Haber Merkezi / Anahtar Parti Tarım ve Gıda Güvenliği Politikaları Başkanı Hasan Hüseyin Demiröz, Türkiye’nin tarımsal varlığının bilimsel yöntemlerle belirlenmesine yönelik çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nda tarımsal varlığın bilimsel bir metodolojiyle sayılabilmesi amacıyla yoğun bir çalışma yürütüldüğü yönünde bilgiler aldıklarını belirten Demiröz, çalışmanın kendisini önemli bulduklarını söyledi.
Demiröz, tarımsal envanterin yalnızca üretim planlaması açısından değil, Türkiye’nin gıda arz güvenliği açısından da kritik önemde olduğunu kaydetti.
“TARIMSAL VARLIĞIMIZI SAYAMAMAK YÖNETİM SORUNUDUR”
Demiröz, Türkiye’nin uzun yıllardır sağlıklı bir tarımsal envanter oluşturamamasından hükümeti sorumlu tuttu.
2000’li yılların başında bu konuda yapılacak bir eleştirinin haksızlık olabileceğini ancak uzun yıllardır ülkeyi yöneten siyasi iradenin artık sorumluluğu başka bir yere yükleyemeyeceğini savunan Demiröz, mevcut tabloyu bir yönetim sorunu olarak değerlendirdi.
“SAYAMAZSANIZ TARIMIN SORUNLARINI DA YÖNETEMEZSİNİZ”
Tarım sayımının yalnızca kaç dekar alanda hangi ürünün yetiştirildiğinin belirlenmesinden ibaret olmadığını vurgulayan Demiröz, sağlıklı veri bulunmamasının tarımın birçok alanında sorun oluşturduğunu dile getirdi.
Demiröz’e göre doğru bir tarım envanteri oluşturulamadığında kullanılan pestisit, gübre ve tohum miktarından kayıt dışı hayvan kesimlerine, kaçak hayvan girişlerinden tarım çalışanlarının sosyal güvenliğine ve kırsaldan göçe kadar birçok başlığın sağlıklı şekilde yönetilmesi mümkün olmuyor.
Tarımsal makine, ekipman ve akaryakıt nedeniyle yurt dışına çıkan kaynakların yönetiminin de doğru veriye bağlı olduğunu ifade etti.
TARIMSAL İŞLETME KAYIT SİSTEMİNE ELEŞTİRİ
Demiröz, bitkisel üretim istatistiklerinin uluslararası standartlara uygun şekilde işletme bazında üretilmesine ve sürdürülebilir bir tarımsal işletme kayıt sistemi oluşturulmasına yönelik yaklaşımı da değerlendirdi.
Türkiye'deki tarımsal yapının başka ülkelerdeki modellerin doğrudan uygulanmasına uygun olmadığını savunan Demiröz, özellikle küçük ve parçalı aile işletmelerinin yoğun olduğu mevcut yapının sağlıklı bir kayıt ve planlama sisteminin kurulmasını güçleştirdiğini ileri sürdü.
“SİL BAŞTAN YENİ BİR TARIM SİSTEMİ KURMALIYIZ”
Demiröz, mevcut tarımsal yapının bazı düzenlemelerle iyileştirilmesinin yeterli olmayacağını savunarak Anahtar Parti'nin önerdiği “havza bazlı birlikte üretim modeli”ni gündeme getirdi.
Partinin resmi tarım politikası açıklamalarında da yer alan model; üretimin havza ölçeğinde planlanmasını, çiftçilerin mülkiyetlerini koruyarak birlikte üretime katılmasını ve kooperatiflerin üretim-pazarlama zincirinde daha merkezi rol üstlenmesini öngörüyor.
Demiröz, önerdikleri sistemde girdilerin devlet tarafından sağlanacağını, üretimin daha büyük tarla parselleri üzerinden birlikte gerçekleştirileceğini, alım ve satışta kooperatiflerin etkin olacağını ifade etti. TMO'nun da alımlarını kooperatifler üzerinden gerçekleştireceği bir yapı öngördüklerini belirtti.
“BİRLİKTE ÜRETİM TARIMI SAYILABİLİR HALE GETİRECEK”
Birlikte üretim modelinin tarımsal envanter açısından da avantaj sağlayacağını savunan Demiröz, sistem sayesinde hangi üründe ne kadar tohum, gübre ve bitki koruma ürünü kullanıldığının daha sağlıklı izlenebileceğini ifade etti.
Üretilecek ürünlerin ve kullanılacak girdilerin havza yönetim kurulları tarafından belirleneceğini kaydeden Demiröz, bunun aynı zamanda girdi kullanımında tasarruf sağlayacağını ileri sürdü.
“BİZİM BAKANLIK SAYAR, DÖNER YİNE SAYAR”
Açıklamasının sonunda mevcut tarım sisteminin sağlıklı bir envanter oluşturmayı güçleştirdiğini savunan Demiröz, eleştirisini bir deyim üzerinden dile getirdi: “Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur.”
Demiröz, mevcut yapı değiştirilmeden yapılacak sayım çalışmalarının kalıcı sonuç üretmeyeceğini savunarak sözlerini “Bizim Bakanlık sayar, döner yine sayar” eleştirisiyle tamamladı.




