Sadettin İnan / Türkiye’de şeker piyasasında fiyatı kim belirliyor? Türkşeker ve pancar kooperatiflerinin ürettiği şeker neden doğrudan kullanıcıya ulaşmak yerine iki büyük aracı üzerinden piyasaya çıkıyor? Fabrikası ve deposu bulunmayan şirketler şeker ticaretinde nasıl bu kadar etkili hale geldi?
Tarımdan Haber’in uzun süredir gündeme taşıdığı bu sorulara, geçmişte şeker satış sisteminin doğrudan içinde görev yapmış bir isimden dikkat çekici açıklamalar geldi.
Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Tarım Politikaları Başkanı Hasan Hüseyin Demiröz, “şeker lobisi” olarak nitelendirdiği piyasa yapısını anlatırken, iki firmanın Türkiye’de üretilen toplam şekerin yüzde 45’ini alıp sattığını kaydetti.
“İki firma üretilen tüm şekerin yüzde 45’ini alıp satıyor”
Türkiye’de şeker üretiminin yüzde 40’ının Türkşeker, yüzde 35’inin Konya Şeker ve Kayseri Şeker gibi kooperatif yapıları, kalan bölümünün ise 8 özel sektör şirketi tarafından gerçekleştirildiğini belirten Demiröz, üretimden sonraki ticarette ise iki firmanın olağanüstü bir ağırlığa ulaştığına dikkat çekti.
Demiröz, şeker piyasasındaki yapıyı şu çarpıcı sözlerle anlattı: “Şimdi gelelim şeker lobisine. İki firma üretilen tüm şekerin yüzde 45’ini alır satar. Fabrikası, deposu yoktur; sermayesi ve hırsı vardır.”
İlgili Haber → Türkşeker'in şeker satışında dikkat çeken kurgu: Sistem iki firmaya çalışıyor!
Türkşeker’in satış sistemine ağır eleştiri: 50 bin tonluk şart kimin işine yaradı?
Demiröz, iki firmanın şeker piyasasında bu büyüklüğe ulaşmasını Türkşeker’in uyguladığı satış sistemiyle birlikte değerlendirdi.
Türkşeker’in indirimli şeker satışında uyguladığı 50 bin ton baremli satış sisteminin bu iki firmayı avantajlı hale getirdiğine dikkat çeken Demiröz, “Türkiye Şeker Fabrikaları yıllardır açıkladığı satış ihalelerini bu iki firma satsın diye planlar. Nasıl mı? Yüklü miktarlar, teminat mektupları ve süreli alım gibi şartlar koyarak” dedi.
Demiröz’ün açıklaması, Tarımdan Haber’in daha önce gündeme getirdiği Türkşeker’in iki firmaya yönelik uyguladığı indirimli şeker satış sistemine yönelik tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
İlgili Haber → Türkşeker 50 bin tonluk sistemi değiştirdi!
Tarımdan Haber iki firmanın şeker piyasasındaki ağırlığını gündeme getirmişti
Tarımdan Haber, şeker piyasasında iki firmanın yüksek miktarlı alımlar sayesinde elde ettiği fiyat avantajı ile şeker piyasasını kendi çıkarları doğrultusunda nasıl domine ettiğini verilerle ortaya koymuştu.
Son olarak Türkşeker’in 6 ay vadeli şeker satışına çıkmasının ardından, aynı iki firma da benzer vadeyle ve Türkşeker’in fiyatının çuval başına 2-3 lira altında piyasaya şeker satarak kamu şirketine doğrudan rakip olmuştu.
Ortaya çıkan tabloda, Türkşeker’in geçmişte uyguladığı 50 bin ton baremli şeker satış sistemiyle önemli bir maliyet avantajı elde eden iki büyük aracı şirketin, bugün piyasada Türkşeker’in karşısına güçlü bir rakip olarak çıkması dikkat çekiyor.
İlgili Haber → Türkşeker’in şeker satışına iki firmadan karşı hamle! Muhiddin Şahin döneminde kamu şirketi bu noktaya nasıl geldi?
Demiröz: Geçmişte biz müdahale etmiştik
2019 ve 2020 yıllarında Tarım Kredi’deki görevi ve Türkşeker Tarım AŞ’deki görevi sırasında Türkşeker ürünlerinin planlanması ve satışında yer aldığını belirten Demiröz, o dönemde iki büyük aracının piyasadaki etkinliğine doğrudan müdahale ettiklerini anlattı.
Demiröz, “O tarihlerde bu aracılar çuval başı 1-3 TL kazanarak, dolar 5 TL iken, Türkşeker’in şekerini alıp piyasaya satıyorlardı. Biz devletin şirketi olarak bir yapı kurduk. Şekeri aracısız, bizim belirlediğimiz fiyatlarla son kullanıcıya kadar indirdik.” dedi.
Kurulan sistemde yalnızca büyük toptancılara değil, şeker kullanan küçük işletmelere kadar doğrudan satış yapıldığını kaydeden Demiröz: “Hem bu iki firmaya hem de bu firmanın sattıklarına, buna ilaveten son kullanıcı pastane, tulumbacıya kadar ürünü satabildik.” değerlendirmesinde bulundu.
