Hayvancılık

Sütte dev üretici, ihracatta cüce: Türkiye’nin "Kazan-Kazan" çıkmazı!

Türkiye, dünyanın en büyük 8. süt üreticisi olmasına rağmen, üretimdeki bu devasa gücünü ihracat ligine taşıyamıyor. HAYGEM eski Daire Başkanı Dr. Ender Burçak, Türkiye’nin süt ürünleri ihracatındaki stratejik engelleri ve "asimetrik ticaret" gerçeğini sosyal medya hesabında çarpıcı verilerle analiz etti.

Abone Ol

Haber Merkezi - Türkiye, 74 ülkeyle teknik işbirliği, 28 ülkeyle hayvan sağlığı ve 24 ülkeyle Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzalamış durumda. Ancak kağıt üzerindeki bu diplomatik başarı, ihracat rakamlarına beklenen ivmeyi kazandırmıyor. Dr. Ender Burçak, Türkiye’nin süt ürünleri ihracatındaki tıkanıklığı ve çözüm yollarını değerlendirdi.

İhracatta "Asimetrik" Tablo: Alıyoruz Ama Satamıyoruz

Dr. Burçak’a göre en büyük sorunlardan biri, dış ticaretin "Kazan-Kazan" ilkesinden uzaklaşarak tek taraflı bir bağımlılığa dönüşmesi. Türkiye; Brezilya, Uruguay ve AB ülkelerinden milyarlarca dolarlık canlı hayvan ithal ederken, aynı ülkelere süt ürünleri ihracatında yok denecek seviyede kalıyor. Burçak bu durumu, "Üretim kapasitesini dışarıdan besliyoruz ama oluşan katma değeri dış pazara taşıyamıyoruz" sözleriyle özetledi.

Rakipler Milyar Euro’larla Yarışıyor

Türkiye’nin süt ürünleri ihracatı yükseliş trendinde olsa da global devlerin çok gerisinde seyrediyor:

Türkiye: 2023'te 390 milyon dolar olan ihracat, 2025'te ancak 523 milyon dolara ulaştı.

İtalya: Sadece üç peynir türüyle (Mozzarella, Grana Padano, Parmigiano Reggiano) yılda ortalama 5 milyar Euro kazanıyor.

Fransa: Peynir ihracatından yıllık 4 milyar Euro gelir elde ediyor.

STA’lar Tarımı Iskalıyor mu?

Haberde dikkat çeken en kritik nokta, imzalanan Serbest Ticaret Anlaşmalarının (STA) tarım sektörünü kapsama oranı. Türkiye'nin 24 STA’sından sadece 14’ü tarımı içeriyor. Dr. Burçak, tarımın müzakere masalarında otomotiv ve savunma sanayi ürünlerinden sonra gelmesinin, süt ürünleri ihracatçısını dezavantajlı duruma düşürdüğünü vurguladı.

Güney Kore Örneği: Vergi Duvarına Çarpıyoruz

Dr. Burçak, Türkiye’nin pazar erişimindeki rekabet eşitsizliğini şu çarpıcı örnekle açıkladı:

"Güney Kore pazarında Türk ürünleri yüksek gümrük vergileriyle mücadele ederken, AB ülkeleri düşük vergi ve sıfır gümrük kotası avantajıyla pazarı domine ediyor. Anlaşmamızın olması, ihracat imkanımızın olduğu anlamına gelmiyor."

Tıkanıklığın 3 Temel Nedeni

Dr. Ender Burçak’ın analizine göre Türkiye’nin önündeki bariyerler üç ana başlıkta toplanıyor:

1) Sınırlı Onaylı İşletme: Çin’de sadece 54, Rusya’da ise 9 onaylı işletmemiz bulunuyor. Bu sayı devasa üretim hacmi için oldukça yetersiz.

2) Eşit Olmayan Gümrük Yükü: STA kapsamlarının darlığı Türk ihracatçısını fiyat rekabetinde geriye düşürüyor.

3) Lojistik ve Raf Ömrü: Uzak pazarlarda Yeni Zelanda ve Avustralya gibi ülkelerin lojistik üstünlüğü ve maliyet avantajı aşılamıyor.

Sonuç: Koordineli Strateji Şart

Türkiye’nin anlaşma masasında gösterdiği gücü ihracat masasına yansıtamadığını belirten Burçak; onaylı işletme sayısı artırılmadan, gümrük engelleri aşılmadan ve lojistik güç tahkim edilmeden üretim zemininin katma değere dönüşmeyeceğinin altını çizdi.

{ "vars": { "account": "UA-60615480-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }