Tarımdan Haber'in ortaya çıkardığı ve Türkşeker'in derin bir sessizliğe büründüğü Konya/Karapınar'daki pancar kotalarının belli bir şirket üzerinden tekelleştirilerek oluşturulan büyük rant düzeni, Sayıştay'ın denetim raporu ile yeni bir boyut kazandı. Sayıştay denetçileri, Türkşeker'in münavebe yükümlülüğünü bilerek ve sistemil bir biçimde uygulamadığını tespit ederek, kuruma bir anlamda kanunlara uyun uyarısının yapılması dikkat çekti.
Münavebe nedir?
Münavebe, tarımda aynı arazide her yıl aynı ürünün ekilmemesini, ürünlerin belirli bir plan dahilinde dönüşümlü olarak yetiştirilmesini ifade ediyor. Şeker pancarı üretiminde münavebe; toprağın verimliliğinin korunması, hastalık ve zararlıların önlenmesi ve üretimin sürdürülebilirliği açısından zorunlu tutuluyor. Mevzuata göre pancar, aynı parselde üst üste ekilemiyor ve genellikle 3–4 yıllık dönüşüm süresine tabi tutuluyor. Bu nedenle münavebe, yalnızca teknik bir tarım uygulaması değil, şeker piyasasında üretim ve kota düzeninin temel dayanaklarından biri olarak kabul ediliyor.
Sayıştay’ın Türkşeker’e yönelik denetim raporunda yer alan münavebe sistemi bulgusu, Karapınar’da ortaya çıkan kota tekelleşmesi, düşük fiyatlı pancar sözleşmeleri ve kaçak pancar taşımacılığı iddialarını yeniden ve çok daha kritik bir noktaya taşıdı.
Tarım sektöründe skandal olarak değerlendiriliyor!
Denetim raporunda, Türkşeker’in Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Bilgi Sistemi (TARBİL) ve Pancar Kayıt Sistemi (PAKSİS) üzerinden münavebe uygulamalarını izlediği, kurallara uymayan üreticilere yönelik yaptırım yetkisine sahip olduğu açıkça belirtilirken, buna rağmen bu ihlallere fiilen mahal verilerek münavebe sistemine uyulmamasının tespit edilmesi tarım sektöründe bir skandal olarak değerlendiriliyor.
Sayıştay, kurumdan; şeker mevzuatının temel dayanaklarından biri olan münavebe sistemine uygun hareket etmesini istedi.
Denetim bulgusu ne söylüyor?
Bu tespit, Türkşeker’in sahadaki uygulamalardan habersiz olduğu savunmasını fiilen ortadan kaldırıyor. Denetim raporu, münavebenin izlendiğini, ihlallerin bilindiğini ve yaptırım araçlarının mevcut olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, Karapınar'da belli bir şirket üzerinden kurgulanan kota vurgununu daha manidar hale getirdi.
Karapınar’da ne olmuştu?
Karapınar’da Türkşeker’in ekim sahasında; pancar kotaları fiilen bir şirket üzerinde yoğunlaşırken, bu şirketin çiftçilerle devletin açıkladığı pancar alım fiyatının altında sözleşmeler yaptığı, yine aynı şirket aracılığıyla on binlerce ton pancarın Çorum Şeker Fabrikası’na kaçak olarak taşındığı belgeleriyle ortaya çıkmıştı.
Ancak, bu pancarların hangi kota kapsamında taşındığı, söz konusu şirketin kotaları hangi hukuki zeminde kullandığı, çiftçiye neden resmî fiyatın altında sözleşme dayatıldığı konularında Türkşeker tarafından bugüne kadar kamuoyuna herhangi bir açıklama yapılmadı.
Sayıştay bulgusu ile sahadaki belgeler örtüşüyor!
Denetim raporundaki “kurumun bu duruma mahal vermesi” ifadesi, Karapınar’da yaşananların istisna olmadığını gözler önüne serdi.
Münavebe sisteminin fiilen işlemediği bir yapıda, kota yoğunlaşmasının, kaçak pancar trafiğinin ve çiftçinin piyasa gücünü kaybetmesinin kaçınılmaz hale geldiği değerlendiriliyor.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın gündeme gelen kaçak pancar ekiminden rahatsız olduğu ve bu alanda ağır yükümlülükler getirmeye hazırlandığı belirtilirken, diğer yandan Sayıştay denetçilerinin, Türkşeker’in kaçak pancar ekimine zemin hazırlayan münavebe sistemine fiilen uymadığını tespit etmesi Bakanlık yönetiminde dikkat çeken bir çelişkiyi ortaya koydu.
TÜRKŞEKER'de derin sessizlik devam ediyor!
Sayıştay raporunun ardından, Karapınar’daki kota düzenine, Çorum Şeker Fabrikası’na taşınan pancar miktarına, düşük fiyatlı sözleşmelere ilişkin Türkşeker’den hala bir açıklama gelmemesi, pancar kotası üzerinden kurgulanan rant düzenini daha da tartışmalı hale getirdi.