Hayvancılık

Ankara’daki 12 bin baş dişi hayvan krizi: Kanunda yasak yok, peki kesim neden durduruldu?

Ankara’da yaklaşık 12 bin baş dişi besilik sığırın kesiminin durdurulmasıyla başlayan tartışma, Türkiye hayvancılığında yıllardır çözülemeyen bir sorunu yeniden gündeme taşıdı. Kanunlarda açık bir dişi hayvan kesim yasağı bulunmazken, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yıllardır uyguladığı idari koruma mekanizmaları ile üreticilerin ekonomik beklentileri karşı karşıya geldi.

Abone Ol

Haber Merkezi / Tarımdan Haber'in 7 Haziran'da gündeme getirdiği; 'Ankara’da besicilerin "Dişi Hayvan" çıkmazı: Kesimliğe gelen 12 bin hayvan için zorunlu aşı kararı' başlıklı haberi, Türkiye hayvancılık sektöründe uzun yıllardır tartışılan "damızlık dişi hayvanların korunması" konusunu yeniden gündeme taşıdı.

Kamuoyunda çoğu zaman "dişi hayvan kesim yasağı" olarak bilinen uygulamanın yasal zemini yeniden sorgulanırken, uzmanlar tartışmanın yalnızca kesim meselesi olmadığını, hayvancılık kayıt sistemindeki yapısal eksikliklerin de gün yüzüne çıktığını belirtiyor.

Kanunlarda açık bir dişi hayvan kesim yasağı bulunmuyor

Mevzuat incelendiğinde, ne yürürlükten kaldırılan 4631 sayılı Hayvan Islahı Kanunu'nda ne de halen yürürlükte bulunan 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nda "damızlık niteliği taşıyan dişi hayvanların kesilmesi yasaktır" şeklinde açık bir hüküm yer almıyor.

Bu nedenle kamuoyunda sıkça dile getirilen "dişi hayvan kesmek kanunen yasaktır" söylemi teknik anlamda doğru kabul edilmiyor.

Ancak bu durum, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın uygulamalarının hukuki dayanağının olmadığı anlamına da gelmiyor.

Bakanlık hangi hükümlere dayanıyor?

Hayvancılık mevzuatında temel yaklaşım, damızlık değeri taşıyan hayvanların üretim amaçları dışında kullanılmaması üzerine kurulu.

4631 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesinde yer alan ve daha sonra 5996 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesinde sürdürülen düzenlemeye göre, damızlık belgesi ve soykütüğü kaydı bulunan hayvanların damızlık özelliklerini korudukları sürece amacı dışında kullanılmaması gerekiyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı da yıllardır bu hükmü; "Damızlık vasfı devam eden hayvanın kesime sevki amacı dışında kullanımdır" şeklinde yorumlayarak uyguluyor.

Bu kapsamda Bakanlık;

  • Damızlık materyalin korunması,
  • Buzağı üretiminin artırılması,
  • Sürü varlığının güçlendirilmesi,
  • Uzun vadede et arzının güvence altına alınması,

amacıyla çeşitli idari tedbirler yürütüyor.

Dişi hayvan kesim raporu sistemi nasıl çalışıyor?

2012 yılından itibaren uygulanan sistemde gebe veya damızlık niteliğini koruyan dişi hayvanlar için kesim raporu düzenlenmemesi esas alınıyor.

Buna karşılık;

  • Kısır,
  • İnfertil,
  • Tedavi edilemeyen üreme problemi bulunan,
  • Damızlık özelliğini kaybetmiş,

hayvanlar için veteriner hekim raporuyla kesim izni verilebiliyor.

Bu nedenle mezbahalarda kesim öncesi "Dişi Hayvan Kesim Raporu" talep ediliyor.

Yıllardır uygulanan temel prensip ise şöyle özetleniyor:

Damızlık niteliği devam eden dişi hayvan → Kesim yok

Damızlık niteliğini kaybetmiş dişi hayvan → Raporla kesim

Ankara’daki olay neden farklı?

Uzmanlara göre Ankara’da gündeme gelen yaklaşık 12 bin başlık olay, klasik bir damızlık düve vakasından farklı özellikler taşıyor.

İddialara göre söz konusu hayvanlar;

  • Damızlık işletmelerinde yetiştirilmedi,
  • Besi amacıyla satın alındı,
  • Aylarca besi programında tutuldu,
  • Kesim ağırlığına ulaştı.