11 müşteriden 1700 müşteriye: Türkşeker 223 milyon lira daha fazla kazandı
Demiröz, aracısız satış modelinin Türkşeker’e zarar değil, tam tersine önemli bir gelir artışı sağladığını belirtti. 2019-2020 döneminde sistem değiştirilmeden önce Türkşeker’in şeker sattığı müşteri sayısının sadece 11 olduğunu kaydeden Demiröz, Türkşeker Tarım AŞ üzerinden kurdukları sistemde bu sayının 1700 müşteriye ulaştığını söyledi.
Demiröz, “Fiyatı biz belirledik. Türkşeker 223 milyon daha fazla kazandı. Unutmayın, dolar 5 TL idi; rakamlara bu gözle bakın.” İfadesinde bulundu.
Demiröz, o dönemde Türkşeker’in Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı olduğunu hatırlatarak sistemin dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın onayıyla uygulandığını da hatırlatarak, “Biz bu politikaları Sayın Berat Albayrak iradesinde yapabildik. Biz planladık, o inceledi ve yetki verdi.” dedi.
“Eskiden 50-60 cent kazanıyorlardı, bugün 4-5 dolar”
Geçmişte bu aracı belli firmaların çuval başı 50-60 cent kazanırken, bugün bu iki firmanın çuval başı 4-5 dolar kazandığının altını çizen Demiröz, “Hem haksız kazanç hem de enflasyon üretiyorlar.” diye konuştu.
Kooperatif fabrikalarının finansman sıkıntısı da iki firmanın işini kolaylaştırıyor
Demiröz, iki aracı firmanın sadece Türkşeker’den değil kooperatif fabrikaları olan Konya Şeker ve Kayseri Şeker’den de finansman sıkıntısını kullanarak ön ödemeli ve yüksek indirimli şeker alıp sattıklarını dile getirdi.
“Onların şekeri bitince Türkşeker satış yapıyor”
Demiröz, iki şirketin elindeki şeker ile Türkşeker’in satış zamanlaması arasında da dikkat çekici bir ilişkiye işaret etti: “Bunlar bunu yaparken Türkşeker deposundaki ürünler piyasaya çıkartılmıyor. Bu firmalar elindeki ürünleri bitirdiğinde Türkşeker yeni bir satım ihalesi yapıyor. Taban miktar 50 bin ton gibi saçma şartlarla.”
Bu sözler, şeker piyasasında sadece fiyatın değil, ürünün hangi tarihte piyasaya çıkarıldığının da rekabet açısından kritik olduğunu ortaya koyuyor.
İlgili Haber → Türkşeker'de milyonluk 'adrese teslim' kıyak: Zamdan bir gün önce 100 bin ton gizli şeker satışı!
Şeker fabrikadan çıkmıyor: Depoyu da fabrikanın kendisi sağlıyor
Demiröz, “şeker lobisi” olarak nitelendirdiği bu iki firmanın en çarpıcı yönlerinden birinin ise aldıkları ürünü fiziken teslim almadan ticaretini yapabilmesi olduğunu anlattı.
İki firmanın Türkşeker ve kooperatiflerden yüksek miktarda şeker bağlantısı yaptığını ancak şekeri kendi deposuna çekmediğini belirten Demiröz, ürünün şeker fabrikalarının depolarında tutulduğunu kaydetti.
Böylece bu iki firma depo maliyetinden, yükleme ve indirme işçiliğinden ve ürünün taşınması sırasında oluşabilecek fiziki kayıp ve hasar sorumluluğundan da kurtuluyor.
Sistem nasıl işliyor? 10 liraya bağla, 12,5 liraya sat
Demiröz sistemi örnek rakamlarla da anlattı.
Verdiği rakamların örnek, oranların ise gerçek yapıyı yansıttığını özellikle belirten Demiröz, “iki firma şekeri fabrikadan 10 TL’ye bağlıyor. Fabrikanın piyasa satış fiyatı daha sonra 13 TL’ye çıkıyor. Aracı ise daha önce düşük fiyattan bağladığı şekeri 12,5 TL’den piyasaya veriyor. Bu durumda şeker fabrikasının kendi fiyatı piyasada pahalı kalırken, aracı iki firma hem fabrikadan daha düşük fiyat verebiliyor hem de yaptığı satıştan yüksek marj elde ediyor” dedi.
Demiröz sistemin geldiği noktayı üç kısa cümleyle özetledi:
“Şekeri yüklemez... Şekeri indirmez... Şekeri görmez bile...”
Tarımdan Haber’in gündeme getirdiği iki firma tartışması yeni bir boyut kazandı
Demiröz’ün açıklaması, Tarımdan Haber’in aylardır üzerinde durduğu şeker piyasasındaki iki büyük aracı şirket tartışmasını çok daha geniş bir çerçeveye taşıdı.
Ortaya konulan tablo yalnızca iki şirketin ne kadar şeker alıp sattığı meselesinden ibaret değil. Türkşeker neden 50 bin ton gibi yüksek miktarlı satış koşulları uyguladı? Fabrikası ve deposu olmayan iki firma toplam şeker ticaretinin yüzde 45’ine nasıl ulaştı? Türkşeker’in satış zamanlaması hangi kriterlere göre belirleniyor? Ve en önemlisi, Türkiye’de şekerin fiyatını üretici fabrikalar mı, yoksa şeker ticaretinde yoğunlaşan iki büyük aracı mı belirliyor?
Demiröz’ün açıklaması, şeker piyasasında uzun süredir cevap bekleyen bu soruları bir kez daha gündeme taşıdı.