Sera gazı konsantrasyonları (CO₂, metan, azot oksit) ise en az 800 bin yıldır görülen en yüksek düzeyde.
İnsan maliyeti ağırlaşıyor: Küresel iş gücünün yaklaşık üçte biri, yani 1,2 milyar işçi (özellikle tarım ve inşaat sektörlerinde) her yıl aşırı sıcaklık riskiyle karşı karşıya kalıyor. Bu durum verimliliği düşürüyor, sağlık sorunlarını artırıyor ve geçim kaynaklarını tehdit ediyor.
BM Genel Sekreteri António Guterres, “Küresel iklim durumu acil bir durumdur. Tüm temel göstergeler kırmızı alarm veriyor. Bu bir tesadüf değil, harekete geçme çağrısıdır” dedi.
WMO Genel Sekreteri Celeste Saulo da iklimin giderek dengesizleştiğini ve önümüzdeki yıllarda 1,5°C hedefini aşmanın riskinin arttığını vurguladı.
Rapor, fosil yakıt bağımlılığının hem iklimi hem küresel güvenliği istikrarsızlaştırdığına dikkat çekerek, gecikmenin “ölümcül sonuçlar” doğurabileceğini uyarıyor.
Tarım ve gıda güvenliği açısından kritik: Artan sıcaklık ve aşırı olaylar, özellikle sıcaklığa duyarlı tarım bölgelerinde verimi daha da baskılayacak. Hızlı ve etkili iklim eylemi, hem gezegen hem de geçim kaynaklarımız için artık ertelenemez hale geldi.