Bu nedenle tartışmanın odağında şu soru yer alıyor:

Genetik olarak damızlık potansiyeli taşıyan her dişi hayvan, fiilen damızlık hayvan olarak mı değerlendirilmelidir?

Hayvancılık uzmanları, besi işletmelerinde 600-700 kilogram canlı ağırlığa ulaşmış ve kesim planlaması yapılmış hayvanların son aşamada damızlık materyal olarak değerlendirilmesinin mevzuatın amaçsal yorumuyla tam olarak örtüşmeyebileceğini ifade ediyor.

Mevzuatta tanımlanmayan üçüncü grup

Ankara’daki kriz, aslında mevzuatta açık şekilde tanımlanmamış yeni bir kategoriyi gündeme getirdi.

Bunlar; "Damızlık olarak yetiştirilmeyen ancak genetik olarak damızlık potansiyeli taşıyan besilik dişi hayvanlar."

Mevzuat mevcut haliyle iki grubu net biçimde tanımlıyor:

  • Damızlık sürü hayvanları,
  • Damızlık özelliğini kaybetmiş kesimlik hayvanlar.

Ancak Ankara’daki olaydaki hayvanlar bu iki grubun arasında yer alıyor.

Sorunun merkezinde TÜRKVET sistemi var

Uzmanlara göre yaşanan krizin temelinde kayıt sistemi bulunuyor. Bugün TÜRKVET sisteminde hayvanlar damızlık veya besilik statüsüne göre değil, büyük ölçüde cinsiyet bilgisi üzerinden takip ediliyor.

Bu nedenle damızlık potansiyeli bulunan dişi hayvanlar uzun süre besi materyali olarak kullanılabiliyor ve sorun ancak kesim aşamasında ortaya çıkıyor.

Hayvancılık çevreleri, eğer bir hayvan gelecekte damızlık materyal olarak değerlendirilecekse bunun kesim döneminde değil, üretim zincirine giriş yaptığı aşamada belirlenmesi gerektiğini savunuyor.

Amaç doğru, yöntem tartışılıyor

Sektör temsilcileri Bakanlığın;

  • Buzağı sayısını artırma,
  • Damızlık materyali koruma,
  • Yerli üretimi güçlendirme,
  • İthalat bağımlılığını azaltma,

hedeflerinin doğru olduğunu belirtiyor. Ancak bu hedeflere ulaşmanın yolunun kesime birkaç hafta kalmış besi hayvanlarından değil;

  • Düve merkezlerinden,
  • Damızlık işletmelerinden,
  • TİGEM kaynaklı damızlık programlarından,
  • Etkin soykütüğü sistemlerinden,
  • Erken dönem damızlık-besilik ayrımından

geçtiği ifade ediliyor.

Hayvancılıkta yeni bir düzenleme ihtiyacı mı doğuyor?

Ankara’da yaşanan 12 bin başlık dişi hayvan tartışması, aslında Türkiye hayvancılığının yapısal bir sorununu gözler önüne serdi.

Bir tarafta damızlık materyalin korunması ve buzağı üretiminin artırılması hedefi bulunurken, diğer tarafta kesim amacıyla besiye alınmış hayvanlar üzerinden yatırım yapan işletmelerin ekonomik beklentileri yer alıyor.

Uzmanlara göre kalıcı çözüm, damızlık hayvanı mezbaha kapısında değil, doğduğu andan itibaren tanımlayabilen, izleyebilen ve yönlendirebilen bir kayıt ve üretim sistemi kurulmasından geçiyor.

Aksi halde Ankara’da yaşanan benzer tartışmaların farklı illerde ve farklı dönemlerde yeniden gündeme gelmesi kaçınılmaz görünüyor.

Ne Olmuştu?

Bilindiği üzere Tarım ve Orman Bakanlığı, Ankara’daki besi çiftliklerinde bulunan yaklaşık 12 bin dişi Simental ırkı hayvan için "ücretsiz aşılama ve damızlık yapma" projesini devreye almış, ancak besilikten kesimlik aşamasına gelmiş hayvanların tohumlanması, Bakanlıktaki hayvancılık politikalarının sorgulanmasını gündeme getirmişti.

{ "vars": { "account": "UA-60615480-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }